|
|
Masada beslediler sahada beslediler
Celal Doğan, Fener maçı öncesinde misafirlerini aslanlara atmadan önce doyuran Roma imparatorları gibiydi... Kebaplar gitti, pastalar geldi.. Fenerbahçe'yi masada besleyen Gaziantep, sahada da 5 gol yedirmeyi ihmal etmedi
GAZİANTEP maçları her takım için ayrı bir keyiftir. İzzet ve ikramın bininin bir para olduğu bu güzide şehre gitmek her kulüp için bir zevktir. Maç günü nelerle karşılaşacağını bilmeyen Fenerbahçe için de böyleydi. Fenerbahçe'nin "çiçeği burnunda" yönetimi, özel uçaklarının rahat koltuklarında bu ziyareti gerçekleştirirken, Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan da konukları için ziyafet sofrasını hazırlamıştı. Masalar kurulmuş, şişeler açılmış, kebap servislerinin arasında spor sohbetleri başlamıştı.
'BEŞGEN' PASTA
Fenerbahçe'ye üyelik rozetini yakasına takan Gaziantep Spor Başkanı Celal Doğan, değerli misafirlerini aslanlara atmadan önce besleyen Roma imparatorları gibiydi...
Dört dörtlük ikramın ardından sıra Cemil Turan'ın doğumgününe geldiğinde ikram alışıldığı gibi Antep'in meşhur kare baklavası değil, "beşgen" pastaydı. Bir gün sonraki maçın sonucu kimsenin aklına takılmadan, neler "yeneceği" bilinmeden, yarın yokmuş gibi asıldı herkes, pastalara.
İş bilenin, Başkanlık da oyuncusunu iyi satanın! Celal Doğan'ın İstanbul piyasasına sürdürdüğü 3 isim var. Ayhan, Johnson ve Preko... Üçünden kazandığı para 14,5 milyon dolar. Bunu düşündükten sonra ziyafete harcadığı parayı üstüne çok katlayarak getiren bir "yatırım" olarak görmek yanlış olmaz. Bütün bu ikramların ardında Fenerbahçeliler, yine ne "kazık" yedik, pardon, şimdi hangi futbolcuyu aldık diye iyiden iyiye düşünmeliler.
İKRAMDA KUSUR YOK
Celal Doğan, Antep'i "adam" etti, Gaziantepspor'u zaferlere taşıdı, şimdi de gözü Cumhurbaşkanlığı'nda. Açıkça söylüyor: "Ben futbolda da siyasette de başarılıyım. Daha yaşım genç. 76 yaşında başbakanımız ve bir o kadar yaşı olan Cumhurbaşkanımız var. Benim de sürem ve sıram gelecektir." Ancak Fenerbahçe rozeti takan Doğan, bir şeyi atlıyor. Fener'e gönül verenler, sonunda buruk günler yaşıyor...
Pazar sabahı Başkan Aziz Yıldırım, arkadaşlarıyla "bağ" evinin yolunu tuttu. Küçük kulübede sazlar çalınırken, ikramın arkası yine kesilmedi. Otelde öğlen kahveleri içilirken, Gaziantepli işadamı Bekir Okan, özel uçağıyla Hamdi Akın ve Nihat Özdemir'i getiriyordu.
Yönetim 11'i tamamlıyor, sıra sahadakilere geliyordu. Kebap ve soda tüketiminin birbirine paralel sürüklendiği 2 günün ardından, üstüne puro yakılacak bir maç için herkes tribündeki yerini aldı. Ama sahada eski takım vardı.
Yağ, un, şeker ve helva edebiyatı içinde sıkıntılarla yoğrulan bu futbolcular yumağını, "hadi koçum", "Maçı kazanın, parayı düşünmeyin" ateşlemeleri bile "gaza" getiremedi. Fenerbahçe'yi önce masada "besleyen" Gaziantep, sahada da "beşledi."
Yöneticiler uğradıkları şokun şaşkınlığında buz kesilip, kaldılar. Yedikleri midelerine "kalıp" gibi oturdu. Uğur Dündar, Erman Hoca'ya tansiyon sıkıntısını anlatmaya başladı. Şadan Kalkavan yöneticilik tarihinin en üzgün konuşmasını yaptı. Sayın Başkanın yanına hiçbir gazeteci sokulmaya cesaret edemedi. Emekli paşamız Atilla Kıyat asker kanıyla, dimdik konuştu: "Radikal önlemler alacağız" SPOR SERVİSİ
HER PAZAR ÖLÜRÜM BENİ KİMSE TUTAMAZ
Bu mağlubiyet, Fenerbahçeliler'i üzüntüye boğdu. "İyi ki doğdun Fener"le başlayan tezahuratlar, maçın bitimine doğru son şeklini aldı:
'Her pazar ölürüm,
beni kimse tutamaz
sen beni tutamazsın
hakemler tutamaz
bir uçurum gibi düşerim zirveden
Uğur Dündar beni tutamaz'
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|