kapat

13.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


İnsanoğlunun ataları

"Bazen insanın içi yorulur, bir pörsüme olur enerjinizde. Hele bizimki gibi gitgide uydurma makyajları dökülen ve kendi bataklık dibi gerçeklerini su yüzüne çıkarmaktan ödü kopan, sahte vitrinli bir megalomanlar ve psikopatlar panayırında, ömür takviminiz incelemeye başlamışsa..."

Dün Çetin Altan'ın köşesinde bu satırları okuyunca onu öylesine iyi anladım ki!

Her kuşak, kendi psikopatlarının yarattığı panayırda ömür tüketiyor diye düşündüm. Ne yazık ki her duyarlı insanın içi yoruluyor ama psikopatların enerjisi bitmek tükenmek bilmiyor. Bataklıkta oluşan gazlardan enerji alır gibi, durmadan fitne fesat üretiyorlar.

Muazzam bir kötülük şehvetiyle dolup taşarak, coşarak, fışkırarak, üstü kan köpüklü bir sel gibi akarak ortalıkta dolaşıyorlar.

Bir dize yaratmak uğruna ömrünü veren insanların sinir uçlarının üzerinden zımparalar geçiriliyor bu ülkede.

***

Akıllı bir adam "Düşmanlarınızı öldürmeyin!" demişti. "Nasıl olsa ölecekler. Sadece biraz beklemeniz gerekiyor."

Carl Sagan'ın "soluk mavi bir nokta" olarak tanımladığı dünya yuvarlağının konukları durmadan değişmekte. Her elli atmış yılda bir yenileniyor konuklar.

10 yıl sonra, kendilerini kavganın, öfkenin şehvetine kaptırarak birbirlerinin boğazına sarılanların çoğu gitmiş olacak bu dünyadan.

20 yıl sonra biraz daha çoğu, 30 yıl sonra daha fazlası.

Sonra hiç biri kalmayacak!

Ve bugünün başarı hırsıyla yanan, rakibini tepelemekten zevk alan muhteris yaratıkları "ne söylerler, ne bir ses verirler" dizesinin konusu haline dönüşecekler.

Geride iyi bir isim bırakabilirlerse ne mutlu onlara.

"Efendi adamdı. İyi bir insandı" diye mi konuşulacak arkalarından yoksa "Mendeburun, kavgacı, hırslı herifin tekiydi. Ne kendi etti huzur, ne kimseye verdi rahat!" mı denilecek?

***

Bazıları geride bir şeyler bırakacaklar. Bir kitap, bir tablo, bilimsel bir buluş, namuslu bir davranış, bir merhamet öyküsü, bir türkü... Gönlü daha zengin olanlar "Bu dünyadan gider olduk/Kalanlara selam olsun!" diyecekler ve bu insan çığlığı yüzyıllarca yankılanacak kulaklarda.

Bencilliğin kör kuyularında boğulanları ise torunları bile hatırlamayacak.

***

O zaman nedir bu kavga, nedir bu hırs, nedir bu çırpınma?

"Soluk mavi noktanın" geçici konukları niye birbirini öldürür, niye hemcinslerini iplerle boğup mezar evlere gömer, niye birbirinin ayağını kaydırmaya çalışır, niye bir başkasının başına gelen felaketten zevk alır, niye bir iki incik boncuğu fazla diye gururlanır, niye mertebesi yüksek diye çevresindeki insanları hor görür, niye, niye...

Bazen insanın gerçekten içi yoruluyor.

Bunca hoyratlık, bunca kan, bunca hunharlık, bunca yalan dolan, iftira, ruhlarımızda iz bırakmadan mı geçip gidiyor sanıyorsunuz?

***

Sonunda sanata, şiire, müziğe, yani temiz okyanus dalgalarına, kirletilmemiş limanlara sığınmaktan başka çare yok!

Melih Cevdet'in "insanoğlunun ataları" olarak nitelediği bizler, durmadan aydınlığa doğru yüzeriz.

Engin denizlerin çağrıştırdığı temizlik duygusu hiç bitmez.

Çünkü o arınma, içi yorulan insanların son sığınağıdır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır