kapat

26.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Güvenlikçi olmanın da bir kuralı olmalı...

Ülkemizde özel sektör geliştikçe, büyüdükçe ve bu büyümeye paralel olarak bir takım yan kuruluşlar da ortaya çıktı. Bunların en önemlilerinden biri, güvenlik görevlileri... Biliyorsunuz, eskiden bütün bankaların ve özel alış-veriş kurumlarının kapılarında polis beklerdi. Özellikle büyük şehirlerin polis teşkilatları, büyük bir personeli buralara bağlardı. Sonunda gerçekten alınan doğru bir kararla özel güvenlik teşkilatları kurularak, polisin bu angarya görevlerini üzerine aldı ve hala sürdürülüyor.

Buraya kadar hepsi güzel... Ama önemli olanı bu teşkilatlarda çalışanların iyi eğitilmiş olması... Çünkü güvenlik görevi yapan personele de aynen polislerin kullandığı silahlar veriliyor. Sanırım zaman zaman atış talimleri de yaptırılıyor. Kimi tabanca taşıyor, kimi makinalı... İşte bu yüzden taşıdıkları silahları görev sırasında nasıl tutacaklarını da iyi bilmeleri gerekir. Çünkü aldığım bazı şikayetler var. Özellikle bankaların önünde görev yapan koruma görevlileri taşıdıkları silahları müşterilere doğrultmamaları gerekir. Ama çoğu buna dikkat etmiyor ve adeta nişan alıyormuşcasına insanların üzerine tutuyor. Hani bir laf vardır, "Oynama boş tabancayla..." bir laf daha vardır o da, "Şeytan doldurur" derler. İşte o misal....

Bunun için özellikle banka önlerinde bekleyen özel güvenlikçilere buradan seslenmek istiyorum; Çok dikkatli olun, silahlarınızı insanların üzerine doğru çevirmeyin. Kimsenin kimseyi boş yere huzursuz etmeye hakkı yok. Şimdilik konuyu umumi yazdım. Bundan sonra tekerrür ederse, isim ve semt belirterek uyarı da yaparım.

Madem yapamayacaktınız, ne diye piyasaya çıktınız?...
Adamcağız taa 1997 yılında binasına asansör için anlaşma yapmış ve 45 bin Mark ödemiş. Ama ne görsün ki, 3 ay içerisinde teslim edilmesi gereken asansör hala bitmemiş... Anlattığım masal değil, gerçek...

ASMELSAN isimli bir firma kurmuşsunuz, piyasaya çıkmışsınız. Asansör yapıyoruz demişsiniz ama bu işi yüzünüze, gözünüze bulaştırmışsınız. Belki iyi bir mühendissiniz, belki de iyi bir teknisyen... Ama benim bildiğim bu işleri yapıyoruz diye ortaya çıkan adam, delikanlı olmalı, işinin ehli olmalı ve verdiği sözü tutmalı... Ne biçim bir baheneymiş o!... Parçaların bir kısmını yurt dışından getiremedik diyorsunuz. Niçin getirememişsiniz?... Tam getirecekken biri elinizden tutup da, mani mi oldu?... Arabanızın lastiği mi patladı?... Yoksa getirteceğiniz trenin lokomotifi mi bozuldu?... Böyle eften, püften şeylere karnımız tok... Anladın mı hemşerim?... Kuru gürültüye pabuç bırakmam, bunu böyle bilesiniz... Bu uyarımı da kulak arkası etmeye kalkarsanız, o zaman başınıza gelecekleri görürsünüz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır