kapat

13.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Ben arefeden yazıyorum..

Yarın Sevgililer Günü'nü bütün illerimizde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde idrak edeceğiz.. O yüzden gençleri uyarıyorum.. Benim yazdıklarıma bakıp, edeceğiniz laflardan zinhar vazgeçmeyin..

Bizim memleketin insanı kadar büyük laf etmeye meraklı başka bir insan topluluğu yoktur..

Atın önlerine rastgele bir mevzu.. Oturup, size dünya kadar ağır laf imâl etsinler.. Üstelik bu laf terkibinin bir mânâ ifade etmesi de gerekmez.. Çünkü o lafı dinleyenlerin kısm-ı umumisi ne mânâya geldiğini zaten anlamaz..

Ağır laf etme zamanı geldiğinde "Yellen, yellen ipe diz.." tekniğini kullanmamızın bir sebebi de bu..

***

Memleketin aydını "ağır laf etmeye" meraklı da fukara takımı değil mi sanki? Onların merakı daha bir katmerli.. Tabii eğitim düzeyiyle orantılı olarak yöntemde biraz fark oluyor..

Fukara takımı daha çok halk geleneğine uygun olarak "manili konuşmayı" sever.. Yine de başını beladan kurtaramaz..

Aman lafına dikkat!

Seçimler yaklaşmıştı.. Adamcağızın adını unuttum; ak sakallı, neşeli bir köylü vatandaş.. Televizyoncuların eline düşmüş, kamera karşısında ha babam konuşuyor.. Birara adamcağızın ağır laf etme merakı depreştiğinden coştu, elini kolunu sallayarak bir mani okumaya başladı:

Ortaya çıkmış Kırat,

Üstünde sarı avrat,

Terkisinde Karamurat

Lafın tam burasında durakladı.. Yukarıdaki doldurma dizelerinde kimi kastettiği belli.. Dördüncü mısrada ağır ve bunlardan daha manâlı bir şey söylemesi lazım ya! Kameraya bakıp yutkunduktan sonra, lafını patlattı:

- "Peşlerinde 450 gavaaaat!"

Vay sen misin bunu söyleyen.. Gelsin kara kaplı Türk Ceza Kanunu.. Açılsın sayfaları.. Uğraşsın vatandaş..

Şimdi Sevgililer Günü geldi ya! Seyreyleyin fiyakalı lafları.. Kadın üzerine bilinen ne varsa, en fiyakalı biçimde söylenecek illa ki.. Oysa bu ahalinin kadına filan saygısı pek yoktur..

Kadınlı bir hayatı da o kadar ciddiye almaz.. Dışarıya karşı kadına çok önem veriyor, gibi dursa da içten içe "Lâ hayre fi hinne ve lâ büdde min hünne.." siyaseti güderler..

***

Bunun da hikâyesi vardır..

Atatürk, o yıllarda Ankara'da çok popüler olan sosyetik bir hanımın evinde verdiği davete katılır.. Hükümet erkanı da çoğunlukla oradadır.. Tam Atamız'ın olmasını istediği türden bir ev partisi..

Ev sahibesinin adını bilerek yazmıyorum.. Çünkü adet oldu.. Geçmişte kalan birinden söz ettiğinizde torunu, torbası sanki o günleri görmüş gibi, üşenmeyip sayfa sayfa itiraz açıklaması gönderiyorlar..

Her neyse.. Davetin bir yerinde Dışişleri Eski Bakanları'ndan Şükrü Saraçoğlu da gelir.. Saraçoğlu o sıralarda parlak bir diplomat.. Üstelik Atatürk onun sözünden sohbetinden hoşlanıyor..

Bugünün deyimi ile pranslerden biri..

Ev sahibesi son gelen konuğa içmek için ne arzuladığını sorar.. Saraçoğlu "Şampanya.." diye cevap verir.. Verir ama ev sahibesinin şampanya tedarik etmediğini bilmez..

Kadıncağız talebi kaynatmaya çalışır.. O sırada Atatürk'e neşeli neşeli birşey anlatmaktta olan Saraçoğlu'nun aklına şampanyası gelir.. "Nerede kaldı bizim şampanya.." diye ortaya sorar..

Şampanya yok ki cevap alasın.. Biraz sonra neşeli bir biçimde, biraz da yüksek sesle talebini tekrarlayınca oldukça zor durumda kalan ev sahibesi bir punduna getirir.. Saraçoğlu'nun kulağına eğilip;

- "Babanız da mı şampanya içerdi?" diye fısıldar.. Bu fısıltılı azarlamayı ne yazık ki Atatürk de duyar.. Canı sıkılır.. Ev sahibesinin tavrını biraz da "haddini aşmak.." olarak yorumladığından alınıp, çevresindekilere:

- "Biz burada olmayı hak etmiyoruz.." mânâsına gelen bir laf söyler, daveti terkeder..

Fakat lüzumludurlar..

Parti böylece tatsız biçimde dağılır.. Neşesi iyice kaçmış olan Atatürk'e arabada yanında oturmakta olan arkadaşı Nuri Conker "Kadınlar böyledir işte.." niyetine teselli verir:

- "Lâ hayre fi hinne ve lâ büdde min hünne.."

Tarihin satır aralarında kaynayıp gitmiş olan bu teselli cümlesinin meali "Onlardan hayır yoktur fakat lüzumludurlar.." şeklinde tercüme edilebilir.. Bu tarihi anekdotta geçen cümleye Atatürk'ün ne karşılık verdiği ise bilinmiyor..

Ama ahalimizin kadın konusunda takılıp kaldığı yeri biliyoruz..

O yüzden "Sevgililer Günü" bana çok merak verir.. Gazetelerin kalpli sayfalarına "Bakalım bu yıl hallerimiz nicedir?" diye keyifle bakarım..

Aşk üzerine iri laflar etmeye hazırlanan ahalimizin ne yazık ki aşka dair tecrübesi de "Nataşa tanışıklığı" ile sınırlı kalmıştır..

Çetin Altan ağabeyimizin tadına doyulmaz üslubu ile sık sık yazdığı gibi kadınsız kahvelerde ömür törpüleyen erkek milleti için "Nataşa'dan başka umut" hâlâ yok.. Ayrıca aslan gibi kasaba delikanlılarının da cebinde para yok..

O yüzden ailenin bireyi haline gelmiş olan ineğin içtiği suya geceden deterjan karıştırılıyor..

Hayvanın ağzındaki köpüğü sabah babası görsün ki "Amanın hayvan hasta.. Geberip mundar olmadan önce kasaba yetiştirelim.." desin.. Satılan ineğin parasından da düz duvara tırmanma kıvamına gelmiş evin delikanlı oğluna "Nataşa harçlığı" çıksın..

***

Yazının dibinde kalan sözlerim gençlere..

Önce delikanlılara tembihatım var.. Aman diyeyim, bu yazdıklarıma bakıp da sevdiğinize edeceğiniz lafları yarım bırakmayın.. Ne söyleyecekseniz ilân marifetiyle yine söyleyin..

İkinci tembihatım da kızlara.. Kulağınıza güzel gelecek lafları dinleyip tesirinde kalmayın, ananızdan gördüğünüzü işlemeye devam edin.. Erkek milleti tarafından söylenen bütün okkalı lafların:

Keçi yayarım keçi,

Nerde benim kemerim..

O tombul memeleri,

Oğlak gibi emerim..

Mealine geldiğini sakın aklınızdan çıkarmayın..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır