Haberi okurken, gülmekten çatlayacaktım az kalsın...
Bu memleket, sahiden Nasreddin Hoca'lık...
Anlatayım da siz de gülün...
İki gün önce bir toplantı vardı...
Dünya Enerji Konseyi'nin Türk Milli Komitesi'nin 50'nci kuruluş etkinlikleri çerçevesinde bir muhabbet toplantısı...
Zaten iş daha baştan komik...
Enerjisi olmayan ülkesinin, enerji üzerine bir milli komitesi varmış, kurulalı 50 yıl olmuş da haberimiz yok...
Adı var kendi yok komite, 50'nci yaşını kutluyor.
İşte bu kutlama sırasında Demirel, kürsüye çıkıp anlatmaya başlıyor...
Bir ara notu:
Evren'in yaptığı bitmez tükenmez konuşmalarla, Demirel'in konuşmalarını birisi mukayese etse de, en çok hangisi konuşmuş öğrensek ne iyi olurdu...
Baba şöyle diyor:
"Birecik Barajı'nın temelini üç defa attım. Bana temel hazır, dediler gittim attım... İki yıl geçti, başbakan oldum, baraj ne durumda dedim, temeli hazır dediler, gittim gene attım. İki yıl daha geçti. Vaziyet nedir, dedim. Müzakereler devam ediyor, dediler. Gittim bir temel daha attım."
Anlıyoruz, Demirel şaka yollu, bürokrasiyi ve devletin ağırlığını eleştiriyor ama bu manzara dayanılacak bir manzara mıdır, elinizi vicdanınıza koyun...
Bu bürokrasi, başbakanı ve dahi cumhurbaşkanını kandırıyorsa gerisini siz hesap edin...
Hele hele Demirel gibi kurt bir siyasetçiyi tufaya nasıl getirebilirler?..
Olacak iş mi?..
Ama oluyor...
Bugün yarı yarıya bu yüzden karanlıktayız.
Elektriğe anamızın nikahını ödüyoruz...
Sokaklar, caddeler zifiri karanlık...
Büyük şehirlerin meydanlarında adam kesseniz, cesedi üç ayda bulunmaz...
Karanlığa mahkum durumdayız...
Neden diyeceksiniz?..
İşte Baba itiraf ediyor ya...
"Polis maaşları çok az... Maliye para vermiyor, öteki memur maaşlarını emsal gösteriyor. Büro elemanı memur ile canını tehlikeye koyan polis bir midir?"
Emniyet müdürü haklı...
Polis gerçekten dayanılmaz bir özveriyle çalışıyor.
Sokaklar psikopat kaynadığı için, korunması gereken şahsiyetleri polis koruyor...
Sokak ortasında kapışan kaynana-gelini polis ayırıyor.
Tribünlerdeki fanatikleri zapt etmek için polis didiniyor.
Hizbullah'ın cesetlerini bulmak için polis uğraşıyor.
Köprüye tırmanan müntehir adayını polis kurtarıyor.
Çantanızı kapan yahut arabanızı çalan ahlâksızı polis bulmaya çalışıyor.
Anladık, vatan millet aşkıyla çalışıyor ama...
Aç karnına da yürümez ki!..
Ayağında ayakkabısı, sırtında giyeceği olmayan...
Evinde çoluk çocuğunun karnı doymayan...
Bir sinemaya bile gitmekten mahrum...
Kiralarda sürünen, görevine otostop ile giden polis...
Bizim ayıbımız değilse, Tanzanya'nın ayıbı mı?..
Söyleyin!..