kapat

17.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Teşekkürlerimle, Fatih Hocam..

Fatih Terim'in bana en çok kızacağı yazıyı yazıyorum bugün.. Kızacağını bile bile yazıyorum.. Hakkındaki en ağır eleştirilerimden daha fazla kızacağını bile bile..

Çünkü o, bunların gizli kalması için elinden geleni yaptı.. Bana da yazmam için izin vermedi..

Ama olay o kadar güzeldi ki..

Fatih Terim'in asıl bu yanını herkesin görmesini istedim.

* * *

Herşey "Çok yakışıklı, 18 yaşında aslanlar gibi bir yeğenim var" diye başlayan bir mektup almamla başladı, 27 ocakta..

Güler Gözgözoğlu, bu "Aslan" gibi yeğeninin 22 şubatta mucizevi bir şekilde 19 yaşına basacağını anlatıyordu..

Neden mucize..

Çünkü Emre (Aslan gibi yeğenin adı buydu) Muscular Distrophy denen hastalığa sahipti. Kasları eriten bu hastalığa sahip çocuklar içinde 18 yaşına kadar yaşayanlar yoktu genelde..

Bir yıl önce solunumu güçleşince bir ameliyat geçirmiş, bu ameliyattan sonra 35 kilo kaybetmişti. Bu yıl başında ayni hastalıktan bir arkadaşını kaybedince morali fena halde bozulmuştu. Her tarafı sarı kırmızı bir odada yatan Emre'ye Galatasaray basketbol takımının imzaları bulunan bir tişört getirmişti, dostlardan biri.. Odasının camına asmış, morali hayli düzelmişti. Ya bir de Emre'nin asıl ilgi duyduğu futbol takımının, çok sevdiği Fatih Hoca'nın imzaları gelirse, 22 şubattaki doğum günü için..

Güler "Böyle bir hediye bir delikanlı için alınacak jeepten daha kıymetli, Emre'ye inanın" diyordu..

Bir not koydum, mektubun üzerine Yasemin için.. "Fatih Hoca'ya faksla" diye..

Hepsi bu.. Benim işim bitti.. Hatta yoğun konular arasında unuttum gitti..

Taa ki, Güler'den ikinci faks gelene dek..

"Az evvel kargodan bir paket geldi.. İçinden Fatih terim'in ve futbolcularının imzalarının olduğu resimler ve forma çıktı.. Kimbilir Emreciğim 22 şubatta ne mutlu olacak" diyordu. Teşekkür ediyordu..

Teşekkürün gerçek adresini gösterdim Güler'e.. "Benim yaptığım sadece sizin mektubunuzu Fatih Hocama fakslamak oldu. Açıp onunla ayrıca konuşmadım bile" diyerek. Fatih Hocam, faksın gereğini yıldırım hızı yapmıştı.. Açtım onu, yürekten teşekkürlerimi ilettim..

Geçen hafta Fatih Hocamla telefon kovalamacası oynadık. O beni "acilen" notu ile arıyordu. Ben cevaben ulaşamıyordum.. Sonunda sekreterine beni mutlak bulmasını söylemiş. Nihayet telefonun öbür tarafında duydum Hocanın sesini.. "Ankaragücü maçı için bir hafta buradayız.. Şu Emre'nin telefonunu bul da, bakalım neler yapabiliriz.."

15 şubatta Güler'den gelen son faks, hocamın neler yaptığını anlatıyordu:

"Dün akşam kulaklarınızı çınlatarak, güzel dileklerimizi göndererek, çok hoş bir `Sevgililer günü' ve son anda ortaya çıkan müthiş bir `erken doğumgünü' yaşadık. İlk müjdeyi sekreteriniz Yasemin Hanım'dan almıştık. Fatih Terim Hoca dün akşam 19.00 da Emre'yi ziyarete eve geldi, beklemediğimiz bu ziyaret bizleri, hele de Emre'yi nasıl mutlu etti, tahmin edersiniz. Daha sonra gece 23.00 gibi de futbolcu Emre'yi gönderdi. İki Emre gece oturup sohbet ettiler.

Bu armağan ve ziyaretler yeğenim için o kadar büyük bir mutluluk, o kadar yaşama bağlayıcı şeyler ki.."

Ateş olmayan yerde..

"Hagi ayvayı yedi.." "Murat iyice kafayı yedi.."

Şimdi bunlar, bizim spor gazetemize ait başlıklar..

Hagi'nin günahı Galatasaraylı olmak.. Muratınki de, Fener'i terkedip gitmek..

Niye kafayı yemiş Murat.. Bir İsviçre takımı ile idmanlara çıkıp formunu muhafaza etmeye çalışıyormuş da ondan..

İnsanlar bindikleri nasıl kesiyorlar?..

Bugün Fenerlinin canı gazete bile almak istemiyor. Yıldızı parlak takım Galatasaray.. Galatasaraylılar takımlarını okumak istiyorlar, coşkuyla keyifle.. Sen bu keyfin de içine edersen, yarın gazeteni kime satacaksın?.

Bab-ı Ali, fena halde Fenerli olmaktan bir türlü vazgeçemiyor.. Okunmaz olmak pahasına..

Allah akıl fikir versin, ne diyeyim..

* * *

Cüneyt Koryürek, İstanbul'da atletizm yapılabilmesi için çırpınıyor..

İnönü Stadına, en güzel tartanı, sponsoru da bulup döktürmeyi başardı, ama hemen ardından stad Beşiktaş'a devredildi. Beşiktaşlılar da atletleri dışladılar. Tartan şimdi süs..

Cüneyt sonunda Vali Erol Çakır'a ulaşmış.. Derdini anlatmış.. Anlatmış da ne olmuş?..

Ne olabilir?..

Atletizm ölüyor Cüneyt.. Talep kalmadı.. Kalsa, zaten senden önce valiye ulaşılırdı.

Medyanın ilgisizliğidir bu çöküşün sebebi..

Bizim zamanımızda Balkan Oyunları manşetten girerdi.

Şimdi, hem de sekiz madalya aldığımız Balkan Şampiyonasını tek sütundan öte okudun mu?.. Ekranda iki saniye görüntü gördün mü?..

Atletizm hamal gibi çalışma gerektirir. Bu ülkede kimsenin umursamadığı bir spor için, bugünün delikanlısı, okulundan, işinden, sevgilisinden vakit ayırır mı?.

* * *

18 bin..

18 bin seyirci..

Hiçbir iddiası olmayan Doğu Batı basketbol maçında salona gelen seyirci sayısı bu.. Televizyondan izleyenler ise, herhalde 18 milyonun üstünde..

Spor sevgisi işte bu.. Spor içerdiği güzellikler için izlenir önce..

İlle de puan, ille de iddia olması şart değil..

Bizde tersine liglere bile gidenler hızla azalıyor. Çünkü üç beş geri zekalı, üçbeş ahmak yönetici, futbolun amigolarını para ile kiralayıp salonlara getirmişler. En pislik küfürler salonlara taşındı. Tribünlerde kanlı kavga görüntüleri başladı. Böylece güzel seyircinin de ayağı salonlardan çekilmeye başladı.

Kına yaksınlar..

* * *

Halit Deringör Aziz Yıldırım ve Vefa Küçük için "Her ikisi de trilyonlar vereceğim, başkan olacağım düşüncesindeler. Bunun altında Fenerbahçe aşkı mı, başka şeyler mi var. Anlamakta güçlük çekiyorum" diyor. Deringör yaşayan en büyük Fenerlilerden. O da anlamıyorsa, anlayın gerisini..

Kazım Kanat diyor ki.."Altay maçından sonra fenerlilerle beraberdim, uçakta. Baktım ki, kaptan Rüştü Rençber'i dövenler de ayni uçakta, üstelik Sayın Aziz Yıldırım'la beraber VIP'teler.. Fazla yorum yok.."

Gerçekten yok.. Kazım, gerçekten yok..

Halter Utancı!..

Eğer Fikret Ünlü bu ülkenin spor bakanı ise, derhal bütün müfettişlerini Halter Federasyonuna yollamalı..

Burada büyük ayıplar işleniyor ve bu ayıplara Genel Müdür Kemal Mutlu da karıştırılmak isteniyor..

Halter Federasyonu, Sidney'de madalya alacak bir bayan haltercimizi, hiçbir doping ilişkisi olmadığı halde, başkalarının suçlarından dolayı cezalandırıyor.

Olimpiyat madalyası bir sporcu için en büyük onurdur. hele bir bayan sporcu için, bir yaşamda belki de bir kez bu fırsat yakalanır.

Halter Federasyonu, çok keyfi, hatta intikamcı bir kararla, yaş kuru demeden tüm kadın haltercilerin olimpiyata katılmasını yasaklarken, onlara doping verdiğini artık tüm halter dünyasının bildiği hocayı görevde tutuyor.

Bununla da kalmıyor, yazımız üzerine olayı soruşturan Genel Müdür Mutlu'ya "Olimpiyatlara bayan haltercilerimizin katılabilmesi için Nisandaki Avrupa şampiyonasında takım halinde birinci olmamız gerekmektedir. Bu da ancak bir tek sporcumuzun olimpiyatlara katılmasını sağlayacaktır" yalanını bilgi diye veriyor.

Bunun mantığı var mı, Sayın Ünlü..

Halter demek Avrupa demek.. Takım halinde Avrupa şampiyonu olursan, bir tek sporcuya yol açılacak..

Adamı popoyla güldürmesinler..

Bunun mantığı var mı?..

Halter kirlenmiş.. Halter pislikler içinde ve Olimpiyatlara sadece altı ay var Sayın Ünlü..

Derhal müfettişlerinizi gönderin. Soruşturma boyunca da federasyonu görevden alın..

Sayın Ünlü..

Bu pisliği temizleyin!..

Hemen.. Şimdi!..

Faruk Süren'e..

Sayın Faruk Süren,

Galatasaray Klübü Başkanı,

İstanbul

Yaşayan en büyük Galatasaraylı Necdet Çobanlı'ya layık görülen bir ay Galatasaray Klübü üyeliğinden men cezası ve bu cezayı uygulamak isteyen bazı yalakaların Çobanlı'nın Galatasaray'ın Kalamış tesislerine girmesini önlemeye kalkışmaları bu klüp tarihinin en yüz karası olaylarından biridir. Çobanlı, bir Türk'ün futbol dünyasında ulaşabildiği en büyük paye "FİFA Onur Üyeliği"ne seçildiği gün "Bugün burada olmamı Galatasaray'a borçluyum. O klüp beni yetiştirmiş olmasa Avrupa'da ve dünyada tek basamak çıkamazdım" diyen adamdır.

Çobanlı Galatasaray'ı, Galatasaraylılığı yücelten bir anıttır.

Sayın Süren,

Galatasaray'ın ilk kongresinde bu cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını, Yönetim Kurulu teklifi olarak, genel kurula sunmanızı bekliyor ve bu yapılana kadar ben kendiliğimden Galatasaray üyeliğimi askıya alıyorum.

Necdet Çobanlı gibi bir anıtın cezalandırıldığı bir ortamda, benim yerim olamaz.

Hıncal Uluç

Kongre Üyesi

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır