kapat

23.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İşte mektubun tam metni
Ünye Cezaevi'ndeki Y.'nin İpekçi Cinayeti ile ilgili şok mektubu, konuyla ilgili çevrelere bomba gibi düştü. İşte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nı harekete geçiren mektubun tamamı...

04.11.1999 tarihinde Genel Müdürlüğünüz'e göndermiş olduğum dilekçemde olayla ilgili bilgilerimi talebim olan Bilecik E Tipi Kapalı veya Eskişehir Özel Tip Kapalı cezaevlerinden birisine naklim yapılıp can güvenliğim sağlandığı takdirde ilgili mercilere detayları ile açıklayacağımı beyan etmiştim.

Genel Müdürlüğünüzün yazısında gerekli bilgileri vermem ve de vereceğim bilgilerin doğruluğu karşısında talebimin yerine getirileceği başsavcımız sayın Erol Tosun bey tarafından tarafıma tebliğ edilmiştir.

Abdi İpekçi olayının ilk görüşmesi 1978 Kasım ayı içersinde ÜGD İstanbul ve Aksaray ilçe binasında Abdullah Çatlı, Mehmet Şener, Oral Çelik, Mehmet Ali Ağca, Yalçın Özbey ve benim tarafımdan yapılmıştır. Konuyu yani İpekçi'nin ortadan kaldırılacağını Abdullah Çatlı gündeme getirmişti. Çatlı bu görüşmede İpekçi'nin ortadan kalkmasına konunun direkt muhataplarının (Kemal Derinkök BANKACI) Abuzer Uğurlu olduğunu bu işi genel merkezin de onayladığını söylemişti. Bu görüşme kısa olmuştu. Birkaç gün sonra Abuzer Uğurlu'ların İstanbul Kadıköy'deki Efes İşhanı'nda detaylı bir görüşme yapılacaktı.

Uğurlu'ların Efes İşhanlarındaki görüşmede Abuzer Uğurlu eski MİT'çi Şahin Tolunoğlu, Abdullah Çatlı, M.Şener, Yalçın Özbey, M.Ali Ağca ve ben bulundum. Bu görüşmede Uğurlu İpekçi'nin elinde bir dosya olduğu Bekir Çelenk, Tuncay Mataracı ve Gün Sazak ile görüşüp onlara ince sorular sorduğunu ve önemli bilgiler elde etmiş olduğunu önümüzdeki günlerde bunları gazetede (Milliyet'te) tefrika edeceğini ve bunun da birçok şeyin sonu olacağını bunun gazetede yayınlanmasını önleyemediklerini hatta Milliyet Gazetesi'ni satın alma girişiminde bulunduklarını iş ortağı ve hemşehrisi Kemal Derinkök aracılığıyla gazeteyi alma girişiminde bulunup çeşitli yollardan baskı yaptıklarını ama buna İpekçi'nin karşı çıktığını, sahibi Ercüment Karacan'ın da ona uyduğunu bunun için de başka çıkış yolu kalmadığını İpekçi'nin ortadan kalkması gerektiğini, bu konuda genel merkezin de haberdar olduğunu ve hemen çalışmanın başlatılması gerektiğini söylemişti.

Çatlı, Uğurlu'ya, dosyayı İpekçi'ye ulaştıran kim demişti. Uğurlu polisin veya MİT'in içindeki bir gruptan olabilir cevabı gelmişti.

Uğurlu olayda koruma görevini kendilerinin olacağını, MİT'in bazı arkadaşlarımız da işin peşinde olacaklardır. Müsterih olmamız önerilmiştir.

Uğurlu'nun, Derinkök'ün, Bekir Çelenk'in partiye maddi destek olduklarını biliyorduk. Görev bölümü yaptık. M.Şener o zamanlar Fen Fakültesi'nde öğrenciydi ve Cağaloğlu'nda Milliyet'in yakınında bir işhanında çay ocağı işletiyordu.

UZUN UZUN İZLEDİK
Şener'i İpekçi'nin gazeteye geliş gidiş saatlerini arabasının park yerini, arabayı kendisinin kullanıp kullanmadığını, gelip giderken yalnız olup olmadığı bilgisini verecekti.

Yalçın Özbey, Mehmet Ali Ağca ve ben de; İpekçi'nin eve geliş gidiş saatleri sokak durumu, sokaktan açılan yollar bağlantılı olduğu cadde ve sokakları... Çatlı silah işini Oral'sa pasaport işini çözecekti. Bütün bu ön çalışmalar yapılıp 1979 yılının Ocak ayında iş bitecekti.

Bu arada Taksim'de İntercontinental Oteli'nin arkasındaki parkın karşısındaki dar sokakta Yalçın Özbey tarafından bir ev tutuldu. Ev giriş katıydı ve eski bir binaydı. M. Ali Ağca da Aksaray'da kaldığı Dali otelinden bu eve taşınmıştı.

Olayda kullanılacak araba bir Anadol bir de Reno'ydu. Bu arada bütün ön çalışmalar tamamlanmış fakat İpekçi'nin Ankara'ya fazla gidip gelmesinden olay erteleniyordu. Olayın biteceği yer en ölü noktaydı. İpekçi'nin Teşvikiye Emlak Caddesi'nden evinin sokağına döneceği yani karakol sokağının başıydı. Nihayet İpekçi'nin Ankara'ya gittiğini bir gün sonra döneceğini bütün programının elimizde olduğunu biliyorduk. Bu arada o zamanlar İTÜ'de öğrenci olan Yavuz Çaylan da Çatlı'nın isteği üzerine olayda araba kullanacaktı. Zira Yavuz iyi şofördü.

İpekçi'nin Ankara'ya gittiği öğrenildikten sonra havaalanına gidilip İpekçi'nin arabasını orada bırakıp bırakmadığı kontrolü yapıldı. Çünkü arabası orada ise uçaktan inip arabasına binecekti. Eğer durumu müsaitse tertibat alınıp işi oradaki bitirme imkanı olabilir düşüncesini ortaya koyan Çatlı'ya riskli olur düşüncesiyle kabul etmedik.

VE OLAY TAMAMLANDI
Ve 1 Şubat 1979 günü saat 19.20 sularında İpekçi, BMW marka özel otomobilinde evinin sokağındaki köşeyi dönerken olay tamamlandı.

Bu olayla ilgili burada bahsetmiş olduklarım sadece özettir. Olaydan sonraki bilgilerim ve daha geniş açıklamalarım için özellikle can güvenliğim sağlandığı ve talebim olan cezaevlerinden birisine naklim gerçekleştiği takdirde yapacağımı bilgilerinize arz ederken buradaki sıkıntımı da sayın başsavcımız tarafından bilgilerine arz edilmiştir. (04.01.2000 / İmza Y.)

Derin adam Derinkök
Oral Çelik ve Mehmet Ali Ağca'nın hemşerisi olan Kemal Derinkök'ün, İpekçi cinayetinde parmağının olduğu hep iddia edildi. 1944 Malatya doğumlu Derinkök, 1973'te İstanbul'da Mizan Ticaret adlı şirketin 150-200 bin liralık sermaye ile ortağı olarak güvenlik dosyalarındaki yerini aldı.

1974'te Hasıp Humeydi adlı Suriyeli ile ortak iş yapmaya başladı. Irak'a çarşaf, battaniye, çorap ve iç çamaşırı gibi askeri malzeme ve gıda maddelerinin ihracatını gerçekleştirdi. Kısa zamanda Mediterranean Bank'ın Beyrut Şubesi'ne 300 bin marklık ve Cenevre'deki Trade Bank'a, büyük para transferi yaptı. 1976'dan başlayarak vaktinin önemli bir kısmını yurtdışında geçirmeye başladı. Gece hayatına düşkün olduğu ve Lübnanlı artist Tarup ile bir süre birlikte yaşadığı ifade edildi. 1976'dan itibaren hızla servetine servet katan işadamı, 1977'de Ekspres adlı bir gazete satın aldı. Birçok gazeteyi satın almak için girişimlerde bulundu. Rumelihisarı'nda bulunan yalısı 1993'te satılığa çıkarıldı. Satışı isteyen ise, Meksan Makina'nın sahibi Salih Mesudiyeli'ydi. "Bonoda sahtecilik yapmak" suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Derinkök'ün gelişmiş ülkelerden elde ettiği silahları, Türkiye'ye komşu ülkelere sattığı biliniyor.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır