


Siyaset ve gözyaşı
Geçtiğimiz haftalarda Fazilet Partisi'nde hava "bulutluydu." Ortalık, "toz dumandı." Şimdi ise... Sular yavaş yavaş duruluyor.
Recai Kutan'a "partinin içinden" önce...
"Başka bir konuyu" sorduk.
Fazilet'in "Cumhurbaşkanlığı oylamasını" Erbakan pazarlığına çevirme stratejisini...
- Ne dersiniz Sayın Kutan?
- Hayır... Çok açık söylüyorum... Net... Cumhurbaşkanlığı seçimi bağlamında... Pazarlık bağlamında... Erbakan meselesi hiç gündeme gelmedi.
- Gelebilir mi?
- Hayır... İma yoluyla dahi olsa, hiçbir yerde, böyle bir konuşma olmadı... Olmaz da.
***
Dün Meclis'teydik.
Muharrem Sarıkaya ile birlikte, Recai Kutan'ın çayını içtik.
- Recai Bey, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, ANAP'a mı geçiyor?
- Parti içinde en ufak bir sıkıntısı yok... Fazilet'ten kopmaz... Bu konuda da en ufak bir endişem yok.
***
Fazilet'in kongresinde "neler" olur?
Kutan'ın... Bülent Arınç'ın... Abdullah Gül'ün "oyları... Şansları" ne durumda?
Recai Bey "gülerek" şöyle dedi:
- Eğer ben yeniden seçilirsem... İki taraf da "bana bağlı olarak" çalışırlar.
- Ya onlardan biri seçilirse?
- Bu defa da ben Recai Kutan... "Seçilenin altında" aynı heyecanla görev yaparım.
- Partiden "kopma" olabilir mi?
- Kopma ihtimali sıfır.
***i
İki gazeteci ile bir parti lideri, bir araya gelecek de...
"Cumhurbaşkanlığı seçimi" konuşulmayacak... Bu mümkün mü?
- Sahi Recai Bey, ne olacak?
- Halk seçsin... Sayın Demirel'in de bu seçime katılmasına imkan sağlansın.
- Ama artık çok geç.
- Hayır, hayır... Halka gidilmesi yolu hâlâ açık... Kesinlikle iş işten geçmiş değil.
- Nasıl olacak?
- Meclis'te önce bizim önerge... "Halk seçsin" önergesi oylanacak... Oylama gizli olduğuna göre... Bence "halk yolu" açık.
- Sizce bu yola gidilebilir mi?
- Halkın yüzde 60'ı... Hatta 70'i diyor ki... "Neden biz seçmeyelim?"
***
Aslında "halka gidebilsek..."
"Gerçek demokrasiyi" bir getirebilsek...
"Son sözü" halk söyleyebilse...
Sadece Çankaya konusu değil, "bütün sorunlar" çözülecek.
Ama bizim sistemde...
Lider "delegeyi seçer."
Delege de "lideri."
Ve sonra lider "hepimizin adına" karar verir.
***
- Recai Bey... İran'daki seçimler?
- Söylenecek iki söz var... Birincisi... Seçim sonucu doğru değerlendirilmiyor.
- Ne gibi?
- Temelde bir değişim yok... Ana felsefe aynı.
- Söyleyeceğiniz "ikinci söz" nedir?
- İran'da, özgürlüklerin sınırı konusuda bir gelişme var... Yani, İran tipi demokrasi talepleri... Bu iyi bir gelişme.
***
Recai Bey "Genel Merkez'e" gidecekti.
Bizler de "gazeteye."
Meclis'ten "birlikte" çıktık.
Çıkarken "gençten... Fidan gibi" biri Recai Bey'e yaklaştı.
"Derdini" söyledi.
Derdi "işsizlik... Çaresizlik."
Recai Bey'in "bizlere... Çevreye" fark ettirmemeye çalışarak... Cebinden çıkardığı beş milyonu... Gencin avucuna sıkıştırdığını gördük.
"Aslan gibi delikanlı" utandı, sıkıldı.
Ve parayı aldı.
Baktık, "ağlıyordu."
***
İşte bütün konulardan... Öteki sorunlardan "daha önemli olanı" bu.
Ankara'da karın altında, "çaktırmadan verilen ve gözyaşları içinde kabul edilen" beş milyonluk.