|
|
Ne olsa yiyorlar
Birtakım böcekler, kurbağalar tezgahlarda kiloyla satılıyor. Fareler de buğdayları yiyor diye, halka "Fare eti faydalıdır ve yenilebilir" duyurusu yapmışlar. Şimdi fare mare kalmamış... Ben onların yalancısıyım...
Başlamadan evvel Çinlilerin ünlü bir atasözüne değinmeden geçemeyeceğim. Çinli demiş ki; "Dünyada gökyüzünü gören ne tür canlı varsa yenilebilir..." Yani Çinliler bizim denizcilerin, "Denizden babam da çıksa yerim" sözünün daha da ilerisine gitmişler ve Allah ne verdi ise yiyorlar. Sakın ola ki, Çin mutfağı denince, o bizim Beyoğlu'nda veya lüks semtlerimizdeki Çin Lokantaları aklınıza gelmesin. Tabii onlar da Çin Lokantası ama öyle lokantaları Çin'de ara ki bulasın... Beş yıldızlı oteller hariç, sokaklardaki lokantalarda kedi, köpekten tutun da, yılan, kurbağa, her türlü deniz mahsülü ve fareye kadar herşey yeniyor.
FARE DİNLEMEZ
Söz açılmışken belirteyim, komünizmin en hızlı zamanlarında rejim çok sıkı, kuş uçurtmuyorlar. Ama komünist rejimin sözünü geçirtemediği yaratıklar da var. Bunlar fareler... Yapılan hesaba göre, fareler Çin köylüsünün ürettiği buğdayın yılda hemen hemen 16 milyonluk bir kısmını yiyorlarmış. Hiçbir ilaç ve hiçbir tedbir buna mani olamamış. Rakkam büyük rakkam... Bizim Türkiye'nin 1 yılda ürettiği buğdayı orada fareler yiyor. Düşünmüşler, taşınmışlar ve bir beslenme uzmanı vasıtası ile halka "Fare eti faydalıdır ve yenilebilir" diye bir duyuru yapmışlar. Bunun üzerine bu hayvana öyle bir hücum olmuş ki, şimdi yerinde yeller esiyor. Yani bu pratik çözüm sayesinde o zararlı hayvandan kurtulmuşlar. İster inanın, ister inanmayın ama ben onların yalancısıyım.
BİZDEN BİRİNİ BULDUK
Fotomuhabiri arkadaşım Olay Tan ile Çin'e gittiğimizde ilk yaptığımız iş, ana sokaklardan içerilere, ara sokaklara dalmak oldu. Çünkü gerçek Çin'i orada görecektik. Sahiden de öyle oldu. O seksen-yüz katlı gökdelenlerin aralarından içeri girdiğimizde zamanında filmlerde gördüğümüz Çin ile karşılaştık. Tek katlı ve iki katlı ahşap evler, balkonlardan sarkan çarşaflar, çamaşırlar ve o daracık sokaklarda satılan yiyecek, içecekler...
Balıkçıya benzer bir tezgahın önünde durduğumda, kurutulmuş bir sürü haşarat gördüm. Çoğunu da zaten tanıyamadım.
Birtakım böcekler, küçük küçük balıklar ve kurbağa yavruları tezgahlara serilmiş, kilo ile satılıyor. İçlerinde en tanıdığım bizim istavrit balığına benzer bir kurutulmuş balık idi... Nasılsa balıktır, bir şey olmaz diye bir tane aldım, şöyle bir diş atmam ile, yere fırlatmam bir oldu. Ne kurutulmuş balığa benziyordu, ne de hiçbir şeye... Hem tuzlamışlar, hem de reçele batırmışlar. Hem tatlı, hem tuzlu bir şey olur mu!...
Pekin ve Şanghay'da kaldığımız süre zarfında bir tek ördek lokantasına gidemedik. Tek tük ve nadide olarak bulunan bu lokantalarda sıraya girmeden yer bulamıyorsunuz. Zaten demin de dediğim gibi, o meşhur PEKİN DAK'ları Çin'de bulmak çok zor. Çünkü Çin o kadar kalabalık ki!.. O kalabalığa herhalde yetecek kadar ördek yetişmiyor... Canınız çektiği takdirde Taksim'deki, Etiler'deki Çin lokantalarında bulabilirsiniz.
Ara sokaklarda dolaşmaya devam ederken, bizim o Adana kebabının yapıldığı tezgaha benzer bir tezgah gördük. Mangal kömürün üzerinde şişlere geçirilmiş etler birden dikkatimi çekti. Çekik gözlü, beyaz şapkalı bir genç tıpkı Adanalılar gibi eline bir karton almış, ateşi körüklüyor ve bağırıyordu; "Semiz koyun bunlar, semiz koyun..." Önce şaşırdım, sonra Olay'a "Koş bu tarafa, bunlar galiba bizden" dedim. Ateşin üzerinde pişen ete baktım, aynen bizim şiş kebap gibi ama baharat yok... Sonunda ahbap olduk. Meğer Uygur Türkleri'ndenmişler. İsimleri Abdülkerim ve Hal Murat... Semiz koyun kebabı satan bu gençlerin Türkçesi bayağı bize benziyor. Tabii Türkiye'den geldiğimizi duyunca, çok sevindiler. Ben de hatırlarını kırmayıp, iki şiş kebap yaptırdım. Hani derler ya, "Arayan bulurmuş..." İşte biz de dolaştık, dolaştık, bizden birini bulduk.
TERTEMİZ SOKAK
Gezdiğimiz her iki şehirde de zenginlik ve fakirlik iç içe girmiş. Bir bakıyorsunuz, eski bir Çin mahallesi, bir bakıyorsunuz iki sokak sonra 100 katlı bir gökdelen... Özellikle Pekin ve Şanghay Çin kalkınmasına önderlik eden şehirler... Onun için burada yönetim çok iyi çalışıyor. Sokaklarda bir çöp dahi bulamazsınız. Yabancı sermaye ile teşvik edildiğinden, yüzlerce gökdelende binlerce yabancı firma iş yapıyor. Adamlar yabancıyı teşvik ediyor.
Bu yüzden şehirleri dolaşırken dünya markalarına da rastlamak mümkün... Özellikle yiyecek, içecekte hamburgercilik başını almış gidiyor. McDonald's hemen hemen her köşe başında var. Ayrıca Coca Cola da büyük reklamlarla satışlarını sürdürüyor. Ve size birşey daha söyleyeyim, (bizim dönercilerin kulakları çınlasın) Çin halkı da bu yeni ağız tadını çok sevmiş olacak ki, hamburgerciler tıklım tıklım... Bir akıllımız çıkıp da, orada sokak başında döner tezgahını kurmuş olsa, hayli para kazanırlar. Birkaç sene evvel gideceklerini duydum ama şu anda hiçbiri piyasada yok.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|