kapat

17.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


1939'daki "A'dan Z'ye her işimiz bozuktur" saptaması...

İsmet Paşa, Cumhurbaşkanlığı'ndan düştükten sonra, muhalefete geçmiş bir CHP lideri olarak her gün eski Meclis binasına gelir ve CHP Grubu'na ayrılmış küçük salonda bazen bizlerle konuşur, bazen de Mehmet Kemal'le satranç oynardı.

İsmet Paşa, Gazi'nin ölümünden sonra Cumhurbaşkanı seçildiği zaman Başbakanlık'a da, eski Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam'ı getirmişti. Çünkü Gazi, İsmet Paşa'yı Başbakanlık'tan alıp, yerine Celal Bayar'ı atadığı gün, kendisiyle birlikte kabineden ayrılan tek bakan Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam olmuştu.

Ve Dr. Refik Saydam ilk verdiği demeçte şöyle demişti:

- Her işimiz A'dan Z'ye bozuktur.

Ben de, CHP'nin grup odasında İsmet Paşa ile baş başa konuşurken sormuştum:

- A'dan Z'ye kadar bozuk olan işler, sizin zamanınızda da neden düzelmedi Paşam?

İsmet Paşa şöyle demişti:

- Biz iktidara geldiğimiz zaman Dünya Savaşı çıktı; Savaş bittikten az sonra da biz iktidardan düştük; fırsat bulamadık.

Dr. Refik Saydam'ın Başbakan olur olmaz, "Her işimiz A'dan Z'ye kadar bozuktur" diye yaptığı açıklama üstünde hiç kimse bir daha durmadı. Oysa durmak gerekirdi. Türkiye'nin bugünkü hazin durumunun nedenleri belki de o saptamada gizliydi.

Ne yapmalı ki, vaktiyle "Kapıkulları" ile kulların, "Padişah Efendilerimiz"i övme geleneği, Cumhuriyet'ten sonra da sürüp gitmişti.

Acaba Padişahlık'tan kalma daha hangi koşullanmalarla "yönetim kalıpları" sürüp gitmişti Cumhuriyet döneminde?

Örneğin İmparatorluk döneminde tüm topraklar Padişah'ın şahsına aitti.

Cumhuriyet döneminde bu toprakların mülkiyeti kime geçmişti?

Toprak Genel Müdürlüğü'ne geçmişti. Toprak Genel Müdürlüğü'nün ise gerçek patronu, iktidardaki siyaset liderleriydi. O nedenle de, siyasal liderler çok rahat kullanabiliyorlardı, vaktiyle padişahlara ait topraklar üstündeki tasarruf yetkilerini...

Ya peki padişahların diledikleri gibi kullandıkları "Hazine-i hassa" ne olmuştu? Sadece "örtülü ödenek" mi olmuştu?

Yok hayır; bir de "Devlet Bankaları" vardı. Devlet bankalarının da gerçek ve görünmez patronları siyaset liderleri değil miydi?

Asıl sorun şudur: Bir siyasetçi, kendisinin devir aldığı, yahut kendisine miras kalmış yönetim olanaklarını, durup dururken kendisinin öz iradesiyle kısıtlamaya kalkar mı?

1982 Anayasası bir darbe anayasasıydı ve büyük olanaklar tanıyordu iktidardaki siyasetçiye...

İktidara gelen siyasetçiler, hiç değiştirmeye kalktılar mı, kendilerine de büyük olanaklar tanıyan darbe anayasasını?

Türkiye'nin son 80 yıllık siyasal tablosuna böyle bir perspektivden bakıldığında; iktidar kadrolarının çıkarlarının, padişahlıktan miras kalmış olanakları mümkün olduğu kadar sürdürmekte saklı bulunduğu anlaşılır.

Vaktiyle kullara karşı Padişah Efendimiz'i, nasıl "kapıkulları" temsil ediyorsa, Padişah Efendimiz'in titrini "Devlet" olarak değiştirir, kamu görevlilerinin de -tıpkı kapıkulları gibi- Devlet'i temsil ettiklerini durmadan vurgularsınız yönetilenlere, yani kullara karşı...

Evrendeki sürekli değişimin Arz yuvarlağı üstündeki insan toplumlarını da nasıl etkilediği konusunda bilinçlenmeyi engellersiniz. Analitik bir tarih bilinçlenmesini de engeller; tarihi, bir propaganda aracı olarak kullanır ve sürdürürsünüz Padişah Efendilerimiz'in övgüsünü...

Bir de hukuksal tutarlılıkla saydamlığa boşverip, nüfusun yüzde 46'sının köylü kalmasını sağladınız mı; görünmez bir iç sömürgenin hakim-i mutlakı olursunuz kimseye çaktırmadan.

Siyasal kavgalar da, bu "hakim-i mutlaklğı" ele geçirmek üstüne olur; statükoyu değiştirmek üstüne değil..

Şükür ki, globalleşme süreci Türkiye'yi de değiştirecektir; hiç kuşkunuz olmasın. O nedenle de enseyi karartmayın.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır