Demirel'in beş yıl daha görevde kalmasını sağlayacak Anayasa değişikliği için Başbakan Ecevit turlara başladı.
MHP'yi, başta soğuk baktığı bu Anayasa değişikliğine Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev'in ikna ettiği bildiriliyor.
Aliyev son ziyaretinde Bahçeli'ye "Beş Türk devleti adına görevlendirilerek geldim. Demirel'i seviyoruz, beğeniyoruz, görevinin devamını istiyoruz" demiş..
Bu benzersiz jest, Ecevit'i doğruluyor:
Demirel Kafkaslar'ın, Orta Asya'nın ve Balkanlar'ın da manevi lideri konumuna gelmeyi gerçekten başarmış demek ki..
Özellikle son iki yıldaki performansı övgüye değer zenginlik taşıyor.
Ama durup düşünmek lâzım:
Dünya Türkiye'den bölgesindeki ülkelere demokrasisiyle örnek olmasını bekliyor. Demokrasi "vazgeçilmez kişi"lere değil, "feda edilmez" ilke ve kurallara dayanır.
Daha dün bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetlerinin, bizim demokrasimize ekleyeceği bir zenginlik olamaz. Onların dileğine dayanan çözüm iyi bir örnek oluşturamaz.
Türkmenistan Cumhuriyeti'nin en yüksek karar organı, Türkmenbaşı'nı ömür boyu Devlet Başkanı yaptı. Aliyev bu seçilmiş kralla aynı hayali kuran öteki devlet başkanlarının sözcülüğünü yapmıyor mu?
TBMM keşke Türk cumhuriyetlerine, demokratik ilke ve kuralların kişiye özel değişmeyeceğini, demokratik istikrar ve gelişmenin kurala bağlı değişimle sağlanacağını gösteren ve öğreten bir örnek sunabilse.
Liderler karar verdi, turlar başladı ama bu fırsat hâlâ kaçırılmış değildir.
Tarihi misyonumuz, Türk cumhuriyetlerine evrensel geçerliliği olan modeli göstermek, sevdirmek ve yerleştirmektir.
Onlara benzemek değil!
"Birbirinin dengi olmayan kurumların sürtüşmesini her açıdan zararlı, ülke geleceği için olumsuz görüyoruz" dedi.
Yılmaz, bu uyarıyı Hizbullah operasyonu ardından patlak veren Fazilet-Asker çatışması nedeniyle yaptı. Hizbullah vahşetini adeta örtmek amacına dönük bir çabayla devleti ve bu arada orduyu suçlayan Fazilet lideri Kutan'ın yanlış yaptığını, Genelkurmay'ın da Fazilet'i muhatap alarak cevap vermesinin doğru olmadığını söyledi.
Gerçekten de Avrupa Birliği'ne giden yolda Türkiye'ye zarar veren bu görüntülerin tekrarlanmaması lâzım.
Peki çare, Hizbullah vahşetini devlete ve orduya ihale eden iddialar karşısında susup oturmak mıdır?
Hayır.. Suçlayan muhalefete karşı onun dengi olan kurum sıfatıyla iktidarın ortaya çıkması ve devleti savunmasıdır.
Devleti savunmak, yanlışlar varsa ille de onları örtmek değildir. Muhalefeti, iddialarını ispatlamaya mecbur etmektir, haklılıklar varsa gereğini yerine getirmektir.
Hükümet bu olayda yetersiz kalmış, askeri meşru müdafaa mecburiyetine düşürmüştür.
Demokrasinin üstüne asker gölgesi düşmesini kimse istemiyor. Ama istemekle olmuyor.
Bunun için hükümet yetmiyor.
İktidar gerekiyor!