İnsan Hakları Derneği eski başkanı Akın Birdal, "İnsan Hakları Yatırı"na döndü... Bakanlar düzeyinde görüşmeler yapıyor. Dışardan gelen dışişleri bakanları bile bizim bakanlardan önce Birdal'ı ziyaret ediyorlar... Yatırı ziyaret eder gibi, hem de canlı yatır!..
İsveç'ten sonra, İsviçre Dışişleri Bakanı da, hem de Anıtkabir'den önce Akın Birdal'ı ziyaret etti.
Akın Bey'in sosyal ilişkilerinin zenginliği ve bu kadar sevilmesi beni ilgilendirmez...
Ben sadece iki konuyu merak ediyorum:
1- Akın Birdal'ın hiçbir kamusal hüviyeti yokken, yabancı dışişleri bakanlarınca öncelikle ziyaret edilmesi, bende bir Muz Cumhuriyeti'nde yaşıyormuşum hissi uyandırıyor...
Koca Türkiye bir yanda, Akın Birdal beyfendi bir yanda... Sizce de tuhaf değil mi?..
2- Akın Birdal bu yabancılara neler anlatıyor, onları nasıl aydınlatıyor?..
Benim bakış açıma göre...
Bu ülkenin dışişleri bakanlığı Akın Birdal'dan sonra geliyorsa...
Ya o Dışişleri'nde iş yoktur. Ya ziyaret edende iş yoktur...
Eğer vaziyet böyleyse, Akın Birdal da zaten bir anlam ifade etmez...
"Pamuk" gibi laf
Orhan Pamuk ne diyor:
"Benim nasıl Türk milliyetçiliği yapma hakkım varsa, onların da Kürt milliyetçiliği yapma hakkı vardır."
Doğrusu Pamuk gibi tertemiz bir laf...
Ama şu "milliyetçilik" dedikleri tarihe karışmadı mı?
Milliyetçilik eskiden gelişimin dinamosuydu, şimdi evrensel ve bölgesel kapışmaların motoru oldu...
Pamuk da bilir ya gene de soralım: Türkler'le Kürtler, milliyetçiliklerine mi sarılmalılar yoksa el birliği ile Türkiye'yi yükseltmeye mi?..
Tezimin özü şu: "Eğer cezaevlerine hakim değilsen, avukatların aranması hakarettir. Onları günah keçisi yapmaktır."
Tersinden de söyleyim: Cezaevlerine hakimsen eğer, avukatın aranmasına kimse itiraz etmez...
Bakınız, arazi mafyacısı Ayvaz Korkmaz, içeriyle bağlantıyı kuran bir sürü gardiyan ve cezaevi müdürünün adını verdi, polise... Bakanlık da soruşturma başlattı. Bu hadise, benim işaret ettiğim noktayı deşifre etmiyor mu?..
Bir söz daha: Cumhurbaşkanının cezaevine girerken aranması, evet, vatandaşta hoş bir eşitlik hissi uyandırır... Ama vatandaşlık makamı ile cumhurbaşkanlığı makamı asla eşit değildir...
Son söz: Avukatlık "güvenmemiz gereken" bir meslek dalıdır... Hakimlik gibi, savcılık gibi, doktorluk gibi, gazetecilik gibi... Bunların üzerine de "güvensizlik" inşa edersek yarın ne halt ederiz?..