kapat

13.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Bağış yoksa nikah da yok...

Bu ülkedeki tuhaflıkları saymakla bitiremiyoruz. Gün geçmiyor ki, yeni bir tuhaflık olmasın... Ama aşağıdaki mektubu okuyunca böyle bir tuhaflığın olacağını aklıma bile getiremezdim.

"Sayın Ahmet Vardar,
Bodrum Devlet Hastanesi'nde başımıza gelen bir olayı size iletmek istiyoruz. Ben ve nişanlım Bodrum'da bir turizm kuruluşunda muhasebeci olarak çalışmaktayız. SSK'ya bağlı olduğumuz için bugüne kadar devlet hastanelerine yolumuz düşmemişti. Nikah muameleleri için gerekli olan testlerin Bodrum'da sadece devlet hastanesinde yapılabiliyor olması sebebiyle, nişanlımla birlikte 23.12.99 tarihinde bu testleri yaptırmak için Bodrum Devlet Hastanesi'ne gittik. Testler için gerekli ücreti ödemek üzere iken, görevli memure aynı zamanda kişi başı 3.000.000.- TL hastaneye bağışta bulunmam gerektiğini söyledi. Kendisine, böyle bir bağışta bulunmak istemediğimi söyledim. Memure, bu parayı vermezsem işimin yapılmayacağını söyledi. Kendisine, bağışın bir zorunluluk olamayacağını, kişinin insiyatifinde olabileceğini söyledim. Bir anda bağırıp, çağırmaya başlayan memure gün boyu sorunlu hastalarla uğraşmaktan bıktığını (ki bu iş için para almaktadır) ifade etti.

Bu davranış bozukluğunu, bu ülkedeki eğitim sorununa bağlayarak daha eğitimli biri olan Başhekime sorunu anlatmaya karar verdim. Başhekim sekreteri, Başhekim beyin misafirleri olduğunu ama yardımcısıyla görüşebileceğimi kibarca ifade etti. Ayaküstü koridorda karşılaştığım Başhekim yardımcısına olayı yukarıdaki biçimiyle kısaca anlattım. Yardımcının açıklaması kısa ve netti; "Bağışı yapmazsanız testleriniz yapılmaz..." Soğukkanlılığımı ve kibarlığımı koruyarak, bağışın zorunlu olamayacağını, insanın gönlüne bağlı olduğunu, bu miktarın (6.000.000.-TL) yaptığımız diğer harcamalar yanında çok küçük bir rakam olduğunu, eğer baştan böyle bir bağış yapıp, yapmayacağımız sorulmuş olsa seve seve daha fazla miktarda bir bağış yapabileceğimizi, dayatma biçiminde bir davranış biçiminin çok yanlış olduğunu belirttim. Sayın yardımcının bu seferki tavrı öncekini aratır nitelikteydi; "Ödeyeceksin kardeşim!..." Memure ve yardımcı arasındaki eğitim farkı, aynı zihniyeti taşımaları sebebiyle ortadan kalkmıştı. Sonuçta bağışta bulunarak testlerimizi yaptırdık.

Sayın Vardar, bu olaydan hareketle bazı çıkarımlarım oldu...

1- Bağışın, insanın kendi insiyatifinde olan bir olay olduğunu sanıyordum, değilmiş... Sayın yardımcı ve memure bugün bu konuda beni aydınlattılar. 31 yaşında üniversite mezunu biri olarak almış olduğum eğitimi derhal sorgulamaya başladım!...

2- Avrupa Birliği ile yapılan müzakereler için derhal bir komisyon kurulmalı ve Sayın yardımcı ve memure üst yönetime getirilmelidir. Böylece Avrupa Birliği'nin gözü korkutularak, adaylığımız derhal kabul ettirilebilir.

3- Müstakbel eşim ve ben bundan böyle "Bodrum Devlet Hastanesi Yaptırma, Yaşatma ve Geliştirme Derneğinin" birer fahri üyesi gibi canla başla çalışarak, Sayın yardımcıya layık olmaya çalışacağız.

4- Bir daha asla devlet hastanesine gitmeyeceğiz."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır