|
|
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr
)
|
  
Kazlara dikkat!..
İngiltere'ye gidenler bilir. Trenden inerken ve binerken mekanik bir ses birkaç kez tekrarlar "Mind the gap ..... mind the gap". Başlangıçta ne demek istenildiğini tam olarak anlayamazsınız ancak kısa süre sonra, "boşluğa dikkat" denildiğini farkedersiniz. Trene binerken ya da inerken, trenle ineceğiniz yer arasında küçük bir boşluk var, inip-binerken ona dikkat edilmesi ve üzücü bir durum yaşanmaması için bu anons, trenin her duruşunda yapılır...
Geçtiğimiz günlerde Amerikan "Forbes Global" Dergisi'nin Şubat 2000 sayısında ilginç bir araştırma yayımlandı. Jack Anderson'un "Mind the geese" yani "kazlara dikkat" başlıklı araştırma yazısında, pek çok Avrupa ülkesinde, vergi yükünün dayanılmaz boyutlara ulaştığı tablolar ve grafikler halinde ortaya konuluyor ve hemen ardından da, devlet açısından önemli bir gelir kaynağı olan vergi mükelleflerine, onları gözetme anlamında, dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor.
Kazı bağırtmadan yolmak
Kazlara dikkat edilmesi gerektiği belirtilen, bu araştırma yazısının yayımlandığı derginin ilk sayfasında, iki fotoğrafa yer verilmiş. Bunlardan biri Jean-Baptiste Colbert'in, diğeri ise tüylü beyaz bir kazın fotoğrafı...
Jean-Baptiste Colbert, 1613-1683 yılları arasında yaşayan ve o dönemde Kral XIV Louis'in, Maliye nazırı olan bir kişi. "Vergileme sanatı" konusunda veciz bir sözü ile tarihe geçmiş. Şöyle diyor Colbert, "vergileme sanatı kazı bağırtmadan, ondan mümkün olduğu kadar fazla tüy almaktır."
Bu söz bizde de çok tutuldu. Bu doğrultuda, bazı deyimler geliştirildi. "Kümesteki kazlar", "kümesin dışındaki kazlar", "yaban kazları" gibi... Bazen de yeni bir vergiye ya da mevcut vergi yüküne tepki gösterilirken, "kazın üzerinde yolunacak tüy kalmadı" gibi benzetmeler kullanıldı...
Yabancı ülkelerde durum nasıl?
Yabancı ülkelerde de, vergi mükellefleri "vergi yükü" açısından hayatlarından pek memnun değiller. Değişik adlar altında çok sayıda vergi alınıyor. Üst üste koyunca da, ciddi bir yük getiriyor. Örneğin Fransa'da, kurumlar vergisi, gelir vergisi, ek gelir vergisi, servet vergisi, KDV, işçi ve işveren sosyal güvenlik ödemesi adları altında yapılan ödemelerin toplam oranı yüzde 193'ü buluyor. Bu oran; Belçika'da yüzde 171, İtalya'da yüzde 154, Almanya'da yüzde 143, İngiltere'de yüzde 109, en düşük de ABD'de, yüzde 90... Önümüzdeki günlerde, bu oranları ve ayrıntılarını ayrı bir yazı olarak ele alacağız.
Vergi yükünün, Gayrisafi Milli Hasıla'ya (GSMH) olan oranında ise, İsveç yüzde 53 ile başta geliyor. Bu oran 1970'de yüzde 40 idi. İsveç'i, izleyen diğer ülkeler ve oranlar da şu şekilde; Danimarka 49.3, Fransa 45.2, İtalya 43.5, Kanada 38.6, İngiltere 37.6, Almanya 37.1, İspanya 34.2, Yunanistan 33.7, Türkiye 29.8, Japonya 28.8, Meksika 15.5. Bunu da vergi türleri itibariyle, her ülkeyi ayrı ayrı ele alarak, bir yazı konusu yapacağız.
Şu anda, birçok ülkede, vergi yükünün fazla olmasından kaynaklanan sorunlar yaşanıyor. Sermaye ve tasarruflar başka ülkelere kayıyor. Bazı ülkelerde, önlem olarak vergi oranları aşağıya çekiliyor, bazılarında da bu yönde çalışmalar yapılıyor.
Hedef belli; kazlara dikkat etmek ve onları bağırtmadan yolmak!..
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|