kapat

09.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Fazilet dinle ilgilenmemeli
Fazilet Partisi'nin 'yenilikçi' kanadından Diyabakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu hem özeleştiri yaptı hem de değişimi savundu: "Değiştim, değişmeliyiz".

"Şimdi herkes elini şu İslamiyet'in yakasından bir çeksin bakalım. Bu herkes için geçerli. Fazilet için de geçerli. Fazilet zaten bir siyasi partidir. Zaten dinle alakası olmamalıdır."

Fazilet Partisi Diyarbakır Millmetvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu, 2000'li yılların başında, Türkiye ve dünyadaki değişimleri gözönüne alarak herkesin özeleştiri yapması gerektiğini söyledi. Bu düşünceye kendisini tartışarak başladığını söyleyen Hatipoğlu, "Din anlayışı yozlaşıyor. Herkesin elini İslamiyet'in üstünden çekmesini istiyorum" dedi.

İslamiyet adına toplanan paralar ile bazı grupların holdingleşerek önemli rant elde ettiklerini belirten Hatipoğlu, Adnan Hoca gibi bazı çevrelerin de şehvet ve nefis duyguları uğruna İslamiyeti kullandıklarını ifade etti. Hizbullah vahşeti için ise, "Terörün dini, imanı, mezhebi olamaz. Bunlar da dinimizi kullanıyorlar" dedi.

YARDIM PARALARI SERMAYE OLDU
Hatipoğlu şöyle konuştu:

"Bazı kesimlerin kurdukları cemaat ve örgütlerin dine çok zarar verdikleri görülmüştür. Dinimizde olmayan sapıklıklar, sözde hoca denilen yarı cahillerin müdahaleleri olduğu görülüyor. İslam dini Türkiye'nin en büyük toplumsal gerçeği. Bu dini ihtiyacı yetkili ve etkili kurumlar üzerine düşen görevi yerine getirerek karşılamazsa, bu boşluktan sahtekarlar ve istismarcılar yararlanır. Bu sahtekarlar kendi emellerine uygun bir din inanışı oluştururlar. Her türlü grubu, örgütü bu gruba sokabilirsiniz. Bu ülkede bütün cemaatleri çok iyi tanıyan bir kişi olarak söylüyorum. Din adına ortaya çıkan örgütlere ve vardıkları sonuca bakıyorum. Bir bölümünün kurucuları çocukları, damatları ve yakınlarını holding sahibi yapmıştır. Yüce İslam dinine yardım edeceğiz diye toplanan paralarla sermayeler oluşmuş, bu sermayelerle holdingler kurulmuş. Ancak o holdinglerin ürünlerine bakıyorsunuz; pek dinle, imanla da alakası yok. Bir ticaret metası haline dönüşmüş. Dinimizi bir ticari meta haline gelmekten kurtarmalıyız."

ALLAH'IN ADINI KULLANIYORLAR
Hatipoğlu, "Kimi kuruşlar, kendi nefislerinin ve şehvetlerinin aracı olarak ortaya da çıkmıştır" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Örnek, Adnan Hoca başlığı altında ortaya çıkan haberler çok da mutluluk verici değildir. Bu haberlerin verilişi bile müslümanların yüreğini dağlıyor. Üçüncüsü de son vahşette ortaya çıktı. Birileri hiç hak etmedikleri halde Allah adını kullanarak insanların katline fetva verebiliyor. Birileri de bunlara inanıp verilen emirleri yerine getiriyor."

ELİNİZİ DİNİN YAKASINDAN ÇEKİN
Hatipoğlu, "Şimdi herkes elini şu İslamiyet'in yakasından bir çeksin bakalım. Bu herkes için geçerli. Fazilet için de geçerli. Fazilet zaten bir siyasi partidir. Zaten dinle alakası olmamalıdır. Din istismarı konusunda diğer partilerin Fazilet'in önüne geçtiği de görülmüştür" diye konuştu.

Holdingleşen grupları örneklemekten kaçınan Hatipoğlu, bazı futbol kulüplerinin de vitrin olarak kullanıldığına değindi. Ömer Vehbi Hatipoğlu, nasıl değiştiğini, dün neler düşündüğünü, bugün başka pencereden nasıl baktığını ise anlatırken de "Değerlerimde temel ilkelerimde İslamiyet'e bağlılığımda bir değişiklik yok. Olaylara bakışımda değişikler meydana geldi" dedi. Hatipoğlu, değişimini anlatırken şunları söyledi:

"Eskiden İslamiyet adına yapılan bağışlara, yardımlaşmalara katılır, bizzat çalışırdım. Üç beş müslüman biraraya gelmiş, bir şirket mi kurmuş? Çok hoşuma gider, aralarına katılırdım. Vakıf, dernek kurmalarına sevinir, yardımcı olurdum. Bugün öyle değilim. Çünkü iyi niyetle başlayan bu tür örgütlenmeler sonuçta, birilerini zengin etme veya birilerinin nefislerini tatmin etme aracı oluyor."

DEĞİŞİM POLİTİKASI
2000'li yılları yaşadığımız şu günlerde izlenmesi gereken değişim politikasını ise Ömer Vehbi Hatipoğlu şöyle ifade etti:

"Çağdaş kesim dahil olmak üzere herkes eylemlerini, söylemlerini bir elekten geçirme ve özeleştiri yapma durumundadır. İslamiyet bir doktrindir, bir akidedir. İslam bir ideoloji değildir. 2000'li yıllara Türkiye sarsıla sarsıla geldi. Bazı fikirlerimi özeleştiriye tabi tutmam gerekiyor. Önceliklerimizi yeniden tespit etmeliyiz. Birinci temel önceliği İslam dininin gerçeklerinin güvence altına alınmasıdır. Din anlayışı yozlaşıyor. Dinimizin aslını yeniden öğrenmek durumundayız. Dünyadaki değişime müsbet katkılarımız olmalıdır. Örneğin Avrupa Birliği'ne giriş sürecimiz. Demokrasi sorunumuz tartışılmalı. En önemlisi uzlaşma kültürümüz oluşmalı."

Hatipoğlu, "Din, bayrak, vatanın bütünlüğü ve Atatürk'ü tartışmak ve istismar zemininden kurtarmamız gerekiyor" diyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Bu kavramlara yaslanmadan ve karşı çıkmadan da siyaset yapılabilir. Dün ben kendimi değil, karşımdakini tanımlamak gibi bir eylemin içindeydim. Dişe diş bir mücadele var ise, bunu yapardık. Şimdi karşımdakini dinliyor, kendimi anlatmaya çalışıyorum. Artık değişim zamanıdır. Ben de, biz de, Fazilet de, siyasi rakiplerimiz de değişmek zorundadır. Görülüyor ki, başka çaremiz kalmadı."


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır