kapat

09.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Güvercin sadakati
"Evimizde güvercin beslerdik. Hepsi bizim oraya doluşurdu. Bazen bir güvercin kaybolurdu. Ben merak ederdim. Üzülürdüm. Kanadı kahverengi olan gitti, diye. Bir süre sonra bir başka güvercinle çıkıp gelirdi. Evlenip balkonumuza dönüyorlardı"

Mutluluğu "sevgiyle birlikte düşünceleri ve inançları da paylaşmada" bulduklarını söyleyen Rahşan Ecevit, sinirlendiği zaman bulmaca çözüyor. Folklora, türkülere özel ilgisi var. Kendi deyimiyle, Türklüğü türkülerde yaşıyor. Rahşan Ecevit, hem kendi hem eşi hakkında merak edilen ve "bilinmeyenler"i aydınlatmaya devam ediyor...

* Ecevit çiftini birbirine bu kadar yakınlaştıran nedir?

- Biz sevgiyi olduğu kadar, düşüncelerimizi, inançlarımızı da paylaşıyoruz. Ama düşünce ve inançlarımızı körükörüne değil, her konuyu aramızda uygarca tartışarak bağlıyoruz.

* Örnek bir çiftsiniz. Gençlere ne öneriyorsunuz?

- Dayanışma ve özveriyle her türlü güçlük aşılır. Bunun için aralarında darılmadan, açıkça tartışsınlar. Bunları yaptıklarında evlilik bütünleşmeye dönüşür.

*Şarkı ve türkü repertuarınızın çok geniş, sesinizin de güzel olduğunu eşiniz bir söyleşide anlatmıştı. En çok hangi şarkıyı, hangi türküyü seviyor ve söylüyorsunuz?

- Çocukluk günlerimde evimizde radyo hep açık dururdu. Herkes kendi istediğini dinler, gerisini duymazdı. Ben de o zamanlar Halk Türküleri ile Klasik Türk Musikisini dinlerdim.

Anadolu'yu o çocukluk çağından başlayarak türkülerde duydum, o türkülerle tanıdım. Anadolu'ya o sıralarda gidemediğim halde, ona o türkülerle ulaştım. Ben türkü dinlerken onu tek bir türkü olarak hissetmem. O türkülerde, hele folklor ekipleri eşliğindeyse tüm geçmişiyle Türklüğü yaşarım.

Şu sıralarda evde iş görürken ben de birçok kimse gibi, bir film nedeniyle hatırlanan "Erzurum Çarşı Pazar" türküsünü mırıldanıyorum. ('Sarı Gelin' adıyla da anılan bu türkü, Salkım Hanım'ın Taneleri adlı filmde Yavuz Bingöl tarafından seslendirilmişti.)

BULMACA İLAÇ GİBİ
* Son gezilerinizden birinde bulmaca çözmeyi sevdiğinizi fark ettim...

- Bulmacanın basında kısa bir geçmişi var. Bence çok faydalı. Halkımızın dil bilgisini geliştiriyor, genişletiyor. Bizde bazı kelimeler yanlış kullanılır. Sanırım halkımız bulmacalar sayesinde farkına varmadan yanlışlarını düzeltiyor. İstanbul'da "viyadük"lerden geçerken hep zihnimi zorlarım, başka bir kelime bulamazlar mıydı, diye. Kendim de bir türlü uygun bir kelime bulamıyordum. Köprü olmasına köprüydü de altında su yoktu.

Geçen gün bulmacanın birinde "viyadük"ü tarif ederken "köprü yol" tabiri kullanmış. Çok sevindim. İnşallah kullanılır. Çöp kutularının üstünde "konteyner" yazmağa gerek var mı? Çöp çöptür. Belediyelerin yollardaki çalışmalarını belli etmek amacıyla koydukları levhalara "tretuvar çalışmaları" demeleri de garip oluyor. "Kaldırım çalışması" deseler?..

Dilimizde Arapça ve Farisi kelimelerin de azaltılmasına çalışılıyor. Aksi gibi yerlerine önerilenler de pek tutmadı. Televizyonlardaki yabancı filmlerin Türkçeleştirilmesi sırasında kullanılan yanlış kelimeler, tercüme kokan ibareler de gençlerin hafızasına öylece yerleşiyor. Ben gençlerimizin şu günlerde kendilerini ifade etmekte, kendileri de farkında olmaksızın, zorlandıklarını sanıyorum.

GÖRÜŞ AYRILIĞI
Dil konusunda eşimle aramızda farklılıklar vardır. O arı Türkçeyi tercih eder. Bense, dil uzmanı değilim ama, dilimize iyice yerleşmiş Arapça ve Farisi kelimeleri atmaya çalışacağımıza, onları, gene dilimize yerleşebilmiş yeni Türkçe kelimelerle birlikte kullanırsak, hele bunlara bir de eski halk dilimizi ilave edersek, zaten çok zengin bir dil olan Türkçemiz daha da zenginleşmez mi, diye düşünürüm. Bülent Ecevit'in bir toplantısında, bir önerisi için, kalabalık arasından birisinin, "Bunlar bana em olmaz" diye bağırması ne güzeldi...

* Her gün çözer misiniz?

- Bulmaca merakımın sebebini soruyorsanız, bazı akşamlar eve sinirlerim çok gerilmiş olarak dönüyorum. Ve bulmacalar bana em oluyor...

* Hayvanlara karşı da büyük sevgi duyduğunuz öğrencilik yıllarından itibaren biliniyormuş... Hangi hayvanları seversiniz?

- Tüm hayvanları severim. Öbür evimizde güvercinleri besliyorduk. Sürekli onlara yem atıyorduk. Öyle ki bir süre sonra tüm güvercinler bizim eve ve komşulara doluşmaya başladı. Güvercinler evlenip yine bizim evin balkonuna geliyordu.

Bazen bir güvercin kaybolurdu. Ben merak ederdim. Üzülürdüm. Kanadı kahverengi olan gitti, diye. Bir süre sonra bir başka güvercinle çıkıp gelirlerdi. Evlenip, eşlerini de alıp dönüyorlardı. Ama bir süre sonra komşularımız bundan çok rahatsız oldu. Biz de çok üzülerek yemi azaltmak zorunda kaldık...

56 yıldır yarım bekleyen tablo
* Siz ressam olarak da biliniyorsunuz, ama artık resim yapmıyorsunuz. Resimle ne zaman tanıştınız?

- Okulda renkli kalemlerle dergilere bakarak resimler yapıyordum. Daha sonra yağlı boyaya geçtim. Resim yapmayı ciddiye almadığım için Bülent'e de ilk günlerde resimden hiç söz etmemiştim. Ama nişanlandığımızda ona özel bir resim yapıp hediye ettim.

* Resmi ne zaman bıraktınız? Neden?

- Evlendikten bir süre sonra, hayatımda başka şeyler ön plana çıktı ve resim yapmaya devam edemedim. Çünkü resim düzenli bir hayat ister. Her gün vakit ayırmak gerekir. Politikaya gösterdiğim özeni, resim yaparken de gösterirdim. Tuval karşısında günlerim geçer, istediğim rengi tutturabilmek, uyumu sağlayabilmek için kendimi yer bitirirdim. Eşimin siyasete girmesi ve yoğunluğu paylaşmam nedeniyle, resme vakit ayıramaz oldum. Zaten yaptıklarımı da saklamadım. Güzel resimlerimi tanıdıklarımıza, beğenenlere dağıtmıştım. Bülent'in 56 yıl önce yaptığım bir portresi de yarım kaldı. Bugün hâlâ öyle duruyor. Resme gereken ilgiyi gösteremedim. Resmi bıraktığım için ben de üzülüyorum, Bülent de...

RAHŞAN HANIM'IN BÜLENT BEY'E SÖYLEDİĞİ TÜRKÜ
SARI GELİN

Erzurum çarşı pazar

Leylim aman aman, sarı gelin

İçinde bir kız gezer

Ah, nenen ölsün sarı gelin aman

Suna yarim

Elinde divit kalem

Leylim aman aman, sarı gelin

Dertlere derman yazar

Ah, nenen ölsün sarı gelin aman

Suna yarim

Erzurum'da bir kuş var

Leylim aman aman, sarı gelin

Kanadında gümüş var

Ah, nenen ölsün sarı gelin aman aman

Suna yarim


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır