kapat

11.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

Tam zamanı
İSTANBUL Boğazı'nın petrol boru hatına dönüşmemesi gerektiği konusundaki tezimize uluslararası alanda güçlü destekler geliyor.

Amerikan Stratejik Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından geçenlerde yayınlanan "Kafkasya ve Enerji" başlıklı raporda, Türk boğazlarının petrol tankerlerinin tehdidi altında olduğu vurgulandı. Raporda Boğazlar'dan yılda petrol yüklü 50 bin geminin geçtiği hatırlatıldı; İstanbul Boğazı'nda çok vahim boyutta kazaların meydana gelmeyişi, "mucize" olarak nitelendirildi.

GEORGETOWN Üniversitesi'nde Türk dış politikasının değerlendirildiği bir konferansta da uluslararası saygınlığa sahip bilim adamları, Boğazlar'da çevre güvenliğinin korunması konusunda Türkiye'nin geniş yetki istemesine hak verdiler. Bu bilim adamlarından Prof. Thane Gustafson, "Türkiye çok haklı olarak Boğaz geçişlerini inisyatifine almak istiyor. Bu konuda Rusya'nın itirazlarını mantıklı bulmak mümkün değil" dedi. Uluslararası deniz hukuku üzerinde çalışmalar yapan ve hükümete yakınlığıyla bilinen Brooking Enstitüsü uzmanı Dr. Philip Gordon da, Helsinki zirvesinde AB adaylık statüsünü alan Türkiye'nin, "Boğazlar'ın korunması açısından bu avantajını iyi kullanması gerektiği"ni vurguladı.

GERÇEKTEN DE tüm dünyaya ait bir "kültür ve doğa mirası "olan İstanbul Boğazı'nın, dev tankerlerin blok halinde, kesintisiz aktığı Panama ve Süveyş kanallarından farkı kalmadı. Montrö koşullarından en büyük gemi 10 tonluktu. Şimdi ise yüzbinlerce tonluk gemiler, Montrö kalkanının arkasına sığınarak Boğaz'dan denetimsiz, serseri mayın gibi geçiyor.

AMERİKA'daki konferansta da vurgulandığı gibi, AB adaylığı avantajımızı kullanıp Montrö koşullarının masaya yatırılmasını sağlamalıyız. Uluslararası alanda güçlü destekçilerimiz de var. Avrupa'ya, "Bizi hiç bir haklılığı, mantığı kalmamış köhne Montrö koşullarına tutsak edemezsiniz. Müstakbel bir üyenizin doğa ve çevre güvenliğini koruma yolundaki savaşımına destek vermek zorundasınız. Çünkü bu destekle kendi ekolojik ilkelerinizi de kağıt üzerinde bırakmamış olacaksınız" demeliyiz.

ŞİMDİ tam zamanı; fırsat, bu fırsattır.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır