kapat

02.02.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Notlarımız değil, kalplerimiz kırık

12yaşındaki Sina'nın objektife bakan masum yüzü gitmiyor gözümün önünden günlerdir...

Ayrılmış bir ana babanın parçaladığı minicik yüreğinin, kırık karne korkusuyla nasıl çarpmış olabileceğini düşünüyorum.

"Başaramadın Sina..! Daha çok çalışmalısın... daha çok... daha çok..!"

"Karnende kırık varsa eve gelme..! Anladın mı, gelme eve..!"

Hesaplamış, en az 7 kırık var karnede... Arkadaşlarına demiş ki:

"Bir gün gazetelerde kendini asan bir çocuk haberi görürseniz, bilin ki o benim."

Karnelerin dağıtılmasından bir gece önce kemerini alıp bir ucunu su borusuna, bir ucunu kendi boynuna bağlamış... atlamış ölüme...

Arkadaşları çalışma masasının üzerine kazınmış şu notu bulmuşlar:

"Sevgiye ihtiyacım var."

***

Sina'nın hemen ardından Antakya'dan bir başka 6. sınıf öğrencisi Hasan Can'ın son mektubu geldi:

"Beni affedin. Aldığım iki zayıf ile nasıl yüzüne bakacaktım" yazıyordu mektup... Hasan Can da son vermişti hayatına...

İstanbul'dan 9. sınıf öğrencisi Serhat Şahin de 1 zayıf beklerken, 6 zayıf gelince asmıştı kendini...

Ve nihayet Sincan'da lise 1 öğrencisi Mehmet Ozan da, apartmanın çatı katında aynı gerekçeyle kendini asmış olarak bulundu.

Uğruna öldükleri şeyin adını, Sina'nın cenaze töreninde, Sina kadar duyarlı bir çocuk dillendirdi:

"Aradığı sevgiyi orada bulmasından başka bir şey dilemiyorum."

***

Musalla taşındaki bu minicik ceset ve onun başucunda haykırılan bu çaresiz dilek karşısında eğelim başlarımızı...

Onlara sevgiyi öbür dünyada arattığımız için utanalım.

Ve çocukları değil, ana babalarını tedavi altına alalım.

Çünkü tembellik değil, ebeveynlerinin başarı hırsı öldürüyor çocuklarımızı...

Sokuldukları kahrolası bir at yarışının dizginleri, körpe boyunlarını kırıyor.

"Aman oğlum en iyi okulda okusun", "Kızım bu sınava da girsin", Matematikten sınıfı geçsin" diye diye, sabahları ders, akşamları kurstan ibaret bir hayat, hayattan koparıyor onları...

"Bak falancanın çocuğu iftihara geçti, bak filancanınki televizyona çıktı" kıyaslamaları kıyıyor canlarına...

Gazeteye haber olmanın yegane yolunu "kendini asan çocuk" olmakta buluyorlar.

Yapmayın..!

Kıymayın çocuklarınıza..!

Sabahın 7'sinde sırtlarına kilolarca yük vurup ayaza saldığınız, hafta sonları kurslara verdiğiniz bu küçük bedenlere acıyın... Bir de "Başarmalısın. İstikbalimiz senin ellerinde" yükünü taşıtmayın zorla...

Hayatlarını "başarma hırsı" üzerine kurmayın.

Sizin olamadıklarınızı olmalarını beklemeyin onlardan...

Beyinleri, sizin komplekslerinizi yamamak için pek küçük henüz, ama bu kadarcık sevgiyle doymayacak kadar büyük yürekleri...

"Ödevini yaptın mı"dan önce "Bir derdin var mı"yı sorun.

Sina'nın masasının üzerine kazıdığı cümleyi kazıyın beyninize:

"Sevgiye ihtiyacımız var!"

Sevginizi göstermek için musalla taşını beklemeyin.

***

Ah be Barış Abi, yaşayacaktın da sen söyleyecektin şunları "Adam olmuş çocuklar"a...

Hani "Ayrılık kolay" demiştin, "... unutursun demiştin."

N'oldu..?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır