Türkiye'de hep, madem ki seçim yapıyoruz, öyleyse demokrasi vardır, denildi...
Halbuki seçimler, "açık demokrasinin" sadece bir unsuru...
Diyelim ki, seçime de razı olduk.
Fakat seçimler de, belirli bir ahlâk ve güven zeminine oturmadı ki hiç?..
Hep kandırma mekanizması işledi...
Partiler, seçim meydanlarında palavra attılar, iktidar olduktan sonra da vaatlerini unuttular.
Pişman olan seçmen de oyunu geri alamadı.
Bir de, RP-FP çizgisinin ilginç bir kandırma icadı vardı.
Seçmene oy rüşveti dağıtmak...
Gariban, yoksul, çaresiz insanların oylarını kafeslemek...
Her şartta oyunu Refah'a veren seçmen kitlesini kastetmiyorum.
Çaresizleri, yoksulları kastediyorum.
İşte bu çaresiz insanlara, ailelere neler dağıtılmadı neler?..
Bilezik, Cumhuriyet Altını, yiyecek, margarin, pirinç, bulgur, fasülye, nohut, belediyelerde iş, kömür, odun vesaire...
Varoşlarda ev ev dolaşılıp, bu rüşvetler oya tahvil edildi...
Refah'ın oyları, bir miktar "sol'un çöküşü"nden patladıysa, bir miktar da bu rüşvetlerden yükseldi...
Böyle bir seçim çizgisinin, demokrasi, hak, hukuk kavramlarına sığmayacağı çok açık...
Oyunu almak için seçmenin çaresizliğini kullananların, yarın hangi çaresizlikleri kullanacağı meçhuldür.
Demokrasi kavgası da bir palavradır.
Asıl sorun daha ciddi görünüyor.
Çünkü, terminalin körüklerindeki, yakıt dolum sistemleri çalışmıyor...
95 tona kadar yakıt alan dev uçaklar, körükten yakıt alamayınca ister istemez öteki yakıt sistemlerine yöneliyor.
Hem körüğe girmek hem de gidip yakıt almak zaman kaybettirdiği için, körük mecburen devre dışı kalıyor...
Bu yakıt sistemlerinin çalıştırılması için, Petrol Ofisi ile Hava Meydanları İşletmesi arasındaki anlaşmazlığın çözülmesi gerekiyor...
Yani TAV ile THY kusurlu görünmüyorlar...
Çözüm, Petrol Ofisi ile Hava Meydanları'nın bir an evvel anlaşmasında yatıyor...
Neden biliyor musunuz, sırf Şevki Yılmaz yüzünden...
Türkiye kaçkını Şevki Yılmaz'ın da bu zamdan yararlanacak olmasından!..
Hac'da Türkiye Cumhuriyeti aleyhine konuşan bu yobaz, kaçak olarak halen Almanya'da binbir dolap çeviriyor...
Ama zavallı milletten kesilen vergilerle cebine para koymaya devam edeceğiz...
O da afiyetle yiyecek...
Bu devlete vergi vermeye devam edenler ne hisseder bilmiyorum ama benim vergilerimden ödenen kısmını ben haram ediyorum...
Yani, zina yapan kadın taşla öldürülsün, demiş...
"Recm"i savunan birinin cehaleti, benim umrunda olmaz... Ama bunu topluma dayatmaya kalkarsa, işin rengi değişir...
Türkiye'de "cahil kalma hürriyeti" var ama "recm"i yasa hükmü yapma hürriyeti yok...
Üstelik adamdaki mantığa bak:
Kendine sormuyor bile, zina yapan kadın taşla öldürülüyor da, erkek neden sağ kalıyor diye...
Aynı günaha, farklı ceza?..
Erkeğin zinasına izin...
Kadının zinasına ölüm!..
Sade beyinsiz değil, vicdansız üstelik...