kapat

08.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


"Avrupa kursu"

The New York Times'ın Roger Coheni, Viyana çıkışlı, "Bir Kimlik Konusu" başlığı altındaki yazısında "Avusturya sorunu"na çok ilginç bir yaklaşım getirdi. Yazı, biz Türkleri yakından ilgilendiriyor.

Zaten şu satırlarla başlıyor: "Geçmişe özlem dolu bu şehrin Tarih Müzesi'nin bodrumunda Türk sadrazamı Kara Mustafa'nın kellesi bulunur. 1683'teki son Osmanlı kuşatmasına karşı Avusturya'nın zaferinin bu simgesini halkın görmesine artık izin verilmiyor. Ama kopuk kelle Avrupa kimliği, Avusturya tarihi ve milliyetçiliğin hırçınlıkları gibi eski kıtanın siyasetine sağcı Jörg Haider'in tahripkâr dalışına dair çok şeyler anlatıyor..."

Cohen, Viyana'nın Avrupa bilinçaltında sembolizmle dolu bir şehir olduğuna, valslerin ve loş kafelerinin, daha karanlık bir gerçeği sakladığına işaret ediyor ve Haider'in üzerine siyasetini inşa ettiği bu "karanlık gerçek"i şöyle ifade ediyor: "Bu gerçek, Hıristiyan Viyana'nın Türk 'kafiri'ne karşı uzun mücadelesini, Avusturya'nın Hitler'e uzattığı coşkulu desteği ve tarihin uzun süreden beri Avusturya'nın Nazi saldırısının ilk kurbanı olduğu yolundaki çarpıtmayı içerir. Bütün bunlar Avrupa'yı rahatsız ediyor."

Cohen, çok ilginç bir metafor kullanarak, "Haider'a göre, Türk kafirin artık at sırtında olmadan, bu kez göçmen "misafir işçi" kimliğiyle geri geldiğini" vurguluyor. Yani, Avusturya neo-faşizminin zemininde bizler varız. Ve, bu faşizm, Avrupa'da kabul görmüyor. Ona da şu cümlelerle değiniyor:

"Birleşik bir Avrupa'yı öngörenlerin bu cins hırçın çıkışlara hoşgörüsü sıfır. Avrupa'nın kimliğini temiz kılmak için, tarihini temizlemek istiyorlar. Bu nedenle, Avrupa Birliği, özgürlük, demokrasi, insan hakları ve etnik baskıya son verilmesinin yanında duruyor. Bu değerler uğruna Kosova'da savaşa gittiklerini söylüyorlar."

Yazının son paragrafı da çok anlamlı: "Bir başka Viyana müzesinde, Askeri Tarih Müzesi'nde suikastı ile Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasına yol açan Habsburg veliahdının öldürüldüğü sırada giydiği elbise sergileniyor. Avrupa bir daha öyle siperlere dönmeyecek. Fakat, hem Hıristiyanlığı hem de İslam'ı bir arada bulundurabilecek bir pan-Avrupa kimliği için savaş, henüz başlamış durumda."

Avrupa'nın "Müslüman kimliği" biziz. Biz ve Bosnalılar, Arnavutlar, Balkan Müslümanları, Batı Avrupa ülkelerinde çalışan Türk ve diğer Müslüman milyonlarca işçi ve bu ülkelerin vatandaşlığına geçmiş Müslümanlar. Tümünün, "kültürel dayanağı" Türkiye...

Bu açıdan, Avrupa Birliği'nin Haider'li Avusturya'ya karşı verdiği mücadele, bir yönüyle Türkiye'ye "yer açma" mücadelesi.

Oysa, Türkiye, ne yazık ki, anlamsız nazarlarla Avrupa'da olan-bitenleri seyrediyor sadece. Saçmasapan işlerle enerji tüketiyor. Şimdi bir de Hizbullah kasetleri görme merakı başladı. İslam'ı kötülemek için mi? "Hizbullah'ın yaptığı İslam'a sığmaz" dendiğine göre, seyredip ne öğreneceksiniz? O kasetler, Hizbullah'ın ne kadar vahşi olduğundan öteye ne öğretecek? Bilmiyor musunuz öyle olduğunu. "İslam adı kullanılarak ne tür cinayet işlendiği"ni mi öğreneceksiniz. Gazetelere, televizyonlara yansıyan manzaralar yetmedi mi? Yoksa, sizde de Hizbullahvâr” vahşi duygular var da, bunları mı tatmin etmek istiyorsunuz?

Saçmalıktan, beyhude ve kısır çekişmeden akıllı gerekçeler çıkabilir mi?

Türkiye'de bir başka sıkıntı, İslam” addedilen bazı çevrelerde, AB'nin Avusturya'ya tavrından duydukları belli belirsiz rahatsızlık. Bunu "demokrasinin keyfi tanımı" olarak yorumlayıp, "halkoyu ile seçilme"nin engellenebileceği sonucunu çıkarıyorlar. Aslında, gelecekte "İslamcı" bir partinin yönetimindeki bir Türkiye'ye, Avrupa sisteminde yer olmayacağı endişesi bu.

Eğer, "din” esaslara göre" bir rejim kurulmasına yönelik bir parti ise, evet, olmayacak! Avrupa, "çoğulculuğun korunması ve farklılıkların barış içinde yaşaması"na yolu kapatabilecek her türlü "totaliter" eğilime kapalı bir "açık alan". Nazizm, faşizm, teokratizm, komünizm, askeri rejim... Bunlar yasak. Demokrasiden yana iseniz, endişelenmeyin.

Demokrasi ise artık sadece seçim demek değil. O yüzden, "Avusturya sorunu"nu izlemeye devam edelim. Türkiye'ye Avrupa kursu yerine geçiyor...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır