


Fazilet tutanakları
Konumuz Fazilet Partisi... Soru, "Fazilet'te neler oluyor?" Yanıt ise... Kapalı kapıların ardında...
Kapıyı biraz aralayalım.
Ve bakalım, "kim, ne diyor?"
Örneğin...
İstanbul Milletvekili Ali Coşkun:
- Buraya gelmeden önce benim itibarım vardı... Ben buraya azarlanmak için gelmedim... Gelen vuruyor, giden vuruyor... Şamar oğlanına döndük.
***
Ali Coşkun'un "toplantıda... Recai Kutan'a bakarak" söylediklerinin "gerisini" de ister misiniz?
- Hakaretlere boyun eğer duruma düştük... Şerefimizle oynanıyor.
Sonra da...
"Doğrudan, Recai Bey'i hedef alan" bir nokta atışı:
- Etrafınıza "Yes Man"leri... "Evet efendimcileri" topladınız...
***
Ali Coşkun'dan bu kez bir "çapraz ateş..."
"İki hedefe" birden.
"Birinin" adını veriyor.
Diğerinin ise... Adını vermiyor ama... "Yüzüne" bakıyor... Oğuzhan Asiltürk'e...
- Sayın Genel Başkanım... Bir şahıs son anda size yaklaşıyor... Elinize bir kağıt tutuşturuyor... Onu okuyorsunuz.
Ali Coşkun'un kastettiği, Kutan'ın ".... gruptaki sözlerim benim değil, gazete yazarının (Cüneyt Ülsever) fikri" şeklindeki açıklaması... O açıklamayı, Asiltürk'ün yazdığı.
***
Toplantıda, bazı üyelerin "Recai Bey, istifa et" dediği doğru...
Ama bu doğru, dışarıya "yanlış" yansıdı.
Sanki...
"Başarılı değilsiniz... İstifa edin" anlamında.
Oysa...
"İstifa isteyenlerin" gerekçesi farklıydı:
- Protesto mahiyetinde istifa edin... İstifa, Türk siyasetine bir şok olsun..." Antidemokratik gelişmeler karşısında, siyaset yapma imkanı kalmamıştır" şeklinde bir söylem ile istifa edin.
***
Toplantıda denildi ki:
- Bir bildiri yayınlayalım.
Yayınlansaydı...
Genelkurmay bildirisi için "askeri savcının iddianamesine benziyor" gibi benzetmeler de olacaktı.
Abdülkadir Aksu, bildirinin önünü kesti:
- Yeni gerginlikler yaratmayalım.
Sonra...
"Bir başka bildiri" gündeme geldi...
"Cumhurbaşkanı'nı... Başbakan'ı göreve davet eden" bir bildiri.
Bu kez de denildi ki:
- Vakit geç oldu... Medyada yer almaz.
***
Toplantının "usta hatiplerinden" biri de Cemil Çiçek'ti.
"Ben Fazilet'e neden girdim" diye sordu.
Yanıtı, yine kendisi verdi:
- Türkiye'nin çimentosu olarak düşündüğüm için.
Çiçek, devam etti:
- Fazilet neden lazım?.. Şundan lazım... Fazilet çekildi diyelim... Bir yanda Türkçüler... Öte yandan Kürtçüler... Bu bölünme... Çatışma iyi mi?.. iki ay hazırlandım, Anayasa Mahkemesi'nde bunları söyledim... Ama... Askerin bu çıkışından sonra... Bakalım, mahkeme ne yapacak?
***
"Fazilet tutanakları" hayli uzun...
Ama "yerimiz" sınırlı.
Yazımıza nokta koymadan "bir hususu" belirtelim.
"... Elinize tutuşturulan kağıdı okuyorsunuz" sözü, Kutan'ı incitmiş olmalı ki...
Toplatının sonunda şöyle dedi:
- Tabii... Bazı taslaklar verildiği olmuyor değil... Oluyor... Ama, konuşmalarımı kendim yazıyorum.
Ve son söz...
Abdülkadir Aksu doğru söylüyor...
"Gerginliğin kimseye yararı yok.