Birbirine dokunmadan, hatta birbirinden oldukça habersiz bir biçimde; birbirinden tamamen farklı gündemlerle yaşayan iki ayrı dünya var sanki...
Dünyaların birini hepimiz biliyoruz... Sıradan insanların, politikacıların, reklamcıların, gazetecilerin, halkla ilişkiler uzmanlarının yani hepimizin kucak kucağa içinde yaşadığımız, bildiğimiz dünya...
Öbürü ise, bilim adamlarının dünyası...
Geçenlerde Bilim Teknik'te çevirisi yayınlanan bir makale (Industrial Revolutions in the 2Ist Century- William Stanley R.) bu ikinci dünyada yaşanan büyük heyecanı biraz olsun paylaşmamızı sağlamaya çalışıyordu. Aslında başarıyordu da...
Eğer gözlerimizi kendi küçük gündemimize hepten çivilememişsek, William Stanley'in anlattıkları heyecanlandırmayacak gibi değil. Çünkü bilim dünyası, yirmi yıl içinde üç sanayi devriminin birden müjdesini veriyor.
Evet, bir değil tam üç devrim bir arada! Nanoteknoloji, enformasyon bilimi ve moleküler biyoloji alanlarında gerçekleşen bilimsel gelişmelerin hızla mühendislik uygulamalarında yer almasıyla, 21. yüzyılın ilk yirmi yılında üç büyük endüstri devriminin aynı anda yaşanması bekleniyor.
Ve bunun insanlık tarihinde bir benzeri yok.
Geçmişte, bir sanayi devriminin hayatımızı ne kadar değiştirdiğini düşünürseniz, yirmi yıl içinde birbiriyle içiçe yaşanacak üç sanayi devriminin hayatlarımızı nasıl tanınmaz hale getireceğini hayal bile edemiyor insan...
Örneğin, sonsuz küçüğe doğru keşfe çıkan Nanobilimi teknolojiye dönüştürmek için çalışan çalışma grupları, gelecekte elektronik devrelerden araba tekerleklerine kadar pek çok nesnenin "kendi kendini üretebilmesi"nin mümkün olacağını haber veriyor. Bunun sonucu, elektronik devre üretiminin bugünkünden belki binlerce kez daha ucuzlayacak oluşu...
Yaşanan Enformasyon Devrimi sayesinde, bilginin fiziksel yapısı daha iyi anlaşılacak ve böylece bilgi otobanlarında biriken (ve aslında yavaş yavaş yolu tıkamaya başlayan) çöplüklerin kaldırılması; işlevsiz bilgi yığınının yararlı bilgiye dönüştürülmesi mümkün olacak. Bilgiyi düzenleyip sunan makina ve algoritmalar üretilecek.
Hızla gelişen üç alandan biri olan moleküler biyolojideki ilerlemeler belki hepsinden yaşamsal... İnsan genomunun tümünün haritalanması bitti bitecek. Genetik bilimciler şimdi genomun hangi işlemleri kodladığı ve bunların nasıl bir işlevi olduğunu çözmeye çalışıyor. Bu bize, genetik açıdan değişikliğe uğratılmış bitki ve hayvanlar yetiştirme olanağı sağlıyor.
Beklenen üç devrimin vaadettikleri inanılacak gibi değil:
Nanoteknoloji sayesinde sıradan insanlar bugünkü süper bilgisayarlardan daha güçlü bilgisayarları üzerinde taşıyacaklar. İnsanların yanlarında taşıyacakları elektronik bilgi dağarcığı bugüne kadar yazılmış tüm kitapların içerikleri kadar büyük olabilecek.
Tenis topunun yarı büyüklüğünde yıldızlararası araçlar yapılacak. Bunlar o kadar hafif olacaklar ki, fırlatılma masraflarının lafı bile edilmeyecek. Taşıdıkları elektronik aygıtlar o kadar verimli çalışıyor olacak ki, komşu yıldızlara yolladığımız araçlar bugün kol saatlerimizde kullandığımız lityum pillerle bile çalışabilecek.
İnsan genomunun tümünün haritalanması bittiğinde bir insanın genetik haritasını çıkarmak bugün MR çektirmek kadar kolay bir iş haline gelecek. Doktorlar hastalığa tanı koyup bireyin özelliklerine uygun özel geliştirilmiş tedaviler uygulayabilecek.
Ve belki de en heyecan verici vaad:
Üzerimizde taşıyacağımız bazı aygıtlarla tüm yaşam deneyimlerimizi kaydedip gerektiğinde izleyebileceğiz. Tüm hareketlerimizin kaydediliyor olması davranışlarımızı etkileyecek. Özel yaşam dediğimiz şey bambaşka bir biçim alacak. Sadece bu bile, insan psikolojisine ilişkin bildiğimiz herşeyi altüst edecek...
Stanley William'ın yazısı "Gelecek Burada Başlıyor" sloganıyla bitiyor. Biz ise geleceğin başladığı o yerden binlerce ışık yılı uzakta geçmişin içinde bir yerlerde debeleniyoruz.