Bu davranış bozukluğunu, bu ülkedeki eğitim sorununa bağlayarak daha eğitimli biri olan Başhekime sorunu anlatmaya karar verdim. Başhekim sekreteri, Başhekim beyin misafirleri olduğunu ama yardımcısıyla görüşebileceğimi kibarca ifade etti. Ayaküstü koridorda karşılaştığım Başhekim yardımcısına olayı yukarıdaki biçimiyle kısaca anlattım. Yardımcının açıklaması kısa ve netti; "Bağışı yapmazsanız testleriniz yapılmaz..." Soğukkanlılığımı ve kibarlığımı koruyarak, bağışın zorunlu olamayacağını, insanın gönlüne bağlı olduğunu, bu miktarın (6.000.000.-TL) yaptığımız diğer harcamalar yanında çok küçük bir rakam olduğunu, eğer baştan böyle bir bağış yapıp, yapmayacağımız sorulmuş olsa seve seve daha fazla miktarda bir bağış yapabileceğimizi, dayatma biçiminde bir davranış biçiminin çok yanlış olduğunu belirttim. Sayın yardımcının bu seferki tavrı öncekini aratır nitelikteydi; "Ödeyeceksin kardeşim!..." Memure ve yardımcı arasındaki eğitim farkı, aynı zihniyeti taşımaları sebebiyle ortadan kalkmıştı. Sonuçta bağışta bulunarak testlerimizi yaptırdık.
Sayın Vardar, bu olaydan hareketle bazı çıkarımlarım oldu...
1- Bağışın, insanın kendi insiyatifinde olan bir olay olduğunu sanıyordum, değilmiş... Sayın yardımcı ve memure bugün bu konuda beni aydınlattılar. 31 yaşında üniversite mezunu biri olarak almış olduğum eğitimi derhal sorgulamaya başladım!...
2- Avrupa Birliği ile yapılan müzakereler için derhal bir komisyon kurulmalı ve Sayın yardımcı ve memure üst yönetime getirilmelidir. Böylece Avrupa Birliği'nin gözü korkutularak, adaylığımız derhal kabul ettirilebilir.
3- Müstakbel eşim ve ben bundan böyle "Bodrum Devlet Hastanesi Yaptırma, Yaşatma ve Geliştirme Derneğinin" birer fahri üyesi gibi canla başla çalışarak, Sayın yardımcıya layık olmaya çalışacağız.
4- Bir daha asla devlet hastanesine gitmeyeceğiz."