Kadınlar askere
Gazi Mustafa Kemal'in, kadınlara yaptığı iyilik, kitaplara sığmaz...
Ama sonrasında...
Kadını, eve tıkmak...
Siyasetten uzak tutmak...
Ve iş hayatında ezmek için elden ne geldiyse yapıldı...
Bugün halâ eşitlik sağlanmış değil...
Bu "eşitsizlik" çoğunda kadının aleyhine işlerken, bazen erkeğin aleyhine işliyor.
Feministler hemen bağırmaya başlamasın!..
Hukuk fakültesi mezunu erkek öğrenciler geçen gün kazan kaldırıp, Adalet Bakanlığı'nın kapısına dayandılar...
"Biz noterlik stajını tamamladıktan sonra askere gidiyoruz, ama kız öğrenciler askere gitmedikleri için zaman kazanıyorlar. Biz mağdur oluyoruz" dediler.
Sade noterlik için mi?..
Avukatlık, hakimlikte de, hekimlikte de öyle...
Hatta daha birçok alanda...
Bence erkek öğrenciler haksız değil...
Neden erkek öğrenci, sırf erkek olduğu için "1.5 yıl kaybetsin?"
Eğer bu bir "kayıpsa" tabii!..
Yok kayıp değil de, vatan görevi olması bakımından bir onur meselesiyse...
O zaman sormak isterim:
Neden bu şeref ve onurdan kadınlar mahrum ediliyor?..
Neden, her türlü zorluğa erkekler kadar hatta daha da fazla göğüs gerebilen kadınlar, "askerlik" sözkonusu olunca "çocuk muamelesi" görüyorlar?..
Belki, kadınlar "asker anası" olmakla o şerefi zaten paylaşıyor, denilebilir...
Erkekler de "asker babası" değil mi?..
Ne fark var?..
Türkiye'yi, her türlü hurafeden, gericilikten ve yobazlıktan kurtarmak istiyorsak, tutuculuğu ve gelenekçiliği terketmeliyiz.
Batı'dan bile önce seçme seçilme hakkını elde eden...
Öğretmenlik ve üniversite hocalığında, dünya rekorları kıran kadınlar, ilk aşamada "isteğe bağlı" olarak bile olsa askere gidebilmelidir...
Türkiye eğer parlayan yıldız olacaksa, bu modern ve cesur adımlarla olur...
İsterseniz bu meseleyi tartışırız...
Kelin perçemi
Hani derler ya, tut kelin perçeminden, diye... Tıpkı o vaziyet!..
Hükümet, 60 yaşını devirmiş emeklilere evde maaş ödemeye hazırlanıyor. Banka kuyruklarında zebil ziyan olmasınlar diye...
Çıkış noktası iyi ama finali karışık... Postacı, ev ev dolaşıp emeklinin parasını nakit mi ödeyecek?..
Eğer öyleyse, postacıları...
Her köşe başında soyulup soğana çevrilmekten Tanrı korusun...
Yok maaş çeki verilecekse...
O zavallı emekli, yine bankaya gitmeyecek mi, çeki nakte çevirmek için?..
Eeee... Ne anladım ben bu işten o zaman?..
Maksat, postacılara ekstra meşgale çıkarmaksa, ona bir şey diyemem...
Bu icadın, mucidini kutlamalı!..
Devletin öbür yüzü
1- Devletin hukuk dışı uygulamalarının hep karşısında olduk.
2- Devletin ticaretin ve paranın üzerinde oturmasını hep eleştirdik...
3- Ve devletin, bütün vatandaşların müreffeh yaşadığı bir ülkede, sadece "hakimlik" yapmasının yeterli olduğunu savunduk.
Hakkaniyetle konuşmak gerekirse, devletin bir de pek görünmeyen yüzü var...
Devlet, 400 bin yoksula ve 70 bin öğrenciye her gün yemek veriyor, biliyor musunuz?..
Bir sıcak aşa muhtaç insanların varlığı yüreğimi ne kadar ezip, parçalıyorsa...
Devletin onlara el uzatması da o derece "sıcaklık" uyandırıyor.
Bu duygumu paylaşmak istedim.
İyimserlik
Mayo Kliniği'nin araştırmasına göre, iyimserler, kötümserlere oranla yüzde 20 nispetinde fazla yaşıyormuş...
Yüzde 20 büyük rakam....
60 yılda "15 yıl" fazlalık demektir...
Eğer bu araştırma doğruysa, ki ben doğru olduğuna inananlardanım, iyimserlik şimdiye kadar keşfedilmiş en etkili yaşam ilacı demektir.
Üstelik kötümserlik hayatı kısatmakla kalmıyor, yaşadığımızı yılları da çekilmez hale getirmiyor mu?..
Yalnız üzde 20'lik fark yok, ayrıca geri kalan yıllarda da iyimserler daha keyifli hayat sürüyorlar...
Şöhret
Kekilli'yi bacağından şişlemişler... Bu memlekette şöhret olmak da zor birader!..
El cevap
Arcayürek, 12 Eylül kavgalarını kaleme almış... Dün dündür bugün bugündür!..
Akit
Akit Gazetesi, Tayyip Erdoğan ile Bülent Arınç'a saldırıyor... Akti mi bozdular?..