


Sıra Meclis'te
Salı, saat 13.00... ANAP Genel Başkan Yardımcısı Ersin Taranoğlu ile konuşuyorduk... Söz "kasetlerden" açılınca...
Taranoğlu dedi ki:
- Meclis seyretsin.
"Gerekçesini" de söyledi:
- Koalisyon liderleri seyretti... Bakanlar seyretti... Gazeteciler seyretti... Meclis neden seyretmesin?
Taranoğlu'nun tek gerekçesi bu değil.
"Başka gerekçeleri" de var:
- Laik Cumhuriyet için yemin eden biziz... Şimdi, laik Cumhuriyet'e karşı örgütlenme söz konusu... Toplumun huzuru için yemin eden biziz... Ama, huzuru bozma gayretleri var... Açıkçası... Anayasa'ya sadakat yeminini biz ettiğimize göre... Ve karşımızda Anayasa'ya sadakatsizlik bulunduğuna göre... Onların kasetlerini Meclis seyretsin.
***
Salı, saat 14.00.
Azerbaycan'ı aradık...
TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut'a ulaştık:
- Efendim... Ersin Taranoğlu "böyle... Böyle" diyor.
Akbulut:
- Bence sakınca yok... Meclis Hizbullah kasetlerini seyredebilir... Ancak bunun için "gizli oturum" mu yapılmalı, yoksa genel kurul "açık" mı olmalı?... Bu konudaki karar ise, Sayın İçişleri Bakanımız ile görüşülerek verilebilir.
Taranoğlu'nun da, Akbulut'un da "gerekçeleri" arasında paralellik var...
İkisi de "aynı şeyleri" söylüyorlar:
* Meclis'ten gizli bir şey olamaz... Meclis'e her konuda bilgi verilmeli.
* Yarın, önlem gerektiğinde... Önlemi Meclis alacağına göre... Meclis, bugünden her şeyden haberdar olmalı.
***
Salı, saat 15.00...
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'la uzun uzun konuştuk:
- Sayın Ersin Taranoğlu... Sayın Yıldırım Akbulut... Kaset... Meclis...
Tantan:
- Meclise bilgi sunacağız... Ancak, biraz daha zamana ihtiyacımız var.
- Niçin?
- Operasyonlar sürüyor... Ayrıca, Meclis'e kısa bilgi veremeyiz ki... Her şeyi anlatmamız lazım.
- Kaset meselesi?
- TBMM'nin izlemesinde hiçbir sakınca yok... Ama herhalde gizli oturum gerekir.
- Kasetlerin TV'lerde yayınlanıp, yayınlanmaması tartışmasına nasıl bakıyorsunuz?
- Türkiye, yanlışı tartışıyor.
- Yanlış olan ne? Doğru olan ne?
- Operasyonlar sürecek... Sonra kamu davası açılacak... Ve işte o zaman, yargı "kasetlerle ilgili olarak" karar verecek... Ya yargı bunları kasaya kitleyecek, "gizlidir" diyecek... Veya, gizlilik olmayacak... Olmaması halinde "müdahil taraf" falan, kaseti elde edebilecek.
- Yani, şu anda "kesinlikle yayınlanamaz."
- Yayınlanamaz.
- Ama medya seyretti.
- Özet... Dört dakikalık... O da vahşetin boyutunu görsün diye... Zira medya da kamu hizmeti yapıyor.
***
Sadettin Tantan:
- Meclis'te kasetleri göstermenin sakıncası yok... Bu konu siyasi değil... Kimse, siyasal amaçla kullanamaz... Kimseye, siyasi rant sağlamaz.
- Kaseti gösterirken, Meclis'te nasıl bir konuşma yapmayı düşünüyorsunuz?
- Olağanüstü hal olmadan... Hukuk devletinin kuralları içinde kalarak... Büyük operasyonlar yürütüyoruz... Hâlâ gizlilik içinde sürüyor... Bunları anlatacağım.
- İşin neresindesiniz?
- Önümüzde uzun bir yol var... Yılların birikimi... Ekonomik, sosyal boyutları söz konusu.
***
Tantan "bir hususu" birkaç kez vurguladı:
Hukukun içinde kalarak çözüm... Kalıcı çözüm... Laik Cumhuriyet'in tehlikeye düşmemesi için, üzerinde herkesin uzlaşacağı bir çözüm.
Bunun için de "eğitim" gerekiyor.
Tantan:
- Özellikle din adamının eğitimi... İlköğretim öğretmeninin eğitimi.
***
"Çözüm" denilince, tabii Meclis'e de görev düşecek...
O nedenle Meclis'in şimdiden "aydınlatılması" gerek.
Tantan:
- Meclis için bilgi hazırlıyoruz... Geniş bir bilgi... Konu sadece "birkaç vahşet kasetiyle" sınırlı değil... İş büyük... Teslim alınmış camiler var... Üç uygarlığa başkentlik yapmış İstanbul'un merkezinde... Bu çağda... Bu olaylar... Vahşet... İnsanlık haysiyetinin ayaklar altına alınışı... Meclis seyretsin... Türkiye, her şeyi bilsin... Bilinsin ki, çözümde buluşalım.
***
"Eskiden" her ilde bir Halkevi vardı.
Sonra...
Tantan:
- Sonra amacından uzaklaştı... Yozlaştı... Ve kapatıldı. (1980 ihtilalinde kapatıldı.)
Tantan dedi ki "şimdi benzer bir uygulamaya... Halk eğitim merkezlerine" ihtiyaç var.
Ve bir de "örnek" anlattı:
Fatih'te "Eğitim Parkı" yaptık... Modern bir eğitim merkezi... 7'den 70'e kadar, herkesin devam ettiği bir merkez.
***
Tantan:
- Din eğitimi konusu çok önemli... İyi de kim öğretecek?.. İlkokuldaki öğretmen bu konuda yeterli oluyor mu?.. Olamayınca, iş köşedeki camiye kalıyor... Köşedeki caminin imamı da, ekonomik amaçlı din simsarıysa... Vay o çocuğun haline... Vay toplumun haline...
***
Ve sohbetin sonu...
- Sayın Bakan... Meclis'e kaset gösterilmesi işi...
- Basının bir misyonu var... Toplu mücadele misyonu... Cumhuriyet'i tehlikeye düşürecek girişimlere karşı görevi... Onun için, basına kaseti gösterdik... Ama meclise çok daha geniş bilgi vereceğiz.
- Kaset?
- Tabii kaseti de gösteririz... Bir değil, birkaç kaset var... Meclis'ten hiçbir şey gizlenemez.
- Siz bunca yılın "emniyetçisi" olarak... Hizbullah konusunda... Vahşetin boyutu konusunda... Ne diyorsunuz?
- Korkunç... İnanılır gibi değil... Ama "yanıldıkları" bir şey var...
- Nedir?
- Türk devletinin gücü... Bunu hafife alan, öyle ağır bir bedel öder ki... Şaşar, kalır.