kapat

30.01.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Fikirler ve diş macunu

Fikirler tüpten çıkmış diş macununa benzer. Bir kez ortaya atıldılar mı artık geri alınamazlar. Onları ortaya atanlar ölse de, kalsa da; o fikrin arkasında durmasa da, yanlış söyledim ya da öyle demek istemedim, diye çırpınsa da, fark etmez. O fikir artık yokedilemez, yok sayılamaz, tüpten çıkmıştır ve geri sokulamaz. O artık orta malıdır. İsteyen herkesindir. Ortaya atıldığı andan itibaren etkileme süreci de başlar. Gücü neyse yapacağı etkiyi yapar, eğer yeteri kadar güçlüyse dalga dalga yayılır. "Fikir babası" ya da "fikir anası" onu terk etse bile kendine yeni sahipler, yeni taşıyıcılar bulur ve hükmünü sürdürür.

Terörün, baskının ya da zorbalığın fikre sökmeyişinin sırrı da burada yatar zaten. Konca Kuriş bunun son örneğidir.

Eğer bir gün Konca Kuriş diye bir yürekli kadın çıkıp da, "Neden?" diye sorduysa, "Neden kadınlar da cenaze namazı kılmasın, neden regl iken oruç tutmasın" dediyse, o "neden?" artık bir burgu olup milyonlarca zihne girip yerleşmiştir. İster ağzına poster sokun, ister işkence altında kendi fikirlerine sövdürün, isterseniz boğarak susturun, iş işten geçmiştir.

Bir daha asla ama asla, o sorunun sorulmadığı bir dünyayı geri getiremezsiniz.

Bundan böyle o soru insandan insana, toplumdan topluma dolaşacak, dağ taş aşıp başka diyarlara ulaşacak, olgularla yüzleşe yüzleşe; başka fikirlerle tokuşa tokuşa olgunlaşacaktır. Eğer milyonların akıl süzgecinden geçme becerisini gösterebilecek kadar sağlamsa kalıcı olup dünyayı değiştirme gücü kazanacak; bu beceriyi gösterebilecek kadar sağlam değilse, bir sabun baloncuğu gibi bir süre havada asılı kalıp sonra kendiliğinden sessiz sedasız sönüp gidecektir.

***

Fikrin dönüştürme gücü kazanması aynı zamanda bir zaman meselesidir. Kimi sözler prematüre bebekler gibi erken doğarlar. Vakitleri henüz gelmemişse, ortalık yerde yıllarca gezinir, bir gün birileri tarafından "keşfedilmeyi" bekleyerek zaman doldururlar.

Ama bilin ki tüpe geri girmezler.

Bugün Türkiye'de böyle vaktiyle "tüpten çıkmış" ama yakın zamana kadar rağbet görmemiş yüzlerce fikir "iktidar olmuş" durumda.

Dikkat edin, bu fikirlerin hepsinin de yıllardır "liboş" diye aşağılanmaya çalışılan, "İkinci Cumhuriyetçi" yaftası asılanlardan çıktığını göreceksiniz.

Bu fikirlerin bazıları artık o kadar genel kabul görmüş durumda ki, cümleler arasında "elde var bir" doğru kabul edilerek kullanılıyor. Bazıları Cumhurbaşkanı-başbakan düzeyinde ifade ediliyor.

Türkiye'nin en tepe yöneticileri bugün (sanki öteden beri böyle düşünüyormuşcasına bir rahatlıkla) kalkıp "devlet kutsal bir varlık değil, bir hizmet aygıtıdır" dedikleri zaman, senelerce önce bu lafı söylediği için 159'dan yargılanan insanlar olduğunu hatırlamıyorlar bile.

Bugün, uluslararası hukukun ulusal egemenliği sınırlayışını kaçınılmaz olarak kabul edenler, ulusal devletin erozyona uğrayışına ilk dikkati çekenlerin nasıl vatan hainliğiyle suçlanıp afaroz edildiğini düşünmüyorlar.

Son günlerde "Kopenhag Kriterleri"ni dillerinden düşürmeyen birçok devlete endeksli demokrat, bu ülkede "Kopenhag Kriterleri" denen kriterleri kendi kriterleri olarak savunan ve bu uğurda çok acı çeken insanlar olduğunu görmezden geliyorlar.

"Liboş" diye karalamaya çalıştıkları insanların yıllar önce devletin yeniden yapılanması için ortaya koydukları programın, Helsinki'de dayatılan programla nasıl madde madde örtüştüğünü geçiştirmeye çalışıyorlar.

Tamam, kimseden teşekkür istemiyoruz. Kimsenin bu kadar kadirbilir olmasını beklemiyoruz.

Ama el insaf?
Hem yıllardır yazdıklarını yalayıp yutup sonunda o insanların fikirlerine geleceksin; hem de o insanlara küfretmeye devam edeceksin.

Bu kadar nankörlük fazla değil mi?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır