Ecevit hükümetleri 1999 yılında kamu harcamalarını denetim altına alamadı. Tam tersine, harcamayı arttırdı. 1999 yılı bütçe sayıları durumun vehametini açıkça gösteriyor.
Ekonomideki küçülmeye rağmen, bütçedeki faiz dışı harcamalar 1999'da 6 milyar dolar yükselmiş. Bunun içinde faizler yok.
Harcamalar artınca, IMF ile anlaşma yapabilmek için hükümet vergilere yüklendi. Yılın ikinci yarısında, depremi de bahane edip bütün dolaylı vergilere rekor zamlar yapıldı.
Cep telefonundan alınan vergiler özellikle vatandaşı kızdırdı. "Cepler sussun" kampanyaları düzenlendi. Bunlar bir sonuç vermez. Adettir, bağırıp çağırır sonra unuturuz.
Hükümet de bu huyumuzu bildiği için tepkilere aldırmıyor. Sessizce bekleyip oluruna bırakıyor. "Türkler saman alevi gibi parlar ama sonunda tıpış tıpış vergilerini öderler" diyor.
Nasıl sonuca ulaşılır?
Sorumsuz siyasi kadroların kendi hatalarının bedelini daha fazla vergi ile vatandaşın sırtına yüklemeleri Türkiye'ye özgü değildir. Başka ülkelerde de benzer süreçlere raslıyoruz.
Yıllar önce Kaliforniya bir vergi-karşıtı hareket yaşadı. Eyaletin en önemli gelir kalemlerinden biri bina vergisi idi. Vatandaş inisiyatifi konuyu referanduma götürdü. Siyasi partilerin muhalefetine rağmen seçmen onayladı. Bina vergisini tavan getirildi.
Otomatik olarak eyaletin vergi gelirleri düştü. Siyaset erbabı da harcamaları kısmak zorunda kaldı. Bir süre sonra bakıldı ki pekala azçok aynı kamu hizmetini çok daha az vergi ile vatandaşa götürmek mümkünmüş.
Kaliforniya diğer eyaletlere de örnek oldu. Vatandaşın kararlılığı siyasileri etkiledi. Çoğunda referanduma gitme gereği bile kalmadı. Seçmenin tepkisinden korkup harcamalarını kıstılar.
Şu sıralarda Amerika'da federal hükümetin büyük bütçe fazlaları verdiğini okuyorsunuz. Kaliforniya'da başlayan vergi isyanının bu sonucu çok önemli katkısı olduğunu söyleyebiliriz.
Vergi stopajına karşı
İtalya'da benzer bir sürecin başladığını yeni öğrendim. İtalyancam zayıf olduğundan doğrudan okuyamıyorum. Ancak İngilizce yayınlara yansıyan kısmını izliyebiliyorum. Kısaca anlatalım.
İtalya'nın siyasi yapısı bize benziyor. Orada da vergi kaçıran çok. Kamuda rüşvet ve suistimal yaygın. Siyasi partiler de devlet harcamalarını kısmaya bir türlü yanaşmıyorlar.
Bun tepki olarak Emma Bonino adlı bir siyasetçi bir referandum örgütlüyor. Çok ilginç bir teklifi var. Verginin kaynakta stopajla kesilmesini yasaklamaya çalışıyor.
Kabul edilirse, vatandaşın geliri, maaşı, vs. vergi kesintisi yapılmadan ödenecek. Vatandaş vergisini sonra kendisi yatıracak. Bu uygulama ABD'de vardır. Gelir vergisinin stopajla kesilmesi mükellefin talebine bağlıdır.
Bunun üç önemli yararı olacak. Birincisi, vatandaş devlete gelirinden ne kadar vergi ödediğini artık görecek. Böylece vatandaşın vergi bilinci artacak.
İkincisi, vatandaş devletin peşinde hizmet için koşacağına, devlet vatandaşın peşinde vergi için koşacak.
Bence en şıkkı üçüncüsü. Stopaj kalkınca sadece yüksek gelir elde edenler, işadamları, profesyoneller, vs. değil, emekçiler de vergi kaçırabilecek. Yani, vergi kaçağında sosyal adalet sağlanacak. Doğrusu fikir bana makul geldi. Siz ne dersiniz?