kapat

23.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Dreyfus davası - Pınar Selek davası

Dünya Adalet Tarihi'nde, birtakım korkunç yanılgılar yanında, bir yığın da kasıtlı bir senaryo sonucunda verilmiş düzmece kararlara rastlanır.

Bunlardan en ünlüsü, 100 yılı aşkın bir süre önce hem Fransa'yı allak bullak etmiş, hem de dünyayı ayağa kaldırmış olan Dreyfus davasıdır.

Dreyfus, zengin bir Yahudi ailesinin Fransız ordusunda subay olan oğluydu.

1894'de Fransız Savaş Bakanlığı'nda çalışırken, Alman Askeri Ataşesi'ne Fransız ordusunun sırlarını satmakla suçlandı.

15 Ekim 1894'te tutuklandı, suçlu bulundu, ömür boyu hapse mahkum edildi ve Fransız Guyanası açıklarında ünlü Şeytan Adası'ndaki cezaevine kondu.

Yargı sırasında ortaya konan kanıtlar yetersizdi. Yargılamada izlenen yöntem de, normal bir uygulamanın çok dışındaydı.

Ne var ki, koyu Yahudi düşmanı bir kesimin başını çektiği bazı ırkçı gazeteler, kararı alkışladılar ve Dreyfus'u "Fransız Yahudileri'nden beklenebilecek bir sadakatsizliğin simgesi" olarak ilan ettiler.

Ancak Dreyfus'un yargılanma biçimini de, çarptırıldığı cezayı da doğal bulmayan ve içine sindiremeyen bazı yürekli kişiler de vardı. Bunlardan biri de, yine Fransız ordusunda Yarbay olan Georges Picquart'dı.

Picquart, Dreyfus'un suçlanmasına neden olan elle yazılmış bir mektubun; yine Fransız ordusunda Binbaşı olan Esterhazy tarafından yazılmış olduğunu kanıtladı.

Picquart hemen görevinden alındı.

I.Dünya Savaşı'nda Fransa'nın Başbakanlığını üstlenecek olan Georges Clemenceau, o sıralarda gazetecilik yapıyordu.

Sosyoloji biliminin kurucularından sayılan Emile Durkheim ile birlikte, şiddetle olayın üstüne gitti. Bazı gazeteci ve senatörler de Clemanceau'yu destekliyorlardı.

Dreyfus'un başını yakan kişi de yine Fransız ordusundaki bir binbaşıydı. Adı Hubert Joseph Henri'ydi. Dreyfus'un suçlanmasına neden olan ve gerçekte binbaşı Esterhazy'nin yazdığı mektubu o ortaya çıkarmış, buna karşılık Dreyfus'un lehindeki bazı kanıtları da gizlemişti...

Binbaşı Esterhazy de Askeri Mahkeme'ye çıkarıldı, ama aklandı.

Dreyfus'un suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışan Yarbay Picquart ise tutuklandı.

Bunun üstüne Dreyfus davasının yeniden görülmesi gerektiği konusunda güçlü bir akım başladı Fransa'da.

Ve büyük Emile Zola, Clemanceau'nun gazetesinin ilk sayfasını kaplayan o tarihsel "suçluyorum" yazısını yazdı.

Zola, Fransız Savunma Bakanlığı'nı, gerçek suçluyu saklayıp, bir suçsuzu cezalandırmakla suçluyordu.

Fransa ikiye bölünmüştü. Irkçı ve şoven çevreler, Dreyfus'u savunanları; Fransa ordusunu küçük düşürmeye çalışan, Fransa düşmanları olarak damgalıyorlardı.

Dreyfus'un suçsuz olduğunu iddia edenler ise, "kişi özgürlüklerinin ordu prestijine feda edildiğini; askeri otoritenin, Cumhuriyetçi sivil otoriteden bağımsız, başına buyruk hareket ettiğini" savunuyorlardı.

Dreyfus'un yeniden yargılanmasını isteyen bir dilekçe açıldı imzaya.

Dilekçeyi en başka Anatola France, Marcel Proust gibi evrensel ündeki yazar ve aydınlar imzaladılar.

Bu arada Emile Zola yazdığı ünlü yazıdan ötürü bir yıl hapse mahkum oldu. Dreyfus'un suçsuzluğuna inananların toplumsal gücü büyüdükçe büyüyordu. Sahte belge ve yalanlarla Dreyfus'u mahkum ettirmiş olan Binbaşı Henri, sahtekarlık yaptığını açıkladı ve intihar etti.

Gerçek casus Binbaşı Esterhazy, Londra'ya kaçtı.

Dreyfus davası yeniden başladı. İşe bakın ki, Askeri Mahkeme bir kez daha suçlu buldu Dreyfus'u..

Duruma Cumhurbaşkanı müdahale etti ve affetti Dreyfus'u.

1906'da sivil bir mahkemede Dreyfus tekrar yargılandı ve aklandı.

Parlamento da, Dreyfus'un eski işine dönmesini sağlayan bir yasa çıkardı.

Dreyfus, 12 yıllık bir hapisten sonra subay olarak Fransız ordusuna geri döndü. Kendisine de ödül olarak hemen "Legion d'honneur" nişanı verildi.

10 yıl önce de bir heykeli dikildi Raspail bulvarının bir kıyısına...

Bizdeki Pınar Selek davası da basından büyük yankılar yarattı. Pınar Selek, Mısır Çarşısı'nda, 7 kişinin ölümüne neden olan patlamanın bombacısı olarak suçlanıyor ve kendisi tutuklu...

Bomba uzmanları ise patlamanın, bombadan değil, tüpgaz'dan kaynaklandığını belirten raporlar yazmışlar.

Zülfü Livaneli, Yıldırım Türker, Ayşe Düzkan, Perihan Mağden, Semra Somersan, Duygu Asena ve daha birçok kalem, Pınar Selek davası üstünde yoğunlaştılar.

28 Şubat'da tutuklu Pınar Selek'in davası var. Yargı ne karara varacak bakalım?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır