


Son Demirel: Türkiye'nin önünü tıkayan adam!
Demirel için bir şey demiyorum, o siyaset yapıyor. Hep koltukta kalmak istiyor. 1964 yılında kongre kararıyla AP Genel Başkanı olarak siyasete girdi. 1965 seçimlerini büyük çoğunlukla kazandı. 1973 seçimlerini kaybetti (ikinci parti), 1977 seçimlerini de kaybetti (ikinci parti), 1980'de askerler darbe yaptılar, tatile gitti. Sonra 1987 seçimlerini de kaybetti. (Turgut Özal'ın partisi birinci, Demirel'in partisi yüzde 19 oyla üçüncü oldu) 1992 seçimlerine girdi yüzde 27 ile birinci parti oldu. Erdal İnönü'nün başında olduğu ikinci parti ile koalisyon yaparak başbakan oldu. Ve 500 günlük bir program hazırladı, halka sözler verdi: 500 gün içinde Türkiye'yi enflasyonu Avrupa düzeyine indirilmiş, akan kan durdurulmuş, Güneydoğu sorunu çözülmüş, bütçesi açık vermeyen, devlet harcamaları küçültülmüş, devlet bankaları hortumlanmayan, özelleştirmeleri yapılmış bir ülke haline getirecekti. Turgut Özal aniden öldü. Demirel, halka verdiği 500 günlük program sözünü hemen unuttu, seçmenle yaptığı 5 yıllık mukaveleyi kendiliğinden fesh ederek ve "Arkama bakmam..." diyerek Çankaya'ya çıktı.
36 yıldır siyaset yapıyor.
7 yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı.
5 yıl daha kalmak istiyor...
***
Demirel için bir şey diyemeyiz.
O hangi koşul altında olursa olsun koltukta kalmak isteyen tipte bir siyasetçi. Birkaç yıl önce İktisat Mezunları Cemiyeti'nin bir toplantısında kendisine "Sizin siyaset adamı tarifiniz nedir?" diye sormuşlardı. O da; "siyasetçi bir rodeo yarışçısıdır..." diye tarif etmişti. Rodeo yarışında önemli olan ehlileşmemiş yabani atın ya da kızgın boğanın sırtına binen yarışçı için hayvanı yöneterek yol alıp hedefe götürmek önemli değildir, önemli olan hayvanın üstünde uzun süre kalmaktır diye anlatmıştı.
Demirel; rodeocu...
Onun için Türkiye'nin ileri gitmesi, seçim meydanlarında, hükümet programlarında, planlama salonlarında, bütçe görüşmelerinde verilen sözlerin tutulması önemli değil, onun için koltukta uzun süre kalabilmek önemli.
Lütfen gerçeği görelim.
Demirel koltukta uzun süre kalabilmek için siyaset yapıyor.
Ve bunu da başarıyor.
***
Birinci parti olarak seçimi kazanmadığı halde Başbakanlık koltuğunda kalabilmek için iç terörü başlatmak pahasına "Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz. Tetik çekenle tespih çeken hiç bir olur mu?" diyebiliyor. İktidara gelebilmek için hayat pahalılığından bunalmış halk kitlelerine seçim meydanlarında; "ANAP tütüne ne verecekse ben 5 bin lira fazla vereceğim" diyebiliyor. Kaynağını bulmadan "Herkese iki anahtar, bir yeşil kart..." sözü de verebiliyor. Ayrıca bir sonraki seçimi garantilemek için de 35-36 yaşında, taşı sıksa suyunu çıkaracak çağdaki insanları emekli edebiliyor. Böylelikle SSK sistemini felç hale getirip, devlet bütçesinde büyük bir kara delik yaratabiliyor ve sonra da "Kara deliklerden biri de işte SSK'dır, sayın vatandaşlarım... Düşün peşime..." diyebiliyor.
***
KİT'leri partililerle doldurabiliyor. Seçim zamanı devlet bankalarına borcu olan çiftçinin borcunu erteleyebiliyor, hazine arazisine kaçak ev yapmışları affedebiliyor, çalışmayıp sınıfı geçemeyen tembel öğrenciler için af çıkartabiliyor. IMF ile anlaşmalar yapılarak enflasyonu indirme programları uyarınca işçinin, memurun, çiftçinin, emeklinin gelirleri azaltılıp, vergileri arttırılırken kendisine Ankara'da, İstanbul'da, Marmaris'te trilyonlarca lira harcatarak Cumhurbaşkanlığı köşklerini yeniletiyor.
Böylelikle kötü örnek olarak, hem ekonomik verimliliği hançerleyebiliyor ve hem de rüşvete alıştırılmış seçmenle ülke siyasi sistemini yozlaştırabiliyor. Öz yeğeni Yahya, hayali ihracatın başlatıcısı olmaktan hüküm giymiş birisi olduğu için çok duyarlı hareket etmesi gerekirken İlksan yolsuzluğunda; "Verdimse ben verdim..." diyebiliyor ve bu sözün adalet arayanları incitebileceğini hiç düşünmüyor. Ve bütün bunlara rağmen kendisine "Babamız Süleyman..." diye ünvan buldurup, yazı yazdırıyor, TV programı yaptırabiliyor.
***
Demirel; gerçek rodeocu...
Varsın ülke hedeflerine ulaşamasın fakat o koltukta sürekli kalsın. İşte yine dönüyor, dolaşıyor, çevriliyor, eğriliyorlar, Demirel'e geliyorlar. 546 milletvekili Meclis'te Cumhurbaşkanlığı'nı Demirel'den daha iyi yapabilecek en az 100 kişi bulunabilirken Ecevit'in, Bahçeli'nin, Yılmaz'ın küçük hesapları yüzünden Türkiye'nin önünü tıkıyorlar.
Temel kuralları bozuyorlar.
Demirel için Anayasa değişecek.
Tek kişi için...
Anayasa değiştiriyorlar.
Bizi; tek kişi için Anayasa değiştiren ibiş ülke durumuna düşürüyorlar. Bu Meclis'in bu ibişliğe izin vereceğini, Demirel'i 5 yıl daha cumhurbaşkanı yapmak için 367 milletvekilinin bu üç liderin pısırık vizyonsuzluğuna gömüleceğini sanmıyorum.
Mayıs ayı gelsin görüşürüz.