kapat

11.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kediye ebelik yaptım
Rahşan Ecevit, bugün SABAH okurlarının sorularını yanıtlıyor: "Bülent Ecevit kongrede konuşma metnini beklerken, ben evde Yarımbıyık'ı doğurtuyordum."

Söyleşimizin son gününde SABAH okurlarıyla DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit'i buluşturduk. Dizinin yayınlandığı günlerde bizi arayan okurların yönelttikleri soruları Rahşan Hanım'a aktarıp, yanıtlarını aldık. Bu buluşma, Ecevitler'in özel hayatının bilinmeyen başka boyutlarına da ışık tuttu.

İşte sorular ve Rahşan Ecevit'in açıklamaları:

* Siyaset yapmak kadınlar için daha mı zor?

Siyaset yapmak kadınlar için tabii ki daha zor. Çalışan kadın içinse iki kat zor. Çalışan kadın akşam eve döndüğünde, eşinden ne kadar yardım görürse görsün, gene de yatıncaya kadar ev işi yapmak zorundadır.

Çalışan kadın siyaset yapmak istiyorsa, akşam işinden çıktıktan sonra saat dokuza ona kadar örgütlerle çalışmak zorundadır. Çünkü siyaset asıl o saatlerde yapılır. Bu da onu çok yorar.

Çalışmayan kadın için ise siyaset biraz daha kolaydır. Ev işinden ve çocuklarından ayıracağı bir zamanı mutlaka olur. Tabii eğer çocukları küçük değilse veya onları çalıştığı zaman zarfında bırakabileceği kimseleri varsa...

KAHVALTI BÜLENT BEY'İN İŞİ
*Fala inanır mısınız?

Fala inanmam.

* Futbol takımı tutuyor musunuz?

Futboldan hiç anlamam. Takım da tutmam. Bülent Ecevit ise futbolda transferlerin başlamasıyla takım tutmaz oldu.

* Bülent Ecevit evde yemek yapar mı?

Bülent Bey evde yemek yapmaz. Yemek yapmak benim işimdir. Ancak sofrayı o kurar, yemek bittikten sonra da toplanmasına yardımcı olur. Ama kahvaltı sofrasını her şeyiyle o hazırlar. Dağınık bir insan değildir. Yani arkasını toplamam.

*Çayları kim hazırlar?

Çayları her zaman o hazırlar, bardağa o koyar.

* "Rahşan Ecevit hükümet üzerinde çok etkili oluyor" eleştirileri geçmişte sık sık yapılmıştı. Şimdi o kadar sık olmamakla birlikte benzer eleştiriler geliyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Ben partinin Genel Başkan Yardımcısı'yım. Hükümetle ilgilenmek benim hem hakkım, hem de görevim. Ama hiçbir zaman partizanlık yapmadım ve yaptırmadım.

HİÇ TATİLE ÇIKMADIK
* Özlem duyduğunuz bir şey var mı?

Hayatımız boyunca doyasıya tatil yapamadık. Ona özlem duyarım.

* Çocuk okutuyor musunuz?

Bu tür iyilikleri söylemek bana ayıp geliyor...

* Geçmişte uzun süre Sümerbank basması giyerek yerli malını özendirdiğiniz söyleniyor. Bu konuyu biraz açabilir misiniz?

Ben Sümerbank basmalarını en ucuz kumaş olduğu için giydim. Çok uzun süre giydim. Bütün gençliğim öyle geçti, diyebilirim. Yazın hep Sümerbank basmasından yapılmış etek ve bluzlar giydik.

KEDİYE ACİL DOĞUM YARDIMI
* Geçmişte bir kediye doğum yaptırdığınız söyleniyor. Doğru mu?

1960'lı yıllar... CHP kurultayı... Salondaydım ama eşimden uzaktaydım. Yine de onu görebiliyordum. Ama o beni göremiyordu. Bir süre gözleriyle beni aradı. Sonra yerimi bilen bir gençle haber gönderdi. Konuşma metnini evde unutmuş.

Aceleyle salondan ayrıldım. Kavaklıdere'de bahçeli bir evin alt katında oturuyorduk. Pencerelerimiz toprak zeminle aynı hizadaydı. Bahçede dolaşan kediler, köpekler hep bizim pencerenin önünde otururlardı. Kediler bazen içeriyi seyrederdi. Hepsini tanırdık. Bunlardan biri de "Yarımbıyık"tı. Bu adı ona biz takmıştık. Yarımbıyık hamileydi ve her gün uğradığı penceremize birkaç gündür gelmiyordu. İnsanlara fazla yaklaşmayı sevmeyen, vahşiçe bir kediydi yarımbıyık. Aklım ondaydı. Doğurmuş olabileceğini, aç olabileceğini düşünüyordum.

Ben Bülent'in konuşma metnini almak için eve gelmiştim ki, Yarımbıyık'ı pencerenin önünde gördüm. Yavrusu ters gelmiş, doğum yapamamıştı. Yavrunun başı içinde kalmıştı. Ölmüş, arkasından sarkıyordu. Çok kötü bir görüntüydü. Yüzünden yardım beklediği anlaşılıyordu ama benim de acelem vardı.

Şaşkındım. Bir taraftan, "Onunla sonra ilgilenirim," diye düşünüyor, diğer taraftan "Ya bir daha gelmezse; o zaman mutlaka ölür," diye endişeleniyordum. Hemen camı açtım. Önce pencerenin önündeki masaya, oradan yere atladı. Ayaklarımın dibinde yere yattı. Fazla hareket edemiyordu. Zor durumdaydı.

Süratle hareket ederek, onu yere serdiğim bezlerin üzerine yatırdım. Bir elimle karnından bastırıp, diğer elimin parmaklarını da kullanarak yavrunun başını dışarı çıkardım. Yavru çıkınca, Yarımbıyık'tan oluk gibi kan boşandı. "Herhalde yaşamaz," diye düşündüm. Onu bir kabın içine serdiğim havluların üzerine yatırdım ve banyoya koydum. Fazla vakit kaybetmeden konuşma metnini alarak kongre salonuna gittim. O gün aklım hep evde kaldı.

Akşam olmuş, kongre bitmiş, eve dönmüştüm. Hemen banyoya koştum. Baktım Yarımbıyık uyuyor. Üstelik altına koyduğum havlularda kan izi de yoktu. Yerinden kıpırdamamıştı. Banyoya girdiğimi fark edince uyandı, mahmur gözlerle bana baktı. O an, onun gözlerinden içinde bulunduğu dünyayı görebilmiştim...

Çocuğu 'can'a emanet edin

* Hayvanlara olan duyarlılığınız biliniyor. Son günlerde başıboş köpeklerin öldürülmesi talep ediliyor. Belediyeler genelgeler yayınlıyor. Ne diyorsunuz?

Son günlerde partimize gelen faksların önemli bir bölümü sokak köpeklerinin görüldükleri yerlerde öldürülmelerini isteyen genelgeye tepkilerden oluşuyor. Sokaklarda ateş yakıp bu ateşte kedi köpek yavrularını yakan çocuklara, ben ömrüm boyunca çok rastladım. Bu yavruların annelerinin, yavrularını yanmaktan kurtarmak için saldırmalarını doğal kabul etmemek haksızlık olmaz mı? Sadece çocukların değil büyüklerin bile bir insana karşı duyduğu öfkenin acısını sokakta bir köpeği tekmeleyerek çıkartması güzel mi? Doğa bir bütündür. İnsan bu bütünün sadece bir parçasıdır. İnsanıyla, hayvanıyla, yeşiliyle, doğa, bir sevgi yumağıdır. Bunun dağılmasına izin vermeyelim. Çocuklarımızı mümkünse, bir "can"a emanet edelim. Nasıl bir can olursa olsun. İster hayvan, ister yeşil olsun. Yeter ki yüreğinde ailesinin dışındaki varlıklara karşı da sevgi uyansın.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır