kapat

04.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Avrupa ve faşizm (2)

Dünkü yazımda, Avusturya'da neo faşist partinin iktidar ortağı olması üzerine Avrupa Birliği'nin bu ülkeyle ilişkilerini askıya almasının, AB'nin ortak değerlerini koruma açısından haklı sayılabileceğini belirtmiş ancak şu soruyu sormuştum: "Avrupa Birliği ilkesel olarak haklı olabilir, ama acaba siyaseten doğru davranıyor mu?"

Bana kalırsa hayır...
Her şeyden önce şu sorunun cevabı açıkta kalıyor: Avrupa, Haider'in Özgürlük Partisi'ni dışlayabilir, ilişki kurmayı reddedip yok saymayı seçebilir. Ama o partiye oy veren yüzde 27'lik seçmen kitlesini ne yapacak? Böyle bir kitle, sadece Avusturya'da değil, bu oranlarda olmasa bile Avrupa'nın bütün ülkelerinde var olduğuna göre, bu insanları da mı dışlayacak? Bu kitleler partileri aracılığıyla Avrupa siyasetinden dışlandıklarını hissettiklerinde ortaya çıkan umutsuzluğu nasıl giderecek? Siyaset yollarının tıkanması sistem dışına itilmiş kitleleri militanlaştırmayacak mı?

Unutulmasın ki, Avrupa'da yeni ırkçılığın asıl can alıcı temasını yabancı düşmanlığı oluşturuyor. Ve yabancı düşmanlığının, neo faşist partilerin seçmen kitlelerini aşıp muhafazakar partilere doğru yayılan güçlü bir kitle tabanı bulunuyor. Eğer Avrupa'da yaşananlar yalnızca faşizm heveslisi bir grup dazlağın marifeti olsaydı, sorun zaten büyük sayılmazdı. Ama durum böyle değil... Sıradan Avrupalıların önemli bir bölümünün kalbi de neo faşist militanlarla birlikte atıyor. Geniş kitle, o militanların şiddete başvurmasını tasvip etmiyor ama, dazlaklar çıkıp da "Bu ülke bizim, bu ülkenin iş imkanları bizim, refahı bizim" dediği zaman ona gönülden hak veriyor. Kendi oğlu iş bulamazken çoluk çocuk çalışan ya da mülteci yardımıyla, işsizlik parasıyla geçinen yabancılara tepkiyle bakıyor. Kendisinin ortaya koyamadığı bu tepkiyi ortaya koyan neo-naziler'e pasif destek veriyor.

Kısacası, Avrupa'da neo faşizm böyle güçlü bir maddi temele sahip. Ve bu maddi temel kolay kolay ortadan kalkacak gibi görünmüyor. Çünkü dünyanın varoşlarından metropolüne doğru büyüyen yoksullar akını hiç de duracak gibi değil. Globalleşen ve sınırları flulaşan 21. yüzyıl dünyasında göçmenler ellerinde ne varsa sırtlarına yükleyip, ne bulurlarsa atlayıp yeni bir hayata yelken açıyorlar. Zenginler dünyası kendini istila tehdidi altında hissettikçe de yabancı düşmanlığı büyüyor. 19. yüzyıl sonunda ve 20. yüzyılın başında serbest göç sayesinde ülkelerine akın eden göçmenlerin o büyük enerjisinden ve müthiş azminden sonuna kadar yararlanan gelişmiş dünya, şimdi artık ulaştığı refahı kimseyle paylaşmak istemiyor. Gerçi istatistiklerde apaçık ortaya çıkan "Yaşlanan Avrupa" olgusu, eski kıt'anın yaşlı sakinlerini genç yabancı emeğe gittikçe daha mahkum hale getiriyor ama, istatistiklere yansıyan bu gerçek, "kara kafalılar"a karşı bir sempatiye dönüşmüş değil...

İşin zor tarafı şu ki, yabancı düşmanlığının kaynağı olan bu maddi temel varoldukça, sorunu kimi neo faşist partileri afaroz etmekle çözmek mümkün değil. Böyle bir tutum, bu partileri daha da uçlara sürüklerken kitlelerini de militanlaştırabilir.

Bu yüzden de tecrit siyaseti gütmek yerine, ırkçı partilerin de sistem içine alınarak reel politika içinde "ehlileşmesine", aşırılıklarını törpülemesine ve yumuşamasına fırsat verebilmesi daha akılcı bir politika olabilir. Elbette ki aslolan, temeldeki soruna yoğunlaşmak; Avrupa'nın yabancı ve yerli nüfusu arasındaki çıkar çelişkilerini 21. yüzyıla yaraşan insancıl yöntemlerle çözme gayretini hızlandırmaktır.

"Peki bu arada, atı alan Üsküdar'ı geçerse, demokrasi kendi bindiği dalı keserse ne olacak?" denecek tabii.

Bildiğiniz gibi biz bu tartışmayı çok yaptık. Ama bir kez de faşizm bağlamında yapalım...

Pazara...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır