


Başkanlık
Atv'deki Spor Pazarı'nda F.Bahçe'nin eski başkanları çıktı. Hepsi kendi işlerinde değerli insanlar. Hepsi de F.Bahçe'ye faydalı olmak için geldiler, ama en başta da kendilerine faydalı oldular. Vereceğim örnek bunu çok daha açık ortaya koyacaktır.
Gazeteci Erdoğan Arıpınar, bir gün F.Bahçe kongresinde çıkıp konuştu: "Tahsin Kaya, kulübe 1 milyar 750 milyon lira hibe etti. Ama Tahsin Kaya'nın, bir senelik başkanlığı boyunca gazetelerde isminin, demecinin ve fotoğrafının çıkmasıyla yaptığı kişisel reklamı tam 286 milyar lira karşılığıdır."
Arıpınar'ın bu konuşmasında verdiği örnek, yönetime gelenlerin kendilerine sağladığı faydanın boyutunu tüm açıklığıyla göstermektedir. F.Bahçe Kulübü başkanı olanlar, bunun popüleritesini bugün hala kullanmaktalar ve büyük hürmet görmekteler.
Her yönetim, kulübü borçlu bırakıyor. Kimse hesap sormuyor. Her yönetim de ibra ediliyor. F.Bahçe üyeleri de bundan memnun. Neticede borç büyüye büyüye buraya gelecekti, geldi de... 30 sene evvelden belliydi bu. Biz bunları hep söyledik.
Parayı veren hibe etmeli
Uzun yıllar önce başımdan geçen bir olayı anlatayım. Muhittin Bulgurlu ve Semih Bayülken bir gün beni çağırdılar. "Bu Fener nasıl kurtulur?" diye sordular. Futbolcu olarak değil, ama kongrelerde yıllarca Fener'e hizmet etmiş kişilerdi. Allah rahmet eylesin ikisine de...
"Madem siz en etkin insanlarsınız kongrede. Kulüp tüzüğüne 2 madde koydurun. Bunu genel kuruldan geçirin" dedim.
"Nedir?" diye sordular.
"Birincisi; F.Bahçe Kulübü'ne para veren herkes bunu hibe etmek zorunda. Başka türlü para kabul edilmiyor, diyeceksiniz. İkincisi; para verenler harcama yapma yetkisine sahip olmayacaklar. Ben veriyorum, ben konuşurum, ben transfer yaparım, ben ekrana çıkarım demeyecek."
Bana, "Olmaz öyle şey... Parayı veren düdüğü çalar" dediler.
Al sana düdüğü çalma! Şimdi ne oldu? Borç büyüdü. Kimse bu yükün altına girmek istemiyor. Atv'de konuşan başkanlarımızdan hiçbiri bir şey demiyor. Bir tek Ali Şen bir ismi desteklediğini açıkladı, o kadar. Başkanlar bir araya geldiklerinde değil de, diğer zamanlar hep birbirlerini yıpratmaya çalışırlar.
Gruplar var bir de... Kendi adamlarını yönetime sokmak istiyorlar, kendi lanse ettiklerinin başkan seçilmesini istiyorlar.
Yıldırım büyük destek gördü
Aziz Yıldırım bu kulüpte, bugüne kadar kimsenin görmediği kadar destek gördü. Bir oyla başkan olduğu zaman, yönetim, kendisinin seçtiği yönetim değildi. Aziz, Kadıköy Grubu'ndan başkan oluyor, ama başka grubun yöneticileriyle birlikte çalışmak zorunda kalıyordu. Tabii ki baltalandı... Tipik bir F.Bahçe örneği olarak... Yıldırım yıpratılmak istendi. Bunları yazdık zamanında.
Baktılar böyle gidecek gibi değil, Yıldırım'ın büyük vaatleri (Hüsnü Çil'in kasetlerinde tek tek anlatıyor) var. Bir kongre daha yapıldı. Aziz Yıldırım tek liste oluşturdu ve istediği yönetimi kurarak başına geçti. Camia da destekledi.
İşte ipler hep burada kopuyor. F.Bahçe başkanlığına kim gelirse gelsin, kendini hemen kulübün sahibi zannetmeye başlıyor. Parayı verdiği için herşeyi en iyi kendisinin bildiğini sanıyor. Çarpıklık hep buradan çıkıyor. Bu durum daha evvel de böyleydi, şimdi de...
Tabii ki, borç miktarı arttıkça da kimse bu yükün altına giremiyor, yönetime talip olmuyor. Ayrıca bu polemiklerden, bu dedikodulardan yılan insanlar var. Bu durum da, F.Bahçe Kulübü'nü küçülttünüz demektir. Vereceği paralar nedeniyle Fener'i tanımayan insanları başa getirdiniz, demektir. Fener Kulübü çok daha önceden bu durumlara düşerdi. Allah'tan öyle seyirci potansiyeli var ki, ayakta tutuyor kulübünü.
F.Bahçe başkan bulamıyor. Bulur mu bulmaz mı? Yıldırım'la mı devam edilir, başka bir aday mı çıkar? Tüm bunlar iki hafta içinde belli olacak. Ama gelen başkan kim olursa olsun, F.Bahçe Kulübü'nün sahibi değildir. Kendisini de herşeyi en iyi biliyor sanmasın. Danışsın, araştırsın, iyi etüd etsin ve kulübü öyle yönetsin.
Artı, bir kişinin cebine bakmanın da manası yok. Yönetimde yer alan herkes elini cebine sokabilmeli. O zaman başkan kadar söz sahibi olurlar. Başkana gerektiği anlarda "Dur", "Yanlış yapıyorsun" diyebilmeliler. Para vermeden ekranlarda boy göstermek, şöhret olmak olmaz. Yöneticilerin, paranın karşısında ezilmemesi gerekir.