kapat

02.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr )


Mirasçılardan mal kaçırmak

Zaman zaman gündeme gelen konulardan biri de mirasçılardan mal kaçırma olayı ile ilgili.

Medeni Kanun'un 439 ve devamı olan maddelerinde, kanuni mirasçıların kimler olduğu ve miras payları açıkça belirtilmiştir Normal koşullar altında, evli birinin kanuni mirasçıları eşi ve çocuklarıdır. Çocuğun olmadığı durumlarda, eş ile anne ve baba mirasçı olurlar.

Ancak, şu ya da bu nedenle, bazı kişiler mirasından, kanuni mirasçılarından bir kısmını ya da tamamını yararlandırmak istemeyebilir. Halk arasında, "mirasçılardan mal kaçırmak" olarak adlandırılan malların elden çıkarılması, çeşitli şekillerde yapılabilmektedir.

Gayrimenkullerin bağışlanması ya da satışı
Tapulu gayrimenkullerin, noterden düzenlenen bir "bağışlama taahhüdü" ile yakınlardan birine ya da yabancılara bağışlanması, ya da satılması yasal olarak geçerli değildir. Bağışlama ve satış sözleşmesinin tapu memuru önünde yapılması gerekir.

Tapu memuru önünde yapılmayan gayrimenkul satışları, hukuken harici satım olarak adlandırılır ve geçerli sayılmaz. Yani bu noter sözleşmesine dayanılarak gayrimenkulün sahipliği iddia edilemez. Sadece sözleşmedeki hak sahibine akde "icbar" (sözleşme şartlarına zorlama) ya da "tazminat davası" açma hakkı verir.

Uygulamada, mirasçılardan mal kaçırmak isteyenleri, gerçekten bağışlama yapmalarına rağmen, bunu gizleyip satış yapılmış gibi göstererek, satış yolunu izledikleri de gözlenmektedir.

Gayrimenkulün satılmış gibi gösterilerek elden çıkarılmasında özellikli bazı durumlar (örneğin muvazaanın yani halk arasında danışıklı döğüş olarak adlandırılan hallerin ispatı gibi durumlar) dışında, kanuni mirasçıların yapacağı fazla bir şey yoktur.

Mahfuz (saklı) hisseli mirasçılar
Mahfuz hisseli mirasçılar, miras bırakanın çocukları, baba ve anası, kardeşleri ve eşidir. Mahfuz hisse ise, miras bırakanın, ölüme bağlı tasarrufla (yani vasiyet veya miras sözleşmesiyle) ortadan kaldırılması mümkün olmayan kanuni miras payıdır. (Medeni Kanun Md. 453).

Mahfuz hisse oranları aşağıdaki gibidir.
* Çocukların mahfuz hissesi, kanuni miras hakkının dörtte üçüdür.

* Baba ve anadan her birinin mahfuz hissesi, kanuni miras hakkının yarısıdır.

* Kardeşlerden her birinin mahfuz hissesi, kanuni miras haklarının dörtte biridir.

* Sağ kalan eşin mahfuz hissesi, çocuklarla mirasçı olması halinde, miras hakkının tümüdür. Diğer hallerde ise, miras hakkının yarısıdır.

Buna göre, miras bırakan kişi, bir vasiyetname ile mirasını kime bırakırsa bıraksın, normalde çocuklara intikal etmesi gereken mirasın "dörtte üçünü", başka kimseye vasiyet yolu ile bırakamaz. Ya da iki çocuğundan birine tüm mirasını bırakamaz. Diğer çocuğun hissesine düşen payın "dörtte üçü mahfuz hisse" olup, vasiyetname ile devredilmez.

Aynı şekilde, eşi ve bir evlatlığı olan kişi, tüm mallarını evlatlık edindiği kişiye bırakamaz. Eş yasal miras hakkını aynen alır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır