Gerçi benzetme belki de yerinde değil ama artık bu işin suyu o kadar çıktı ki, o yüzden bu benzetmeyi yapmak zorunda kalıyorum. Ve insanlarımızdan bu benzetmeyi yaptığım için özür diliyorum.
Bildiğiniz gibi birkaç ay önce ilk defa devlet personeli olacaklar için bir sınav yapıldı ve sonuçları da ilan edildi. Ancak bundan sonra izlenecek yol nedir, ne olacak, ne bitecek kimse bilmiyor... Ortada hala muallakta olan birçok soru var. Bildiğim kadarıyla şu günlerde bazı bakanlıklar kadro ihtiyaçlarını tespit ettiler ve bildirdiler. Bir kısmı ise, tespit aşamasında... Ama bu tespitler hangi hızla devam ediyor?... Kaplumbağa hızıyla mı, yoksa jet hızıyla mı?... Bir sürü gencimiz halen belirsiz olan bu konuda, neyi ne zaman yapacaklarını bilemeden karamsar bir bekleyiş içindeler.
Sanıyorum devlet memurluğu sınavına 1 milyon 300 bin kişi girdi. Bunlardan sadece 380 bin kişi sınavı kazandı. Ve bu insanlarımız halen beklemede... Bir yerden kulağıma çalındığına göre, atamalara ilişkin yeni yönetmeliği Devlet Bakanı ve Maliyeden Sorumlu Sümer Oral imzalamadığından 2000 yılına yetişmemiş... Yani atamalar 1 yıl sonrasına ertelemenme durumunda...
Zaten alınacak memur sayısı malum... Bu insanların devlete olan 1 yıllık maliyeti o kadar çok büyük bir miktar değil, kimsenin gözüne batmasın. Zira onlara ödenecek olan 90 trilyon şimdiye kadar devleti yüzlerce kez çarpan ve katrilyonları götüren üç-beş kişinin cebine doldurduğu paradan daha az ve daha küçük bir miktar... Bana kalırsa çoğu işsiz olan devlet memuru adaylarını bir an önce göreve başlatmak gerekir. Onları yukarıda belirttiğim gibi, yem borusu çalarak bir süre avutabilirsiniz ama sonunda kaybedenler bu yem borusunu çalanlar olacaktır. İnsanlarımızı aldatmaya kimsenin hakkı yok...