kapat

17.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RAUF TAMER(rtamer@sabah.com.tr )


İşte tılsım...

Bu rejim sayesinde yücelebiliyor insanlar...

Meşhur örnektir... Çoban Sülü diye bir çocuk, büyüyüp Başbakan, daha sonra Cumhurbaşkanı olabiliyor.

Ayrı kulvarda şöhrete ve servete ulaşan, yâni hür teşebbüs ürünü bir başka çocuk (İbrahim Tatlıses) yetiştiği topraklarla helâlleşmek için yaptırdığı enfes bir okulun açılışını Cumhurbaşkanıyla taçlandırabiliyor.

Örnekleri çoğaltabiliriz...

İşte Fatih Terim... vaktiyle top oynadığı bir takıma teknik direktör olup seri başarılara imza atabiliyor... Rejim o kadar verimli ki, aynı çocuğu ileriki yıllarda belki aynı kulübün Başkanlık koltuğu bile bekliyor.

*

Kenar mahalle dilberlerinin bile sonradan hanımefendi şarkıcı olmaları da aynı rejimin kilometre taşlarını oluşturuyor.

Yol, herkese açık.

Kadın-erkek farkı gözetmeksizin müthiş bir fırsat eşitliği, bu rejimin en büyük zenginliğidir.

Mahallede hiç ummadığınız bir arkadaşınız, bakıyorsunuz bir gün Milletvekili oluyor, Bakan oluyor, Parti Lideri oluyor. Banka sahibi, Holding patronu oluyor... oluyor.

Sadece şans ve kader değil bunlar.

Tabii onların da katkısı var ama asıl tılsım, disiplinli bir çalışmadan, bilinç'ten ve irade'den geçiyor.

Yani, kimse bir yerlere boşuna gelmiyor.

Geldikten sonrası daha da zor:

- Orada kalmak... kalabilmek.

*

Sınıf arkadaşlarımı hatırlıyorum.

Bakıyorum, kimi önemli bir bürokrat olmuş, kimi yüksek bir Hakim, kimi dehşet bir Savcı... Kimi milletvekili, bakan...

Kimi de iş adamı olmuş, ülkenin sayılı zenginleri arasına girmiş... Ne güzel.

Peki, sınıfımızın en çalışkan bir çocuğu vardı, o ne olmuş?.. Kimse bilmiyor.

Binlerce genç, aynı dönemlerde gazeteciliğe hevesleniyor... Yarısı yolda dökülüyor, bir süre sonra öbür yarısı da dökülüyor... Haydii, bir yarısı daha.

Geriye kalanlar, işte şimdiki medya'yı oluşturuyor.

Ama dökülenlerin bir kısmı, başka mesleklerde sivrilip yükseliyor.

- Arazi verimli.

- Toprak zengin.

- Fırsat bol.

Çünkü rejim mükemmel.

*

Onun içindir ki, küçük esnaf, mütevazı sanayici ve her türlü hür teşebbüs sahibi, Devletin ve Hükümetin önünde koşmaktadır.

Türk insanında büyük bir cevvaliyet var.

Batanlar yılmıyor, bir süre sonra tekrar çıkıyor... Bir daha batıyor, tekrar çıkıyor. Her ilde, her ilçede örnekleri var bunun...

Ama çalışmayan inançsız, iradesiz, tembel insanlar, maalesef bir işsizler ordusu oluşturmaktadır... Onlar bile, birilerinin sırtından geçiniyor. Bari aç kalmıyor.

Türkiye'nin en büyük özelliği:

65 milyonuz... ama kundaktaki bebekleri, ana baba parasına muhtaç milyonlarca öğrenciyi, ev kadınını, hastayı, sakatı, ihtiyarı, emekliyi, tembeli ve işsizi düşün bu rakamdan.

Öyleyse...

Bir hesaba göre, Türkiye'de 18-19 milyon kişi çalışıyor, 65 milyon kişiyi besliyor... Böyle zengin, böyle bereketli bir ülke işte... Henüz yüzde 30 kapasite ile çalışan bir fabrika... Gerisini hesap edin...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır