O kadar çok şikayet geliyor ki, bir türlü önünü alamıyoruz. Ben her yazımdan sonra, sevgili okurlarıma "Lütfen bir yeri sigorta ettireceğiniz zaman, poliçenin arkasındaki o küçük yazıları muhakkak okuyun" uyarısını yapıyorum. Ama kim dinler ki, yine kuzu gibi hiçbir şeyi okumadan imza atıyorlar, tam sıkıştıkları zaman da "Amman Ahmet Vardar..." diye bana geliyorlar. Aslında sade sigorta şirketleri değil, insanlarımız da kabahatli... Nereye, nasıl, niçin imza attığımızı bir türlü bilemiyoruz. Sonra da başımız derde girdi mi, başlıyoruz bağırmaya...
Şimdi diyeceksiniz ki, "Pekiyi biz suçluyuz da, hırsızın hiç mi suçu yok" Hani bir hikaye vardır; adamın evi soyulmuş gitmiş karakola, derdini anlatmış. Karşısındaki memur başlamış ona sormaya... "Evi kitledin mi?... Kilit sağlam mıydı?... Neden boş bıraktınız?..." deyince, "Evet anladım memur bey ama hırsınız hiç mi suçu yok yahu!..." Sigorta şirketlerinin hiç mi suçu yok... Var tabii...
Hakan Çelik isminde bir vatandaşın arabasına bir başka araba çarpmış. Hem de park halinde iken... Adam arabanın plakasını tespit edmiş ve polisin tuttuğu kaza raporlarını da alarak EMEK SİGORTA'ya müracaat etmiş. Demiş ki; "Senin sigortaladığın araba bana çarptı. Çarpılan arabam şurada, gelin, bakın ve zararımı tazmin edin." İşte bundan sonra işkence de başlamış. Hakan bey, önce tespit ettiği 4 telefon numarasından aramaya başlamış, daha sonra da sonucu alabilmek için, 6 telefon numarası daha bulmuş. Devamlı EMEK SİGORTA'yı arıyor ama bir türlü muhatap bulamıyor. Sonunda birini yakalayıp, "Neden böyle yapıyorsunuz?..." diye sorduğunda, küstahça "Şirket politikası" cevabını alıyor.
Sürün babam, sürün... Bu işi kim icad etmişse, iyi icad etmemiş. Hadi insan kendi sigortasını kendisi seçer. Ama kazaya karıştığı bir olayda karşı arabanın sigortasını seçemez ya... Öyle bir hakkı da yok... İnsanlarımızı devamlı sıkıntıya sokan şu sigorta işinin halledilmesini temenni eder, vatandaşları da bu konuda daha dikkatli olmaya çağırırım.