Davası kendisi içinmiş
Apo'nun yakalanışıyla birlikte PKK'nın da "davası" bitti. Bu sonuç şu değerlendirmeye yol açtı: Demek ki PKK davası aslında Apo davasıymış!
APO'NUN yakalanışının üzerinden tam bir yıl geçti. Bu kadar kısa sürede hem Abdullah Öcalan'da hem de PKK'da birçok değişiklik yaşandı.
Şimdi kafalardaki soru şu: Abdullah Öcalan'ın yakalanması PKK'yı neden bu kadar çok etkiledi?
Soruya yanıt verenlerin ilk değerlendirmesi, kendisini Marksist Leninist olarak tanıtan bir örgütün "kişi egemenliğinden kendini bir türlü kurtaramaması" oldu. Yani PKK bir ideolojik davanın değil, Apo'un kişisel intikamının peşine düşmüştü. Böyle olduğu için lider yakalanınca dava bitiverdi.
BIYIKTAN BAŞLADI
Apo Şarklı görüntüsünü yok etmek için bıyık mı kesiyor, PKK hemen bir adım atıyor, artık tarihe karışan kızıl yıldızlı, orak çekiçli bayrağını değiştiriyordu.
Abdullah Öcalan yakalandığında, Türk-Kürt kardeşliğinden mi bahsediyor, PKK hemen Kürdistan lafını ağzına almamaya başlıyor, silah bırakma kararı alıyordu.
Apo artık davasını unutmuş Ray-Ban gözlüğünün peşine düşmüş bir mahkum görüntüsü çizerken, PKK legal siyasal ortama çıkışın yollarını aramaya başladı. Peki tüm bunlar için 35 bin kişinin ölmesi ve Apo'nun yakalanması mı gerekiyordu?
HAREMDEN HÜCREYE
Aslında silahlı davanın Apo'nun kişisel davası olduğunun kanıtları daha önceki yıllarda da vardı. Kendisine karşı çıkan arkadaşlarının tümünü öldürme emrini vermişti. Yoldaşlarından harem bile kurduğu söyleniyordu. Kendisini eleştirenlere hiç tahammülü yoktu.
Sonuçta ayrılıkçı hareketin ideolojisinin de Abdullah Öcalan olduğu bugün artık bilinen bir gerçek.
Lider yakalanmış ve dava bitmişti...
|