Tom Cruise ve Nicole Kidman'ın başrollerini oynadığı "Gözleri Tamamen Kapalı" filminden sonra yeni vizyona giren "Amerikan Güzeli" de seyredenleri ikiye bölüyor:
İzleyenlerin çoğunluğu keskin bir tavır gösteriyor. "Fena değil", "Eh işte", "İdare eder," diyenler pek az. Filmden çıkanların tepkisi ya "Çok beğendim" ya da "Hiç beğenmedim" şeklinde. Bu ak/kara tercihin izleri medyada da görünmeye başladı.
Örneğin SABAH yazarı Ruhat Mengi, "Amerikan güzeli... Ne balon ama!" diye başlık koyduğu dünkü yazısında, filmin hem senaryosunu hem yönetmenini yerden yere vurdu: "Aile düzenine isyan eden, ana babaya düşman çocuklar, birbirine düşman karı kocalar, çocuğunun arkadaşını cinsel sorunlarının çözümü gören bir baba, ailesini gözü görmeyen iş budalası bir kadın, homoseksüel bir başka baba, ayrıca homoseksüel bir çift. Filmde normal tek bir karakter yok."
Öte yandan genellikle politikayı konu edindiği yazılarında uzlaşmacı ve ortayolcu çizgi izleyen Milliyet yazarı Derya Sazak, geçen günkü yazısında bu filmi hararetle tavsiye ediyordu: "Pazar günü 'rutin'in dışına çıkmak isterseniz, 'Amerikan Güzeli'ne gidin. Beğeneceksiniz!"
Kevin Spacey ile Annette Bening'in başrolleri paylaştığı film tam 8 dalda Oscar'a aday gösterildi.
Şimdiden şu belli omuş durumda: Filmin ödül alması da çok tepki çekecek, almaması da!
Emre AKÖZ