


Laik cephe genişliyor
Sekiz yıl önce bu köşede bir takım tahminlerde bulunmuştuk. Tahminler, Türkiye'deki sağ-sol kutuplaşmasının erimekte olduğu ve önümüzdeki dönemi üç kutbun belirleyeceği analizine dayanıyordu.
Bu kutupları; siyasal İslam, Kürt hareketi ve devletle bütünleşen Türk milliyetçiliği olarak tarif etmiştik.
Yükselen hareketler bunlar olacaktı.
Bu tanımlar Refah Partisi'nin yerel ve genel seçim zaferlerinden, Türkiye'nin laik- antilaik gerilimlerinden önceydi.
Şimdi kulağa doğru geliyor ama o zaman pek çok kişi buna ihtimal vermemişti.
Türkiye ne yazık ki birbirine tepki gösteren bu üç kutba bölündü.
Eskiden sol ya da sağ hareketlerde yer alan, omuz omuza mücadele eden kişilerin kimi Kürt hareketine doğru çekildi, kimi siyasal İslam saflarında yerini aldı, kimi de devletle ve Türkçülükle bütünleşti.
Türkiye'nin son yıllarını bu kutuplaşmalar belirledi.
***
1999 yılı genel seçimleri sırasında, Milliyetçi Hareket Partisi, tarihi bir kararla laik devlet cephesinde yerini aldı.
Eğer tersi olsaydı MHP-Fazilet ve DYP'nin bir araya gelmesi Türkiye'yi çok başka noktalara sürüklerdi.
MHP'nin devletle birlikte davranması ve laik cephede yerini alması Türkiye'deki dengeleri bir anda değiştirdi.
Devletin bir dönem idamla yargıladığı, hapsettiği MHP artık devlet yönetiminde söz sahibiydi ve devletin temel ideolojisi doğrultusunda hareket ediyordu.
***
Şimdi de bazı sezgilerimiz var. Sanıyorum ki; Türkiye yeni bir dönemeçten geçiyor.
Üç kutuplu Türkiye, iki kutba iniyor.
Çünkü kutuplardan birini oluşturan Kürt hareketi de adım adım laik devlet şemsiyesinin altına giriyor.
Galiba, Abdullah Öcalan ve PKK konusundaki soru işaretlerinin ve bir çok insanın gelişmelere bir anlam verememesininin temel nedeni bu.
Çanakkale'de ve Kurtuluş Savaşısırasında kardeşlerinin yanında omuz omuza çarpışmış olan Kürt kökenli yurttaşlar, devletle birlikte davranma refleksini geliştiriyorlar.
Yeni siyasal hareketler bu eğilimi sergiliyor.
Fazilet Partisi'nden ayrılan iki Güneydoğulu milletvekilinin, eski partilerine daha yakın olan DYP'ye değil de 28 Şubat'ı savunan, kuran kursu ve türban yasaklatan ANAP'a gitmeleri ilginç bir örnek değil mi sizce?
***
Eğer bu dediklerimiz doğruysa Türkiye, Milli Güvenlik Kurulu stratejisi doğrultusunda yeni bir dönemece giriyor.
Laik cephenin genişleyeceği ve Türkiye'yi şeriat esaslarına uydurmak isteyenlerin güç kaybedeceği bir dönemeç bu.
İrticayı bir numaralı tehlike olarak tanımlayan Milli Güvenlik Kurulu stratejisinin, hayatımızda ne kadar önemli değişiklikler yaptığını yeni yeni anlıyoruz.