kapat

31.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Resimle intikam almak..

Büyüklerimizi resim yoluyla hırpalayanlar bu cesareti nereden buluyor, diye soracak olursanız ben çağdaş ressamlarımızı mesul tutarım.. Vatandaş haklı olarak "Bunların yaptığı resimse.." deyip tuvalin başına dikiliyor..

Şimdi oturduğum yerden "Türkiye'de siyasetçi olmak zor şeydir.." desem, kimseden "aferin" alamam.. Çünkü herkes siyasetçilere kızar ama bu memlekette siyasetçi olarak ayakta kalmanın da ne zor şey olduğunu bilir..

Ama kimse bir siyasetçi için "katlanması en zor şey nedir.." bilemez..

Siz siyasetçilerin dolduruşa geldiklerinde "Bizim iki gömleğimiz var.. Biri bayramlık, biri idamlık.." demelerine kulak asmayın..

Onlar meydanı boş bulduklarında kendilerine "Atçalı Kel Mehmet Efe süsü" vermeye bayılırlar ancak kazın ayağı öyle değil.. Bazı durumlarda ölesiye korkarlar..

***

Neden mi korkarlar?

Bir yere gittiklerinde, onca güvenlik çemberini yarmayı başaran bir vatandaşın aniden karşılarına dikilip, kendi elleriyle yaptığı bir portreyi takdim etmesinden korkarlar..

Bu, bir siyasetçi için bile tahammül edilmez bir andır.. Memleketimiz şartlarında önceden tedbir alınması imkânsız bir doğal afettir, başına böyle birşey gelen kişinin kendisini koruması da imkânsızdır..

Giderek çoğalıyorlar
Ne yazık ki bu cennet vatanda, kendini bu işlere adamış bir gurup vatandaşımız var.. Bunların sayıları hiç azalmaz; aksine "aile planlamasının başarısı" ile doğru orantılı olarak, nüfusları geometrik biçimde artar..

Bunlar aslında sanatçı geni taşıdıklarına inanan zararsız insanlar gibi görünürler ama hayatlarını "siyasetçilerin mutlu anlarını battal etmeye" adamışlardır..

Önce kafaya liderlerden birini takarlar.. Oturup o zatın bir portresini yapmaya başlarlar..

Üç ay, beş ay bu iş için didinirler.. Ellerine dudak boyasından, badana malzemesine kadar ne geçerse kullanıp, portreyi bitirdikten sonra da gözleri TV haberlerinde, beklemeye geçerler..

TV haberlerini dinleyecekler ki sözde portresi yapılan siyasetçinin hangi gün, nerede olacağından haberleri olsun.. O tarihte oraya gidip karşısına dikilsin.. Yaptığı portreyi "anlamlı bir hediye" niyetine eline tutuştursun..

(Not: Bunların ortak bir özelliği de her türlü güvenlik çemberini rahatça yarmalarıdır.. Çakal Carlos fikrini suikastle bozsa bu çemberi aşamaz ama bunlar ellerini kollarını sallayarak cumhurbaşkanı veya başbakana ulaşırlar..)

***

Tarihini hatırlamıyorum ama bir süre önce Baba'ya hediye edilen bir portrenin gayri resmi takdim törenini televizyondan izlemiştim..

Portreyi yapan vatandaş polis çemberini yarıp Baba'ya ulaşmış, eserini eline tutuşturmuş.. Büyük bir keyifle adama verdiği ızdırâbı seyrediyor..

Eser dediğim de illet bir şey.. Sanki Baba'nın portresini bozuk 50 binliğin üzerine basmışlar.. Sonra o parayı alıp tren yoluna bırakarak ezdirmişler..

Cumhurbaşkanımızın önden bakıldığında insana güven veren o muhteşem ifadesi, amatör ressamın portreyi tuvale yerleştirme gayreti sonunda iyice yayılmış..

Fukara kısmının ramazanda zenginlere özenip yaptırdığı susamsız pidelere benzemiş..

Televizyonda haberi seyrederken "Bakalım Baba ne yapacak?" diye dikkat kesildim.. Baba iki eliyle tabloyu kavramış, dikkatle bakıyor.. Resmi hediye eden vatandaş daha işin başında;

- "Sayın cumhurbaşkanım, portrenizi yaptım.." demese, elindeki resmi maiyyetine gösterip "Bu herifi daha yakalamadılar mı?" diye soracak..

Şimdi Baba ne yapsın?

İçindeki sese kulak verse, yani "Çok beğendim, tebrik ederim.." dedikten sonra elindeki tabloyu yapanın kafasına geçirse medya leşkerleri demediklerini bırakmazlar..

Beterin beteri var
Haydi medyaya tahammül etti diyelim.. Önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimi var ki "Resim sevmeyen bir devlet adamı" görüntüsü verip, imajı çizdirmeyi hiç istemez..

Yanındaki polis şeflerine dönüp de "Şu adamı tutup nezarete atın.. Sabaha kadar komiserin portresini yapsın.. Daha sonra karakolun önüne dikip mahallenin çocuklarına taşlatın.." diyemez..

Çaresiz adamı kutlayacak.. Nitekim o gün de öyle yaptı, tabloyu saklamaları için arkasından gelenlere emanet etti.. Ama keyfi de bir daha yerine gelmedi..

Aynı şeyler Başbakan Ecevit'in de başına geliyor.. Ona hediye edilen bir tabloyu da gazetedeki fotoğrafından hatırlıyorum..

Aslına bakarsanız, benim estetik ölçülerime göre Ecevit'in portresi Baba'nın portresinden daha başarılıydı..

Lakin resmi yapan vatandaşımız görüntüyü orantılayamamış.. O yüzden Başbakanımız'ın sağ gözü, sol gözünün üç dört santim altında duruyordu..

Ayrıca saçlarını da dağınık olarak yorumladığından Ecevitimiz, tuvalde konuşlandığı yerden dünyaya tiner koklamış gibi bakıyordu..

O tabloyu al, Meclis'teki gurup odasına as..

Milletvekilleri resme bakıp bakıp "Genel Başkan'ı kızdırmayalım, mazallah yüzümüze jilet atar.." diye düşüneceklerinden, sabahtan akşama çıt çıkarmadan otururlar..

***

Ahalimiz bu cesareti nereden buluyor, diye soracak olursak; bunun cevabı ayrı bir yazı konusudur..

Yine de bir satırla tarihe kayıt düşmek icap ederse, ben çağdaş ressamlarımızı mesul tutarım.. Vatandaş haklı olarak "Bunların yaptığı resimse.." deyip gayrete geliyor..

Ancak bu işe bir son vermek, büyüklerimize acı çektirmemek görevi de savcılarımıza düşer.. Bir devlet büyüğünün manevi şahsiyeti sadece köşe yazısı ile battal olmaz.. Bu tür resimlerle de olur..

Biz yazımızda "O bir görkemli heykel.. Dibi yassı, başı kel" diye ortaya bir laf etsek savcılarımız o saat dava açarlar.. Oysa bu bir taşra bilmecesi olup "kabağı" tarif eder..

Öte yandan ressam kisvesi altında faaliyet gösteren muhalifler tarafından büyüklerimizin tipi kaydırıldığında kayıtsız kalırlar..

Artık harekete geçsinler.. Gerçi üç beş ressamın canı yanacak ama ne yapalım? Acı acıyı keser, acı da döner sancıyı keser..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır