TRAFİK Vakfı'nın hizmeti, araç çekmeye ve otopark işletmeye endekslediği yolundaki dünkü yazım üzerine Trafik'ten sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Baki Özer aradı... Söze sitemle başladı:
"Trafik Vakfı'ndan ben sorumlu değilim... Vakfın Başkanı Sayın Vali... Tabii ki yanlış yere park edilen araçlar çekilecek... Trafik polislerinin bu çekme işlerini Trafik Vakfı'na yaptırmalarından daha doğal ne olabilir.. Kaldı ki bu çok mu önemli? Çok daha önemli konular var!..."
Peki neler?
Baki Bey, önceki gün kahve tiryakisi şoförün neden olduğu 23 ölümlü kazadan söz etti... Bu sorunlara el atmam gerektiğini söyledi...
Ne demek istediğini anlamadım!
Direksiyonu bırakıp kahve isteyecek kadar cahil birinin direksiyona geçmesini basın mı engelleyecek?
Yolları kan gölüne çeviren direksiyonlu canavarları gazeteciler mi denetleyecek?
Onları yollarda basın mensupları mı çevirip alkollü olup olmadıklarını kontrol edecek... Veya takometrelerine uyguladıkları üçkağıtları belirleyecek?
Aslında Baki Özer alınganlık göstereceğine;
-Çamlıca Turnikeleri ile İzmit Gişeleri arasında kaç ekibin hangi şartlarda görev yaptığını, bu otoyolu kullanan otobüslerin taşıdığı canları nasıl hiçe saydığını, kamyon şoförlerinin günlerce uykusuz direksiyon salladığını araştırsa...
-Kadıköy-Pendik hattında çalışan minibüslerin, Minibüs Caddesi'nde nasıl terör estirdiklerini, havalı korna ile insanları nasıl uykularından ettiklerini denetletse...
-Eminönü Meydanı'nı durağa çeviren taksicileri, Perşembe Pazarı önünü mesken tutan kamyonetçileri engellese...
-Bağdat Caddesi'ni yarış pisti haline gelmekten kurtarsa,
-Ve en önemlisi Büyük Kulüp önündeki Cemil Topuzlu Caddesi'ne park edilen eski başbakan, bakan ve milletvekillerinin de araçlarını kaldırtsa daha iyi olmaz mı?
* Suçu üstlenmeyip başkalarına atıyorsanız,
* Çöpünüzü asansöre bırakıyorsanız,
* Bakkalda bile pazarlık yapıyorsanız,
* Telefonu çaldırıp kapatıyorsanız,
* Karşınızdakine sürekli olarak "Sigara içersen kanser olursun" diyorsanız,
Siz İstanbullu değilsiniz...