kapat

09.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

Merkez'de sinema

KADIKÖY Belediyesi, Göztepe Merdivenköy'de Halis Kurtça Kültür Merkezi binasını yaptırmaya başladığı zaman, "Mahalle arasında Kültür Merkezi açacağınıza yolların çukurunu-çamurunu giderin, çöpleri daha muntazam toplayın" diye eleştirmiştim. Oysa şimdi bakış açım değişti. Çünkü Halis Kurtça Kültür Merkezi yetişkinlere ve çocuklara yönelik tiyatro oyunlarıyla, resim sergileriyle, konferanslarla ilgi gördü. Kadıköylüler'le barışık, pırıltılı bir yer olmayı başardı. Kültür Merkezi'nin içinde küçük ama şirin ve rahatça film seyredilebilen bir de sinema salonu açıldı. Böylelikle merkez, iflah olmaz bir sinema tutkunu olarak beni de, mıknatıs gibi çekim alanının yörüngesine aldı.

AMERİKAN bağımsız sinemasının özgün ve önemli isimlerinden Alan Rudolph'un Bruce Willis'li, Nick Nolte'lu, Albert Finney'li, Barbara Hershey'li "Şampiyonların Kahvaltısı"nı kaçırmıştım. Geçenlerde bizim Kültür Merkezi'nde gösterime girdi. Hemen koştum, bir öğlen matinesinde izledim. Filmin başlamasına

5-6 dakika kala salona girdiğimde, orta kısımdaki koltuklarda yaşları 6 ile 13 arasında değiştiğini tahmin ettiğim kızlı-erkekli 10 kadar çocuğun oturduğunu gördüm. Oysa film, bir çocuk filmi değildi. Çok koyu, ağır-ağdalı, acımasız bir toplumsal eleştiri filmiydi. Erotizm ve şiddet dozu da oldukça yüksekti. Yani, çocuklara göre değildi. Yer göstericiye "Yanlış mı geldim? Burada bir çocuk filmi mi oynayacak?" diye sordum. Bir yanlışlık olmadığını söyledi. Çocukların ne aradığını sordum, "Çocuk filmi olmadığını söyledik ama anneleri yine de bıraktı, film bitince gelip alacaklarmış" dedi.

NEYSE, film başladı. En entellektüel yetişkinlerin bile soyut, alegorik anlatımına oldukça kafa patlatması gereken filmi o küçükler, en ufak bir "çocukça tepki", sıkılganlık belirtisi göstermeden, müthiş ciddi şekilde sonuna kadar izlediler. Film bitti, anneleri de kapıdaydı. Çocuklarını alıp gittiler.

BEN, belki de "çocuk filmi" zannederek sinema koltuğuna oturdukları halde, böylesine ağır ve felsefi bir filmi baştan sona olağanüstü olgunluklar izleme sabrını gösteren bu küçüklerin gözlerinden öpüyor, onları kutluyorum. Ama annelerine, çocuklarını sinemaya bırakmadan önce afişleri daha iyi incelemelerini öneriyorum. Etkinlikleri tanıtan afiş ve objelerin düzenlemesi de biraz karışık. Belki daha pratik bir düzenleme yapılabilir. Hangi film çocuk filmi, hangisi değil, daha kolay ayırdedilir.

KÜÇÜK aksaklıklar mutlaka giderilecektir. Sonuç itibarıyla ben, evimin yakınında böyle bir Kültür Merkezi'nin bulunmasından mutluyum.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır