kapat

29.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Yalpa..

PKK ile bağlantıları olduğu iddiasıyla tutuklanan HADEP'li üç belediye başkanı dört gün sonra serbest bırakıldılar.

Diyarbakır, Siirt ve Bingöl belediye başkanları hakkındaki tutuklama kararını 24 Şubat'ta Diyarbakır DGM vermişti.

Karara yapılan itirazı inceleyen üst mahkeme konumundaki 2 No'lu DGM "sanıkların gelir durumunu, sabit adrese sahip olmalarını ve sosyal durumlarını dikkate alıp dosyadaki delilleri karartamayacakları kanaatine vararak" tutukluluklarına son verdi.

Şimdi sorulacaktır:

Üst mahkemenin tutuklamayı kaldırma gerekçelerini, tutuklama kararını veren ilk mahkeme niçin dikkate almadı?

İki kararın kapsadığı dört gün içinde yer alan tek icraat, bu başkanların hükümet kararı ile görevlerinden alınmasıdır.

O nedenle de içerde ve dışarda şu kanaat oluşacaktır:

"Amaç HADEP'li başkanları indirmekti, bu yapıldı.."

Yani Türkiye, hukuki bir kılıf arayan hükümete yargının yardımcı olduğu bir danışıklı dövüş tezgâhı ile suçlanacaktır.

Çünkü HADEP'li başkanlar, henüz haklarındaki suçlardan yargılanıp hüküm giymeden seçildikleri koltuklardan indirilmişlerdir.

Bu aceleciliğin doğurduğu hukuk ihlâli, şimdi mahkeme sonunda çıkacak hükmü de zedeleyecektir.

"Ceza peşin kesildi, yargılama ve hüküm ona uyduruldu" denilecektir.

Türkiye, terör sonrası dönemin temel politikalarını belirlemekte gecikiyor.

Gecikme de hukuk devletini zedeleyen yalpalamalar doğuruyor.

Devletin amacı, terör döneminin bir daha geri gelmemek üzere kapanması olmalı.

Bu da doğru tedbirlerin cesaretle ve terör kışkırtıcılarına fırsat tanımayan bir çabuklukla alınmasını emrediyor.

Tavizin sınırı
Demirel'i ikinci kez Cumhurbaşkanı seçmek için hazırlanan "hediye paketi" bu uğurda katlanılan fedakârlığın son durağı olmalı.

Ama Fazilet, koyun pazarlığı peşinde.

Partinin kapatılması tehlikesini ortadan kaldıran değişikliğin yanında Erbakan'ı da hemen kurtarmak için fırsat kolluyor.

Bu kadarı fazla gelir.

Koalisyon liderleri Demirel'i "istikrar bozulmasın" diye istiyorlar.

İstikrarın şartı Demirel'se..

Demirel'in seçilme şartı da Erbakan'sa..

Böyle istikrara kimse inanamaz.

Ecevit, yapabileceğinin fazlasını yaptı.

Artık paket meclise gitmeli, ne olacaksa orada olup bitmelidir.

Kararlılık karşısında Fazilet "evdeki bulgurdan da olacağı"nı görüp mevcutla yetinecektir. Çünkü eli mahkum..

Erbakan'ın dönüşü, 28 Şubat'ı mahkum etmek demektir..

Demirel uğruna katlanılacak tavizleri Erbakan'a kadar götürmek, Demirel'e bağlı istikrar beklentisini de sabote etmek sonucunu doğuracaktır. Demirel'in garanti edeceği istikrar bile bunu taşıyamaz.

Demirel'i istikrar için kabul ettirmeye çalışan Ecevit, istikrarı Demirel için feda eden günahkâr durumuna düşmesin!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır