kapat

29.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamayalım!

Sizi bilmem ama "gün" kutlamaktan bana fenalık geldi. İki haftada bir özel bir günü kutluyoruz, yıllardır her fırsatta konuşmalar yapıyor, siyasetçilerle, kuruluşlarla yapılan toplantılara katılıyoruz, kadınlarla ilgili en ufak bir gelişme yok. Güneydoğu'da PKK'ya yataklık edenlerin bile hakları tartışılıyor, Güneydoğu kadınının çektikleri kimseyi ilgilendirmiyor. Başta bu bölge olmak üzere, Türkiye'nin birçok yerinde kadınların en vahşi şekilde öldürülmesi, bazı durumlarda ölümden beter işkence görmesi kimseye "kafa yorulacak kadar" önemli gelmiyor. Bu tür haberler basında yer alacak kadar sansasyonel, bile bulunmuyor.

Sokaklarda hayvan hakları için yürüyüş yapanlar var, kadın hakları için kimse tek adım atmıyor. Bu yıl da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için Lions Klüpler gibi bazı kuruluşlardan, ANAP gibi bazı siyasi partilerden konuşmacı olarak davet aldım (parantez içinde yine de takdirlerine çok teşekkür ediyorum) ama ben artık konuşmak istemiyorum.

Daha da doğrusu bu yıl Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamak istemiyorum.

Anayasayı değiştirmek gerekse bile, istediği konuda her türlü yasaya ve toplumun arzusuna karşı kararları çıkarabilen hükümetlerin yıllardır kadınlarla ilgili yasaları sürekli raflarda beklettiği..

Türk Ceza Kanunu'nda kadınlara karşı kesin ayırımcılık anlamına gelen maddelerin öylece durduğu..

Parlamentosuna ilk dönemlerdeki kadar bile kadın milletvekilinin giremediği bir Türkiye'de Dünya Kadınlar Günü kutlamanın ne anlamı var?

Cinsel taciz, koca dayağı, tecavüz gibi, kadının açıkça mağdur konumunda olduğu durumlarda bile halâ "Kimbilir ne yapmıştır bunu hak etmek için" kafasıyla olaya yaklaşılan bir ülkede Dünya Kadınlar Günü kutlamanın ne anlamı var?

ABD'nin yeni açıklanan İnsan Hakları Raporunda "Türk erkeğinin karısını dövdüğü" belirtilmiş. İşte size AB'ye adaylığımız sırasında hoş bir imaj. Biz yıllarca söyledik, şimdi de onlar söylüyor. Keşke diğer haksızlıkları da söyleselerdi.

Sonuç olarak; Kadının değil kadın, insan yerine bile konmadığı bir ülkede (itiraz edenler için işaret parmağım yine parlamentodaki koltukları gösteriyor) ben 2000 yılının 8 Mart'ını kutlamıyorum. Aksi fikirde olup, yiyip içerek konuşma dinlemek isteyenlere ise "İyi eğlenceler" diyorum!

Cezayı yasaklamak en iyisi!
Adalet Bakanı kararlı "beyaz sayfa" açacak ve cezaevlerini boşaltacak. "Cezaevlerindeki beklentinin hayalkırıklığına dönüşmek üzere olması" Bakan için önemli bir neden.. Nasıl olsa karşılıklı çıkarları iyi niyet gösterisini gerektirdiğine göre bu kez Cumhurbaşkanı'ndan da dönmez tasarı.. Rüşvet yiyen, ülkeyi soyan, içkili araç kullanıp trafik cinayeti işleyen suçluların hepsi "hayalkırıklığına uğramasınlar diye" diğerleriyle, daha hafif suçlardan hapse girmiş olanlarla birlikte bırakılıverir.

Toplumun hayalkırıklığı önemli değil. Bakan Türk, Yavuz Donat'a: "Eskiden af karşıtı faks, mektup çoktu. Şimdi tersine döndü" demiş. Ben asıl bunu merak ediyorum, nasıl oluyor da çoğunluk bir anda karar değiştiriyor?

En iyisi de FP'lilerin isteği bence: "Suç ve ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalksın. Suç işleyen herkes affedilsin"

Hattâ daha iyisi bile olabilir; Bir defada ceza kesinlikle ortadan kaldırılsın. Hiç kimse, bundan böyle hiçbir nedenle cezalandırılmasın.

Bizim ülkeye yakışmaz mı, ne dersiniz?

(Not: Bir sonraki adımda ceza vermeye kalkan hakim ve savcıları cezalandıralım.)

Fethullah Hoca iyi mi, kötü mü?
Milli Eğitim Bakanı "İrticai kitapları ayıklama operasyonu" başlatıyor ve Fethullah Gülen'in kitaplarını, öğrencilere tavsiye edilen kitaplar arasından çıkarıyor. Bunları tavsiye eden eğitimciler için de soruşturma başlatılacağı söyleniyor.

Başbakan Bülent Ecevit ise Bakan'ın kararından birkaç gün önce Fethullah Gülen'in okullarını takdir ettiğini, bu okulların irtica ile ilgisi olmadığını anlatıyor bir konuşmasında..

Aynı hükümette, aynı partiden iki siyasi.. Birbirinin tamamen aksi anlamına gelen uygulama ve sözleri bu kadar kısa zaman için yapar ve söylerse.. Halk inanmak için kimi tercih etmeli acaba?

Din devleti kurma amacı için o güne kadar herşeyin mubah olduğunu söylediği kendi ağzından belgelenen Fethullah Gülen Hoca'nın irticayla ilgisi var mı yok mu?

Keşke Bakan ve Başbakan aralarında anlaşıp bize öyle açıklasalar.. Bu arada Gülen'in okullarında verilen eğitimin tam olarak içeriğini de açıklarlarsa çok iyi olur.

Okurlarımız arasında merak edenlerin sayısı oldukça fazla da...

İlginç bir otopark!
İstanbulluların gayet iyi bildiği bir yerden söz ediyoruz, Akmerkez'in altındaki katlı oto parktan. Önceleri dolduğu zaman kapatılan ve yeni araç alınmayan bu otoparka şimdi isteyen doluyken girebiliyor ve girdiğine pişman oluyor. Çünkü buraya giriş serbest de çıkış serbest değil, 1 milyon lirayı ödemek zorundasınız çıkabilmek için..

Tatil ve bayram günlerinde, Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi özel günlerde ve Ulus Pazarı'nın kurulduğu Perşembe günleri ağzına kadar dolu olan parka giren yüzlerce araba, 4 katı defalarca dolaştığı ve duracak yer bulamadığı halde 1 milyonu ödeyerek çıkabiliyor oto parktan.

İnsanlara yapılan haksızlığı ve bu yoldan elde edilen haksız kazancın miktarını düşünebiliyor musunuz?

Burası elektronik aletlerle yönetilen bir otopark. İçeri giren ve çıkan araç sayısı belli. Dolduğu anda girişin kapatılması, eğer bu yapılmıyorsa araçlardan ilk yarım saat için ücret alınmayacak bir sistem kurulması lâzım. Böyle bir sistem, bildiğim kadarıyla, Capitol Alışveriş Merkezi'nde var.

Dünyanın en iyi alışveriş merkezi seçilen Akmerkez'de olmaması çok şaşırtıcı. Güvenlik görevlilerini binanın etrafına dikerek tek bir aracın bile 5 dakika için durmasına izin verdirtmeyen yöneticileri ne düşünüyorlar acaba?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır