kapat

11.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Hizbullah vahşeti, insanoğlunun doğasında mı gizli?

Ne garip! Her vahşet görüntüsünü "insanlık dışı" olarak adlandırıyoruz. Oysa hiçbir hayvan, insanoğlunun hemcinsine uyguladığı zulmü, kendi türdeşlerine yapmıyor.

Doğasının gereğini yerine getirerek avlandığı zamanlarda bile, bunu işkence yapmadan, en kısa yoldan gerçekleştiriyor.

Ve en önemlisi kural olarak, kendi türdeşini öldürmüyor.

Bu durumda Hizbullah gibi örgütlerin vahşetini, "insanlık dışı" olarak nitelemek ne derece doğru?

Şiddet insanın doğasında mı, yoksa öğrendiği bir şey mi?

Bu önemli soruyu cevaplamak için, on yıl öncesine, Meksika'da katıldığımız bir toplantıya gidelim.

***

Dönemin Meksika Cumhurbaşkanı Carlos Salinas Gortari'nin davetiyle Mexico City'de toplanmıştık.

UNESCO ekibi, Issık-Göl Forumu'nun kurucu üyeleri ve aralarında Garcia Marquez'in de bulunduğu Latin Amerika entelektüelleri bir aradaydı.

Şiddetin, insanoğlunun doğasında bulunup bulunmadığı konusu tartışılıyordu.

Kendisi de önemli bir biyokimyacı olan UNESCO Genel Direktörü Federico Mayor, çeşitli uluslardan 21 büyük bilim adamının bu konuda vardığı kararı ve imzaladıkları bildiriyi açıkladı.

Bildirinin bir bölümünü aynen aktarıyorum;

"- İnsanlığın, hayvansal atalarından savaşma güdüsünü miras olarak aldığını,

- Savaşın ya da şiddet eyleminin genetik olarak insan doğasına programlanmış olduğunu,

- İnsanlığın evriminde şiddet eğiliminin, diğer davranışlara göre, doğal seleksiyonda öne geçtiğini,

- İnsanoğlunun şiddete eğilimli bir beyin taşıdığını,

- Savaşmanın insanoğlunun içgüdülerinde bulunduğunu, söylemek, bilimsel olarak YANLIŞTIR.

Biyoloji insanoğlunu savaşa ve şiddete yazgılı kılmıyor ve insanlık kötümserliğin bağlarını kırabilecek güçtedir.

Savaş nasıl insanın zihninde başlıyorsa, barış da zihinlerimizde başlayabilir.

Sorumluluk her bir insan tekine düşüyor."

***

Uluslararası bilim kurulunun bu saptamaları, bana da son derece makul görünmekte.

Çünkü; insanlığın tümünü kapsayan, genel bir şiddet eğrisinden söz edemiyorum.

Şiddet, topluma, zamana ve uygarlık derecelerine göre değişiyor.

Kamboçya'daki Pol Pot vahşetini modern İskandinavya'da göremiyorsunuz. Ortaçağın en korkunç paralı askerlerini çıkaran İsviçre, bugün barışın ve tarafsızlığın simgesi.

Demek ki şiddet öğretilen bir şey.

Bazı toplumlar ve kültürler, çeşitli bahaneler ve kılıflar altında durmadan şiddet üretiyor.

İşte Hizbullah şoku dolayısıyla, üzerinde en çok durmamız gereken konu bu!

Biz, Türkiye olarak niye bu kadar çok sayıda, acımasız katil yetiştiriyoruz?

Niye insanoğlunun doğasında bulunmayan "şiddet" olgusu, bu topraklarda yüzyıllardır kader gibi algılanıyor?

Gelin bunu konuşalım!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır