Nereden nereye geldi İran... Radikal molla diktasından, "Yeter artık.. Sizden bıktık.. Reform istiyoruz" çığlıklarının yankılandığı bir ülke artık.. Ve İran halkı gözlerini Cumhurbaşkanı Hatemi'ye dikmiş bekliyor.. Verdiği sözleri yerine getirmesini istiyor..
Ülkeyi demokratikleştirmesini bekliyor..
Radikal molla tahakkümü istemiyor..
Kılık kıyafet yasağının kalkmasını istiyor..
İstediği müziği dinlemek, istediği TV'yi seyretmek istiyor..
Kadın erkek eşitliği istiyor..
Batı dünyasına dönerek, uygar dünyanın bir parçası olmak istiyor..
Ülkesinin normal bir ülke haline gelmesini istiyor..
Son 21 yılda, mollaların lehine müthiş artmış olan sınıf farkına kızıyor..
İşsizliğin azaltılmasını bekliyor..
Ekonominin düzelmesi için reform istiyor..
Bu listeyi alabildiğine çoğaltabilirsiniz.. Peki Hatemi acaba bütün bunları yapabilecek mi?
Halk, ezici bir çoğunlukla, bütün bunları yapması için ona yetki verdiğine göre, yapabilir..
Ama Hatemi, acaba ne kadar süre içinde halka söz verdiği reformları hayata geçirebilecek?
Bize göre, bugünden yarına sihirli bir dokunuşla her şeyi değiştiremez. Zaman lazım kendisine..
Ama hızla yapabileceği şeyler de var.. Hele bir seçimlerin ikinci turu yapılsın, parlamento tam şekillensin, o zaman bir süre önce gözlemlemeye başladığımız ağır değişimin hızlanması beklenebilir..
Hele hele Hatemi, sanıyoruz, Cumhurbaşkanlığı'nın 2'nci döneminde iyice bastırabilecek güce ulaşacak.. İşte esas kökten değişim sanırız, bu dönemde gerçekleşecek ve adamakıllı radikal değişimler olacak bunlar..
İran'da insanlar artık, "ABD ile konuşmak günah değildir" cümlesini açık açık telaffuz edebiliyorlar.. Washington ile siyasi diyalog bekliyorlar..
İran'da başlayan değişim, "korku üzerine kurulu, içine kapalı rejimlerin" bir gün mutlaka yıkılacağının da bir göstergesi..
İran şimdi kalkacak, en büyük düşmanlarından biri olarak ilan ettiği Suudi Arabistan ile de iyi ilişkiler içine girmeye başlayacak..
Humeyni tarafından Büyük Şeytan olarak ilan edilen Washington'la ilişkiler ise, rejimin en belirgin değişim sürecine işaret edecek..
Yeni İran'ın, Türkiye ile ilişkileri de çok önemli.. PKK'yı tamamen dışlamadan, kimyasal ve biyolojik bombalar atabilecek füzelerin üretiminden vazgeçmeden ilişkilerimizin normalleşmesi zor görünüyor..
İran, "Bölgede barışı tehdit eden bir ülke değil, barış için elini uzatan bir ülke" konumuna geçmelidir.. Çünkü İran, Humeyni ve onun uzantıları sayesinde, barışı tehdit eden bir ülke haline getirilmişti..
Hatemi'nin en önemli ve belki de en zor kararlarından biri, işte bu konuda olacaktır.. Büyük bir kültürün mirasçısı olan bir ülke ve onun halkına da, savaş yerine barış isteyen bir yönetim yakışacaktır..
Güvenlik güçleri ve adalet sisteminin de demokratik bir ülkeye yakışır hale getirilmesi gündeminde olacaktır Hatemi'nin..
İran Cumhurbaşkanı'na, yürüyeceği bu yeni ve çok zor yolda başarılar diliyoruz..
İran halkını da molla rejimini reddetme cesaretini ve kararlılığını gösterdiği için kutluyoruz.. Yolunuz açık olsun..
Yanıbaşımızda artık gerçek anlamda demokratik bir İran Cumhuriyeti görmek arzusundayız.. Sadece biz değil, hemen herkes bunu istiyor..