kapat

31.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Hayallenmek

Bir ev... Şehirden uzak uzak bir yerde; gürültülerin bittiği bir yerde. Minicik, cici bir uğur nalı kadar küçük bir koyun ta burnunda... Dik çatılı, geniş verandalı bir ev... Salonunun duvarları kitapla dolu olmalı, kitapların ortasında bir de şöminesi olmalı... Sonra yarım bir asma kata çıkan yaygın tahta bir merdiveni olmalı. Sonra efendim bir de pikap olmalı, plaklar olmalı... Veranda serin olmalı, verandada salıncaklı bir iskemle olmalı... Verandanın önünde bir de küçük yeşil çimden bahçe olmalı... Bahçenin şurasında burasında kocaman kocaman ortancalar olmalı.

Salondaki koltuklar yatak gibi yumuşak yumuşak olmalı... Sonra bir de alabildiğine büyük tahta bir masa olmalı... Gazeteler, kağıtlar, makine orada durmalı...

Yatak odaları ferah olmalı, banyo fayans olmalı... Kapılar kasa kapısı gibi geniş ve kunt olmalı... Elinle hafif itince şık diye kapanıvermeli; kapatmak için tokmağını hırsla aşağı basarak, dişlerini sıka sıka tekmeyle uğraşmamalı...

Pencereler vitrin gibi boydan boya olmalı; zangırtısız zungurtusuz olmalı... Perdeler hoppaca, cıvıl cıvıl olmalı... Lambalar yerden ayaklı olmalı, sehpaların üzerinde olmalı... Yerlerde tek renkli küçük halılar olmalı... Biçimli köşelerde yastıklar, puflar olmalı...

Bodrum katı aydınlık olmalı, bodrum katında ufak bir atölye olmalı.

Asma katta sağlam raflı dolaplar olmalı, bir de sandık odası olmalı...

Mutfak şıkır şıkır olmalı... Muslukları gıcır gıcır olmalı...

Salonun kavis yapıp dönen tarafında göze sıcacık gelen tahtadan bir yemek masası olmalı... Masanın etrafında uzun arkalıklı tahta iskemleler olmalı...

Güneş doğarken çok çok görünmeli, batarken de çok çok görünmeli... Ay görünmeli, yıldızlar görünmeli... Yağmur yağarken de, kar yağarken de evin içi insanın gönlünü çocuksu bir sevinçle kaplayacak gibi olmalı...

Yağmur yağarken insan avuçlarını birbirine sürtüp sevinerek güle güle:

- Yağmur yağıyor, demeli...

Kar yağarken keyifle gerinerek:

- Kar yağıyor, demeli.

Dam asla akmamalı... Gece yarıları leğen, tencere aramak derdine kimse düşmemeli... Sular her zaman akmalı, şofben her zaman yanmalı... Duş katiyen zırtaboz olmamalı... İstediğin kadar sıcak, istediğin kadar soğuk ve sicim gibi bol bol tazyikle akmasını bilmeli...

Ev böyle olunca bu evde oturmalı... Canının her isteyişinde, elinin her uzandığı yerden bir sigara alıp tüttürmeli... Kitap okumalı, müzik dinlemeli... Birkaç nadide dostu arada sırada çağırmalı; kocaman kalın dipli bardaklarda zor bulunan buzlu içkiler içmeli...

Hayat işte bu. Bu hayata başlayınca yazıyı da, çiziyi de bırakmalı... Ölenlere:

- Vah vah;

Sürünenlere:

- Vah vah;

Hakkı çiğnenenlere:

- Vah vah;

Çocuğunu okutamayanlara:

- Vah vah;

Para bulamayanlara:

- Vah vah, demeli.

İnsanın pek aklı takılıyor ama; sadece vah vah deyip, duya duya yazı yazamayınca tadı yok... Yazı dediğin duşa küfredip, kapıları tekmeleyerek daha içten oluyor... Hele o sırada ev sahibi, kapıcıyı gönderip bir de kira isterse...

Not: 38 yıl önce yazılmış bir yazı... "Milliyet" koleksiyonundan...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır