kapat

13.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Türkiye'de savaş senaryosu
ABD'nin Stratejik Araştırma Enstitüsü raporuna göre, GAP'ın Ortadoğu'yu "susuz" bırakması, savaş nedeni. Senaryoya bakılırsa, 2010'da çıkan, "zor ve kanlı" savaşta barajlarımız füze hedefi olacak

ABD'nin saygın kuruluşlarından Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (INSS) tarafından hazırlanan "Fırat üçgeni: GAP'ın Güvenlik Sorunları" adlı raporda GAP projesinin son durumu ve Ortadoğu'da su sorununun savaş nedeni olup olmayacağı tartışılıyor. Amerikan Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı gibi kuruluşlar için ciddi stratejik güvenlik araştırmaları yapan INSS, çarpıcı iddialar öne sürüyor.

Raporun hazırlanmasına katkıda bulunanlar arasında, ABD Ankara ve Şam Elçilik yetkilileri ve Türkiye'den Amerikalı üst düzey askeri yetkililer de var. 55 sayfalık raporun en ilginç kısmı 2010'da bölgede çıkması muhtemel bir savaşın nasıl gelişeceğine yönelik senaryo... İçeriği şöyle:

SURİYE VE IRAK SALDIRIR
"Bölgede süregelen kuraklık nedeniyle patlak veren kriz tüm dünyanın dikkatini Güneydoğu Anadolu bölgesine çevirmiştir. Amerika ve NATO'nun, güvenliği sağlamaya yönelik geliştirdiği politikalar bir sonuç vermemiş ve NATO Konsey'i (İttifakın 5'inci maddesine dayanarak) muhtemel bir savaşta müttefik Türkiye'yi korumak için neler yapılabileceğini tartışmaktadır. Diplomasi tıkandıkça, uzun yıllardır beklenen su savaşı kaçınılmaz olur.

"Irak ve Suriye'de istikrarsızlık ve kriz ortamı hüküm sürmektedir. Her iki rejim de içeride kontrolü sağlayamamakta; muhalefet giderek güçlenmektedir.

FÜZE YAĞMURU
"Bütün bunların son üç yıldır devam eden kuraklıkla yakından ilintisi vardır. Çünkü Dicle ve Fırat'tan gelen su miktarı yarı yarıya azalmıştır. GAP projesinin tamamlanarak hayata geçirilmesi, suyun azalmasında önemli bir faktördür. Ekonomik ve siyasi çıkmazın ardından, Suriye ve Irak, nehirler üzerindeki haklarına dayanarak, bu durumu Türkiye'ye karşı savaş nedeni (causus belli) sayarlar.

"NATO istihbarat kaynakları düşman birliklerinin kuzeye doğru ilerlediğini ve sınırda yığınak yaptığını tespit eder. Türkiye, NATO ittifakının 5'inci maddesine dayanarak destek talep eder. NATO'da, Müttefik Tepki Birliği'nin Türkiye'ye gönderilmesine yeşil ışık yatar. Türk ordusu teyakkuzdadır ve Türkiye'deki NATO üssü de savaş durumuna geçer. Bu aşamada izlenen strateji düşmanı caydırmaya yöneliktir.

"NATO kuvvetleri Türkiye'ye gelmeye başladığı günlerde savaş patlak verir. Suriye ve Irak ordusu çok şiddetli bir füze saldırısı başlatır. Düşmanın vuracağı ilk hedefler Gaziantep ve Mardin olacaktır. Atatürk ve Keban barajlarının da füze saldırısında ilk hedeflerden olacağı açıktır. Düşman tank ve zırhlı birlikleri kuzeye doğru ilerler.

İKİNCİ SALDIRI MERSİN'E
"Düşman birlikleri ilk füze saldırısının ardından durmaksızın bu kez liman kentleri olan İskenderun ve Mersin'e saldırı başlatırlar. Saldırıya düşman savaş uçakları da katılır. Adana ve İncirlik'teki havaalanları da bombalanır. Savaş bölgesindeki demiryolu ve karayolları da kullanılamaz hale getirilecektir.

"Türkiye, çok geçmeden birliklerin komutasını NATO'ya devreder. Güneydoğu'yu savunan 2'nci Ordu'nun emrinde bulunan iki kolorduya ek olarak NATO birlikleri de bu ordunun komutası altına sokululur. İstanbul'daki 1'inci Ordu ile Erzincan'daki 3'üncü Ordu, Güneydoğu'ya 2'inci Ordu'nun yardımına koşar. NATO Hava Kuvvetleri ve Acil Müdahale Gücü derhal Türkiye'ye hareket eder. 2'inci Ordu tüm saldırılara şiddetle karşı koyar, ancak üstün zırhlı kuvvetler karşısında geri çekilmek zorunda kalır. Çekildiği her adımda düşmana ağır kayıplar verdirmekten geri kalmaz.

"Bir hafta süren çok şiddetli çatışmaların ardından, takviye edilen 2'inci Ordu'nun geri çekilmesi durur, mevzisini güçlendirir. Ancak Gaziantep, Urfa ve Mardin kentlerinden oluşan uzun bir hat düşmanın eline geçmiştir. Düşman birlikleri Harran Ovası'nın kontrolünü de ellerinde tutmaktadır. Arap ordusunun öncü birlikleri artık daha fazla içeri giremeyecek kadar yorgun ve zayıf düşmüştür. Ve dur durak bilmeyen NATO hava saldırıları düşman güçlerinin daha fazla ilerlemesine izin vermemektedir.

ANTEP DÜŞMAN ELİNDE
"Bu durum iki ay kadar sürer. Türkler ve Araplar arasında şiddetli çatışmalar cereyan etmektedir. Geçen sürede NATO'nun Acil Müdahale Birlikleri (ARRC) hazırlıklarını bitirir. Havadan ve karadan Türkiye'deki stratejik noktalara konuşlandırılır. Tam teçhizatlı halde Acil Müdahale Birlikleri'nin savaş ve makavebe gücü, Körfez Savaşı'ndaki Amerikan 7'nci Kolordusu'na denktir. İşte bu aşamada Amerikan Deniz Keşif Gücü (MEF), Hatay'da konuşlandırılır.

"Karşı taarruz için yapılan plan sayıca Çöl Fırtınası'ndaki NATO birliğinden az olmayan bir kuvvetin (ARRC) Batman bölgesine hareket etmesidir. 1'inci ve 3'inci Ordu'dan kaydırılan zırhlı birlikler ve takviye birlikler de aynı bölgede taarruz için hazırdır. NATO karşı taarruzu için yapılan plan ve hesaplamalar tamamen Türk sınırlarını savaş önceki durumuna getirmeye yöneliktir.

3 AY SONRA TAARRUZ EMRİ
"Savaşın başlangıcından üç ay sonra Türk ve NATO birlikleri, düşmana karşı havadan ve karadan çok şiddetli bir taarruz başlatırlar. Harekat aslında bir kuşatmadır. Müttefik Kuvvetler tank ve zırhlıların eşliğinde savaş alanını süpürürken, ARRC ve MEF Birlikleri Batı'dan; Türk Birlikleri ise doğudaki Mardin kentinden saldırır. ARRC Birlikleri düşmana en büyük darbeyi Harran Ovası'nda vuracaktır. Ve hemen ardından Türk birlikleriyle buluşma gerçekleşecektir. Böylece kuşatma dairesi kapanmış olur. Büyük darbe yiyen düşman, BM aracılığıyla ateşkes istemeyecektir. Operasyon, Türk sınırları eski haline gelene kadar sürecektir. Bu çok zor ve kanlı bir savaş olacaktır. Ama müttefik kuvvetler sonunda kazanacaktır."

Senaryo ne kadar doğru?
Ortadoğu'da su meselesi bir savaş nedeni olabilir mi? Raporu hazırlayan uzmanlara göre 2010 yılında böyle bir savaş ihtimali çok düşük. Çünkü bölgede istikrarsızlığa yol açan tek sorun "su" değil. Suriye ve Irak çoktan birbirlerinin su hakkına saygı göstermeyi öğrendiler. İkili anlaşmalar uyarınca Fırat'ın suları yüzde 48, yüzde 52 oranında paylaşılıyor. Ayrıca Suriye ve Irak rejimleri arasında güçlü bir birliktelik oluşması ihtimali şimdilik imkansız. Mevcut duruma göre Türkiye, her iki komşusunun ortak saldırısına da karşı koyabilecek bir askeri güce sahip. 2010 yılı senaryosu da Türkiye'nin her koşulda gerekli dış desteği alacağını gösteriyor. Türkiye'nin NATO üyeliği gerek Suriye'yi, gerekse Irak'ı caydıracak nitelikte. Mevcut senaryo ancak Suriye ve Irak ordularının 10 yıl içerisinde güçlenmeleri, yenilenmeleri durumunda ortaya çıkabilir.

GÜNEY ÖZTÜRK


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır