


Sevginin hakkını vermek..
Bizim insanlarımız için senenin 365 günü "sevgililer günü" olarak geçer.. Böyle bir sevgi taşkınlığını bir tek 14 Şubat'a sığdırmaya çalışmamızın sebebi ise "medeni dünyaya" ters düşmemektir.. İnanmayan açıp gazetelere baksın..
Kendimi "günün mana ve ehemniyeti" hakkında yazmak zorunda hissettiğimden, Sevgililer Günü hakkındaki fikirlerimi kamuoyuna arz etmeye hazırlanıyordum..
Ansiklopediyi açıp "se" harfini buldum.. Oradan gidip "sevgili" sözcüğünü arandım..
"Sevgili nedir? Ne işe yarar? Nereden temin edilir? Konserve sevgi var mı? Sevgilinin fazlası nasıl saklanır? Kışlık sevgili seçerken nelere dikkat edilmelidir? Fazla sevgili göz çıkarır mı?"
Ansiklopedileri karıştırmaktaki maksadım, zihnimi kurcalayan bu sorulara birer cevap bulup, halkımızın gönlünde yeni parantezler açmaktı.. Dişe gelir birşey bulamadım..
***
Gazetelere baktım..
Tamamı "Sevgililer Günü" olayına endekslenmiş. Aklı eren, ermeyen; ne kadar kalem sahibi varsa, oturup sevgiliye dair birşeyler yazmış.. Kimi "Sevgilinize şöyle yapın, böyle yapın.." diye akıl veriyor.. Kimi kafasına göre sevgi tarifi yapıyor..
Bizim hallemizim böyledir..
Elimize bir konu geçmesin.. Ne biliyorsak, son cırtımına kadar ortaya dökeriz.. Hatta bildiklerimizi yazıp bitirdikten sonra, bilmediklerimize geçer yine yazmaya devam ederiz..
ROMANTİK BİR YAZAR..
O yazarı yakından tanıyorum..
Görücü usulü evlenmiş.. Evlendiği de amcasının kızı.. Okulu bitirdikten sonra beş altı sene bekar dolaşmış.. Ailesi buna karılık yapmaya razı gelecek bir kız bulamadığından aile içinde kurban aramışlar.. Kocadan umudunu kesen amca kızını bulmuşlar..
Akraba evliliği yapıp bekarlık zilletinden kurtulduğunu unutmuş, şimdi her 14 Şubat'ta "Sevgililer Günü" hakkında risaleler yazıyor..
Lafa bakın lafa!
"Sevgilinin elinden tutmak. Gözlerinin rengine dalmak. Bir coşku ile kucaklamak. Bütün güzellikleri onun gönlünden süzüp yudumlamak.."
Be kardeşim.. Bu diller görücü usulü evlenmiş bir aile babasına yakışıyor mu? "Damıtmak, süzmek.." lafları ne demek oluyor? Evin içinde Salı Pazarı'ndan aldığı terliği şaplata şaplata dolanan karından mı bahsediyorsun, kurduğun turşudan mı?
Hem o kadar seviyorsan karına neden yeni bir fistan almıyorsun?
Şimdi ben bu yazarın aşk ve meşk konusunda söylediklerini nasıl ciddiye alayım?
***
Ahalinin büyük bir kısmının "aşk ve sevgili" kavramlarından ne anladığını istatistiki rakamlarla anlatmak da mümkün..
Cinnet vatanımızda evli kadınların yüzde 40'ı Allahın her günü "aşk dayağı" yemektedir..
Dayak olayının asıl ilginç tarafı da "şiddete maruz kalan" kadınlarımızdan yarıdan fazlasının "yediği dayağı hak ettiğini" düşünmesidir.
Sevgilisi ya da kocası tarafından dövülmeyen kadınların önemli bir kısmı da "ilgisizlikten" şikayetçidir.. Bütün gün "Bizim herif epeydir beni dövmüyor, acaba hayatında başka biri mi var?" diye düşünüp, evhamlanırlar.. Bir aşk dayağı yiyip rahatlamak için ellerinden geleni ardlarına komazlar..
BİR GAZETE İLANI..
Dün gazetenin birinde "Hazır ahali sersemlemişken bir hamle yapıp, üç beş kuruş da ben sebepleneyim.." diyen firmalardan birinin Sevgililer Günü ilanını gördüm..
Kot pantolon üreten bir firma tarafından verilen tam sayfa ilanın tepesinde "Sevgililer Günü'nde ne yapılır?" diye soruluyor.. İlanın alt kısmında ise cevabını kendileri veriyor..
İlk tavsiye şöyle: "Eğer sevgiliniz yoksa kendinize bir sevgili bulun.."
İlanın gazetelerde çıktığı tarih 13 Şubat olduğuna göre okurun bu fikri uygulaması için topu topu 24 saati var..
Be kardeşim.. Adama Çengelköy bostanlarından hıyar mı toplatıyorsun? Nereden bulsun 24 saat içinde kendine bir sevgili?
İlan, akıllar fikirler vermeye devam edip ikinci maddede şöyle diyor:
"O'na 14 Şubat'ın Sevgililer Günü olduğunu hatırlatın ve bugünün önemini, tarihçesini kısaca anlatın ki sizi seçmekte ne kadar doğru bir karar verdiğini anlasın.."
Hoppala! Adama bir iş daha çıktı şimdi.. Hem sevgili bulacak.. Hem de "Sevgililer Günü" hakkında malumat toplayacak.. Onları okuyup belleyecek, sonra kıza anlatacak..
İlanı veren firma, üçüncü maddede resmen müşterinin hayatını kaydırmayı planlamış.. Oğlan kıza "Hayatım boyunca her 14 Şubat'ı seninle birlikte yaşamak istiyorum.." demeliymiş.. Yani evlenme teklif etmeliymiş..
***
Haydi diyelim ki oğlan sersem çıktı ve ilanda denilenlerin tamamını yaptı.. Yine de kurtulamıyor.. Çünkü dördüncü maddede yapılan öneriye göre kızı alıp, firmanın satış mağazalarından birine gitmesi, satın aldığı kot pantolonu ona hediye etmesi gerekiyor..
Neden derseniz o mağazadan kot pantolon alanlara "Sevgililer Belgesi" veriliyormuş.. Üzerine iki saniye düşünmesem öneriye benim de aklım yatacaktı az daha..
Beşinci madedeki açıklamaya göre bu "belge sayesinde" satılan kot pantolonun fiyatından yüzde 15'lik bir indirim yapılıyormuş..
"Bu paraya biraz daha ekleyip sevgilinizle romantik bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.." dediklerine göre kot pantolonu "kat karşılığı" satıyorlar.. Ya da otomobille takas ediyorlar.
İlanın dibinde bir de "Önemli not" başlığı var ve altında aynen şunları yazıyor: "Yemeğe gittiğinizde ona şunları söylemeyi unutmayın.. Sevgilim tuvalete gittiğinde dikkat ettim de kot sana çok yakışmış.."
Önerileri bu kadar..
İlanı hazırlayan belki de "Tuvalete birlikte girin ve 24 saat içinde yarattığınız bu aşkın içine edin.." demeye getiriyor..
***
Bu yazı geçmişte idrak ettiğimiz Sevgililer Günü etkinliklerinden birine dair.. Daha olay taze ısınıyor ve ben medyanın hallerini gözlüyorum.. Bakalım değişen birşey var mı diye.. Eğer varsa bu yıl 14 Şubat'ta ona göre vaziyet alacağız..