Koalisyonu oluşturan üç partinin genel başkanı, önceki gün biraraya gelip, aralarında beliren "çatlakları onardıkları" izlenimini verdiler. Üçünün üzerinde anlaştığı anayasa değişikliği önerisi de imzaya açılacakmış.
Bu üç genel başkanın bir "temenni metni"ni masanın üzerine koymaktan başka yapabilecekleri bir şey yok. Zira, Anayasa'nın "Anayasa değişikliği oylamaları gizli yapılır ve grup kararı alınamaz" hükmü var.
Bu bakımdan, Süleyman Demirel'in süresini uzatmak için yapılması tasarlanan anayasa değişikliği, aslında, her bir milletvekili için "kişilik sınavı"na dönüşmüş durumdadır. Milletvekillerinin herbirinin isimlerinin önünde hangi ilden seçildikleri var. Hiçbirinin adının önünde Bülent Ecevit milletvekili, Devlet Bahçeli milletvekili, Mesut Yılmaz milletvekili yazmıyor.
DSP, MHP ve ANAP milletvekillerinin herbirinin geçecekleri sınav da budur. Genel başkanlarının çobanlığında, çalınan kavalın ardından giden bir sürünün mensupları mıdırlar; yoksa adı üzerinde, kanun yapma gücüne sahip milletvekilleri mi?
Çünkü, ne DSP'den, ne de MHP'den normal olarak Demirel lehinde, birkaç kendini bilmez kişi dışında lehte oy çıkabilmesi mümkün değildir. DSP'lilerin içinde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını kimin ipe gönderdiğini unutmayacak birçok ismi biz şahsen tanıyoruz. Gencecik insanları gülünç gerekçelerle ve toplumdaki aksi yöndeki gayretlere rağmen, darağacına gönderen parmaklara TBMM'de kim orkestra şefliği yapmıştı? Bunu unutan DSP milletvekilleri varsa, bir zahmet hatırlasınlar ve oy sandığının başına gittiklerinde genel başkanları ile vicdanları arasında bir tercih yapsınlar.
DSP'liler genel başkanlarının kendisini bu kadar alçaltmasına da direnmelidirler. Anayasa değişikliği önerisinde Cumhurbaşkanı olmak için yüksek okul mezunu olmak şartı muhafaza ediliyor. Bu hüküm, örneğin Ecevit'in Cumhurbaşkanı olma şansını kapayan anti-demokratik bir hüküm. Ecevit, daha önemli bir yürütme mevkii olan Başbakanlık yapabilir ama Cumhurbaşkanlık yapmaya ehil değildir. Böyle saçma şey olur mu. Bu saçmalığa bir insan kendi eliyle nasıl katkıda bulunur...
MHP'ye gelince, onun özelliklerinden birini "Türk milliyetçiliği" olarak biliyoruz. Türk dünyasının Sovyet döneminde, komünist diktatörlüğe karşı mücadele eden iki şahsiyeti vardı. Biri Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına gelen Ebulfez Elçibey. Rusya yanlısı bir darbe ile Elçibey devrilirken, Demirel'in buna nasıl katkısı olduğunu zahmet edip, 1993 haziran ayının gazetelerini karıştıranlar görürler.
MHP'liler bunu zaten biliyorlar. Birçoğu Elçibey'i Nahcivan'daki sürgün evinde ziyaret gitti. Şimdi elleri Demirel'e oy atmaya nasıl varacak?
Türk dünyasının ta Sovyet döneminde milli karakterdeki bir diğer lideri Özbekistan'da Muhammed Salih idi. İslam Kerimov diktatörlüğü, Muhammed Salih'i barındırmadı. Yürekten bağlı olduğu Türkiye'de de, İslam Kerimov'un gönlünü hoş etmek isteyen Demirel barındırmadı. Muhammed Salih, bugün Avrupa'nın bir ücra köşesinde.
MHP'liler bunu da biliyorlar. Oy sandığı başına gidince, genel başkanlarının Ecevit'le sıkıştığı eli mi hatırlayacaklar; kaldıysa "milliyetçi" vicdanlarını mı? İkincisi söz konusuysa, MHP'den, Demirel'e oy çıkmaz.
ANAP'ta zaten "Demirelperver"lerin sayısının pek cılız olduğu anlaşılıyor. Mesut Yılmaz'ın arkadaşlarını Demirel için ikna etme yönünde çok ciddi bir gayret göstereceği şüpheli. Göstermesine de gerek yok zaten.
Kaldı ki, 7 yıl süreyle Cumhurbaşkanı olan birisinin, anayasa değişse dahi yeniden seçilmesinin "hukuken" mümkün olmadığına dair ciddi görüşler var ortada. Yani, Demirel'in seçilmesi "hukuk”" açıdan da pürüzlü.
Dahası, 5+5 formülü tutar ve Demirel'in seçildiğini varsayarsak, bugün bir umacı gibi veya bir "şantaj aracı" haline dönüştürülen "istikrar" teranesinin, 5 yıl sonra tekrarlanmayacağının garantisi ne?
Düşünebiliyor musunuz, Türkiye, bir "bulunmaz Hint kumaşı" olduğundan, tek bir kişi için, onu 86 yaşına kadar ülkenin tepesine oturtma gayreti halinde olacak. Nüfusunun yüzde 65'i otuz yaşının altında bulunan bir ülkenin gençleri, orta yaşa gelene dek, ömründe eli bilgisayar tuşuna veya otomobil direksiyonuna değmemiş bir adamı tepede görecekler.
Türk olmanın dayanılmaz ağırlığı...