Hizbullah'ın işkence kasetleri yayınlansın-yayınlanmasın tartışmasının iki boyutu var. İkisi de sağlam tezlere sahip.
Biri halkın bilgilenme hakkı, bir de sorunun ahlâki, hukuki ve ekonomik boyutu..
Dün, Almanya'dan bir faks mesajı aldım:
"Bizler Almanya'da turizm dalında faaliyet gösteriyoruz. Geçen yıl Apo gösterileri nedeniyle turizmde sınıfta kaldık. İşkence sahneleri gösterilirse bu sene de sınıfta kalacağız.
Bu dünyaya Afganistan görüntüleri vermekle imajımızı düzeltemeyiz. Bindiğimiz dalı kesmekte maalesef üstümüze yok!"
Geçen yıl turizmden 3-4 milyar dolar kaybettik. Yüzbinlerce turizm emekçisi işsiz kaldı. Borç bularak ayakta kalanların ümitleri şimdi bu vampir kasetlerinin tehdidi altında.
Vahşet yayını, ülke ekonomisine en olmadık dönemde darbe vuracak.. Toplum sağlığı ve özellikle çocuklar tehlikeye atılacak.
Hizbullah vahşeti, şeriat devleti propagandası yapma suçundan hakkında idam istemiyle dava açılan Fazilet milletvekilinin bile aklını başına getirdi. Akıllanan ödül görür, bize hep ceza ödemek mi düşecek?
Kasetlerin gösterilmesi belli ki getireceği yarardan çok daha fazla zarar verecektir.
Bize kalırsa bu sorunu yeni çatışmalar doğuracak bir tartışma haline sokmaya gerek yok. Hukuk toplumu korur..
RTÜK üyeleri yayına karşı olduklarını ortaya koydular. Çünkü şiddetin en acımasız görüntülerini içeren bu kasetlerin TV'lerde yayınlanması, yayın ilkelerine aykırı..
Ayrıca bunlar mahkeme için delil olduğundan yayınlanıp yayınlanmaması konusundaki karar yetkisi mahkemeye ait.
Dün, bu kasetleri milletvekillerinin bir gizli oturumda izleyecekleri haberi geldi.
Koalisyon liderleri de dahil, bu kaseti izleyen herkes "yayınlanmasın" diyor.
Milletvekillerinin de gördükten sonra aynı noktaya gelecekleri ve "yayınlanmasın" iradesine destek verecekleri kesin gibi.
Bu mesele bitmiştir diyebiliriz..
Ama silâh ve cephanenin, devlete ait kayıp malzeme ile benzerlik taşıması.. Bu da zehirli şüpheler üreten kötü haber..
Roketatarlar, el bombaları, vahşet örgütünün yakında devlete ve topluma karşı harekete geçeceğinin işaretini veriyor.
İndirilen darbe, ülkeyi büyük bir belâdan korumuştur. Şimdi Hizbullah'ın kökünü kazırken, ona ihmali ile veya bilinçli olarak destek vermiş devlet içi uzantılar varsa, bunların da hızla ortaya çıkarılması lâzım..
1993'te Batman Valisi Salih Şarman'ın yurt dışından devlet parası ile getirttiği silâh ve cephanenin büyük kısmı kayıp. Hizbullah'ta yakalanan silâhların, o silâhlar olduğu yolunda ciddi şüpheler bulunuyor.
Devletin mücadele sürecinde yara almaması bu şüphelerin hızla giderilmesine bağlı.
Hükümet gerçeğe bir an önce ulaşmalıdır.
Devlete olan güven, siyasetçi dayanışmasının hesaplarına feda edilmemeli.